« Home | trajedi » | takas » | 100 temel eser, topluca :) » | zoka » | hikmet... » | şehrin boş sokakları ıslanır göz yaşıyla... » | de hadi işine yürü » | Bir Bayram Hazırlığı [Köşe Yazısı] » | sitenizin karnesi » | iktibas [bir genç kızın "güldüğü"] »

hey dostum, derdin ne senin?

şimdi efendim, ikamet ettiğim yer beşiktaş, mesaimi doldurduğum yer ise üsküdar. bilenler anlayacaklardır vapur iskelesine gidebilmek için eskiden Yimpaş olan şu sıralar ise Yöre isimli marketler zincirinin bir halkası olan yapının önünden seğirtiyorum. geçen iki üç vatandaşın duvara dönmüş bir vaziyette bir şeylerle ilgilendiklerine şahit oldum. hiç umursamam bu tarz işleri ama meraklandım nedense. yanaştım, hemşerim bende bakayım biraz dedim. git bak yanda da var dediler. cidden bütün duvarı 30 cm arayla afişlerle donatmışlar, adına açık hava müzesi demişler. okudum öğrendim efendim. harun yahya denen abimiz, sağolsun pek çalışkan bi abidir kendileri yaz yaz bitmeyen kitaplarının yanısıra afiş olayına girmiş. halk ona meraklanmışta okurlarmış. düşünmeden edemediğim bir nokta ki geçenlerde bir gece oruç gazi ile de bu mevzu üzerine epeyi tartışmıştık: Allah'ın varlığı bilimsel olarak kanıtlanabilir mi? "Hey dostum! Gel sana Allah'ın varlığını bilimsel olarak kanıtlayalım." yani bu portakal, mandalina değil ki içindeki vitaminleri sayıp prospektusunu çıkarasın. peygamber şey gibi, kimdi adını hatırlayamadım evraka evraka diye bağırarak hamamdan pardon hira dağından çıkıp öyle mi anlatmaya başladı ki sen bak maymun değiliz o halde bizi yaratan olmalı felan diyosun. hatta gelişen bilim, bu efsanelerin hepsini yıktı ve gerçekte canlıların üstün bir yaratılışın ürünü olduklarını ortaya çıkardı diye devam ediyorsun. Madem, Allah tarafından yaratıldığımızı, "iki kere ikinin dört ettiğini" kanıtlar gibi kanıtlayacaksınız. Söyler misiniz: O zaman ne diye cennete ya da cehenneme gidiyoruz ki? Ve neden bu dünyaya "imtihan dünyası" diyoruz ki? eninde sonunda bilim bize Allah'ı göstermedikçe, hadi onu geç cenneti cehennemi gösteremedikçe inanda olur, inanmayanda. bırakın bu işleri ahmet hakan abimin güzel bir önerisi var bu konuda : İnanan, inancının mükáfatını göreceğini düşünerek kendini iyi hissetsin... İnanmayan da kendi rüyalarını görsün... bide diyorum ki okuması yazması olmayan Muhammet peygamber olacağına, astrolog, fizikçi felan biri olsaymış peygamber. bilimsel olarak daha kolay olurmuş halkların iman etmesi. misal genç osman :p nerde çoban, demirci felan varsa yani pozitif bilimden bi haber onu peygamber yapmış Yüce Rabbimiz, ne demek yani şimdi bu...