« Home | istanblog » | yalan bu masallar » | hatalar ve şeyler » | 80'li yıllarda çocuk olanlar için... » | iktibas [029ur] » | hey dostum, derdin ne senin? » | trajedi » | takas » | 100 temel eser, topluca :) » | zoka »

ebelemeç sobelemeç

prometheus benimle ilgili bir düşmanlığı olmadığını söylemiş velakin ben bu yaptığının altında yine bir bit yeniği arıyorum. nedir bende ki bu öfke, bu kin ve nefret mana veremiyorum :) halbuki eski metallica albümlerimi kendisine hediye etmeyi düşünmüştüm istanbula misafir olduklarında.. neyse efendim, bizi sobelemiş bizde görevimizi ifa edelim. 1- Tüm bilim adamları(Galileo, Einstein, Newton, Maxwell, Rudherford, Pascal, Buhr ) saklambaç oynuyorlar? Einstein sayıyor diğerleri saklanıyor.Einstein kimi sobelemiştir? bu soru aklıma bir yiğit özgür karikatürünü getirdi. arşimet ve newton konuşmaktadır. newton’ın elinde bir elma vardır ve ağaca yaslanmış elmayı havaya atarak alaycı bir yüz ifadesiyle arşimeti dinliyordur. bu arada arşimet çıplak ve elinde bir hamam tası olduğu halde newton'a der ki: - lan oğlum buraya bak burayaa!! suyun kaldırma gücünü buldum !! newton şaşırmamıştır. sorar arşimete elindeki elmayı havaya atmaya devam ederek... - peki bu ne elimdeki? - bay ipnee… yerçekimini mi buldun lan!?.. - herhalde… sabah graham aradı. o da bişey bulmuş ama söylemedi.. bir anlık sessizlik, ardından büyük bir hayretle tek bir ağızdan: - vay ipneee !!!.. neyse sorunun cevabı bence einstein o sırada izafiyet üzerine çalışıyordur, kime göre ebe kime göre sobe diye darlanırken diğer amcamlar okeye dönmektedirler. ben sadece mızıkçı olduğu için Buhr'u oyuna almayacaklarını düşünüyorum ama mutlaka o yancıdır. durum böyleyse Rudherfort sobelenir. 2- Okuduğunda seni en çok etkileyen kitap? okuduğumda beni en çok etkileyen kitaptan ziyade bir yazı vardır. Dergah dergisinin eski sayılarından birinde rastlamıştım. biz sizinle ne kadar güzeldik isimli bu hikaye beni kendilerine karşı büyük bir aşka sürüklemiştir. ama illa kitap olarak sorulduysa bu soru, lise 1 de okuduğum dostoyevski'nin ezilenler'i beni kâfi miktarda etkilemiş ve hayatımın akışını değiştirmiştir diyebilirim. halen daha Nelly ve Vanya benim için ferhat ve şirin'den önce gelir. bu kitabın çerçevesine giren bir çok sosyal olayda etkilidir bu denli etkili olmasında lakin bunlar konumuz dışanda kalmalıdır. 3- Takip ettiğin dergi? abone olduğum hiç bir dergi yok. her ay kitapçıdan milliyet sanat, cey sanat, rh+ sanat, artist, beşiktaş dergisi alırım. sık olmamakla birikte penguen, leman, lombak vs mizah dergileride alırım. gerçek hayat ve kitap postası abone olmamama rağmen sağolsun her çıktığında gelir, bunları daha bayiiden hiç almadım. burdan burcu hanımı ve asım gültekin'i tekrar saygı ile anlalım. edebiyat dergisi olarak en sık takip ettiğim dergi ise sn. Şair Mürsel Sönmez'in yayın yönetmenliğini yaptığı, bizim dergimiz bir Nokta dır. 4-Günlük gazete? internet üzerinden mutlaka her gün takip ettiğim gazete Sabah'tır, ayrıyetten hoşlandığım tek gazetedir. haricen bazı yazarları dolayısı ile Hürriyet ve Akşam gazetelerine de haftada 4-5 kere göz atarım, yazarları takip ederim. üsküdar temsilcisi çok yakın arkadaşım olduğundan torpilli bir şekilde milli gazete, vakit, yeni şafak ve yeni asya gazeteleride elime ulaşır, bizde göz atmış oluruz. ama işim gereği neredeyse bütün ulusal gazeteler ve bölgemdeki yerel gazeteleri incelerim, incelemek durumundayım zaten. 5- En yaramaz çocukluk anım? ufak çocukken çok usluymuşum gibi klasik bir söylemim olucak. ama ilkokulu bitirmek üzereyken kardeşlerimi kıskandığımdan olsa gerek yeter bu ağır başlılık diye kazan kaldırsamda dişe dokunur ilk yaramazlıklarım lise son sınıf zamanlarına rastlar. çocukluğuma dair bir kaç bişi söylemek icap ederse, m.ihsan ile sanırım 91 seçimleri sırasında - ben o zaman 8 yaşında oluyorum- büyük bir teneke varilin içinde sigara içmeye çalışmamız bunlardan sayılabilir. o zaman beceremedim bıraktım :) sonra lise 2 de içmeye başladım, sıkı bir tiryaki sayılırım şu sıralar. ama en derinlerde olan şey, küfretmeyen çocuk karizmasını yıktığım andır. öğrendiğim ilk küfür olan "s...r git" kelamını eviminizin arkasında kendi kendime tekrar ederken anneme yakalanmamdır. zaman zaman gidip oraya bu öğrendiğim küfürü tekrarlayarak - deli gibi- deşarj olur sonrada kimsenin yanında kötü söz söylemezdim fakat o günden sonra bu artık aile içerisinde alay konusu olduğundan yalnız başımada küfür edemez hale geldim. utanıyorum napiiim :) 6-Tv yapımcısı olsam yapmak istediğim program? bu soruyu uzun uzun düşündüm, sanırım nihat genç'in sky türk'te yaptığı gibi bir program yapmak isterdim. hep ben konuşacağım, kızacam, sövecem, ağzımdan köpükler fışkıracak felan :) bir de bu sabah tv makinasının reklamını görünce oraya konuk olmak istedim birden :) şaka bir yana keşke ben yapmış olsaydım dediğim tek program Metin Uca'nın kanal 6'da başlayıp sonra Star Tv'de devam ettiği sonrada ecevite yolladığı haka dansları nedeniyle yayından kaldırılan -yanlış hatırlıyor olabilirim ismini- Günaydın Türkiye isimli programdır. hatırladıkça içime neşe dolar, hey gidi derim. Sobbelenenler bu kısma öncelike cemil beyefendiyi yazmalı. ardından yusuf efendiyi eklemeli. sonra sayın Ekber N. Necef'i saygıyla anmalı, dün gece epeyce üzdük sanırım kendisini, hakkını helal etsin :) ardından hayal kurma noktasında idmanlı olan arkadaşlarımızı katarak mevzuya, bütün yazarlarından teker teker cevap istemeli. son olarakta kabul buyururlarsa culdesac hanımefendi'yi davet etmeli..