« Home | İktibas [Frank Sinatra] » | İktibas [izmircadısı] » | Yatmadan önce [Yüz temel eser mi? Yüz fırça darb... » | kimse » | Güle Güle derken... » | Peyami üzerine küçük bir deneme » | Başsağlığı » | Modernizm ve Picasso [Köşe Yazısı] » | Nasıl Bir Yerellik » | Düşünüyorum gözlerim kapalı.. »

Bir yaşmaklı kadın portresi [hikaye]

faruk sinirli bir hareketle bir düziye saçlarını dağıtıyor ve düzeltiyordu. bir sigara yaktı ve düşündü. hemen burdan ayrılmak ve ertesi gün İstanbul'a dönmek istiyordu. - buraya gelmeyi o kadar çok hayal etmişim ki, sırf bu sebeple bile biraz daha beklemeye mecburum. yoksa yarın otobüse atlar, gideridim. Nevzat sesini çıkarmazdı bunu duysa. yüzünde acı bir gülüş olmasa bile daha acı bir takallüs olurdu. faruk ayağa kalktı, nevzat'ın yüzüne baktı. - müsade etse diye geçirdi içinden, bu akşam bu kadarla kalsa, bu akşam ve her akşam! henüz uyumuş olan nevzat bu hislenişi duysa mutlaka fena bir mecraya sapar, faruk'u suçlardı. zamanla suratında belki bir tezyife benzer buruşukluklar oluşur yolunu kaybetmiş acemi seyyahlara benzerdi. faruk ağır ağır ayağa kalktı. mutfağa doğru ilerlemeye başladı. uzaklaşırken "bu akşam onun kusuruna bakılmaz" diye düşünüyordu. koridorda rastgele bir sağa bir sola yürüdü. ne aradığı şey mutfaktaydı ne de o odaya geri dönmek istiyordu. başka bir odaya girdi, en köşedeki tenha döşeğin üzerine çekildi. ... hava iyice kararmıştı ve hafif yağmur yağıyordu. faruk şapkasını ve paltosunu giydi. ağır ağır yürüdü. başında garip bir sersemlik vardı. kısa bir süre sigarasını ceplerinde ve çantasında bulamadı. oysa alnının, şakaklarının atındaki bir nokta, galiba idraki sarhoşluğu o kadar çok istiyordu ki. çünkü hiçbir şey anlamamıştı. epey yürüdükten sonra bu kadın için ancak şöyle bir hükme varabildi: "kendini kaybetmek üzereydi, fakat iyi toparladı." iyi, fakat yeniden davete ne gerek vardı. gene mi şiir dinlemek için, gene mi? hayır! bütün hal ve bu manzara daha başka ihtiraslar salıyordu. faruk meseleyi bir kelimeye sığdırmak istedi: "dengesiz" dedi. hem bu reddeye gelen bir kadında sabit bir ahlak olamazdı. omuzlarını kaldırdı, paltosunun içine iyice girdi: "roman kadını olmak istiyor, mesele çıkarmaya çalışıyor, serbest nede olsa kimseye karşı sorumlu değil, benimle oynuyor." dedi. her hadiseyi en basit şekliyle kabul eden pratik ve kaygısız adamlar gibi düşünmek istedi. - bak dostum, bu kadının film konusu olmaktan başka düşündüğü bir şey yok. kendi hayalleri içerisinde istediği gibi hayal edip istediği gibi oynuyor. o aldanmaya devam etsin, fakat ben kararımı verdim: meşgul olmaya değmez! takallüs: isim eski dil arapça / Büzüşme, kasılma. tezyif: isim eski dil arapça / Bir şeyi değersiz, adi, bayağı, aşağılık göstermeye çalışma, küçültmek isteme.