« Home | bugünkü falım :p » | Şşş sus bak sessiz ol » | bu sene şampiyon görelim sizi... » | [poetikhars] Kuun - sayınsevgili biladerim... » | Başkasının Ölümü » | teşekkürler güzel abimler » | "mayıs" geldi, böyle oldu... » | bir gün bir çılgınlık edip :) » | bazen.... » | Başkasının Ölümü v0.1 »

gül gübre ister

(necip fazıl'ın anısına ... ) cumartesi günü tiyatroya gitmeden evvel, yusuf abiyi aradım. çiğ köfte yiyelim dedi. cağoloğlunda tarif ettiği adresi bulup ofise girdiğimde masada ihsan süreyya sırma şu olayı anlatıyordu: adnan keskin ile üniversitede oda arkaşayız. o çetin altan'ın yazdığı akşam gazetesini okur ben üstadın yazdığı yeni istanbul. adnan bir gün sizinkiler halkı kandırıyorlar diye elindeki yeni istanbulu bana uzattı. devam etti sonra: üstat masada oturmuş şeriatı anlatıyor, hanımı en ön sırada mine etekli haliyle onu dinliyor. bu ne biçim iş. verecek cevap bulamadım. akşam türk ocağında üstatla yaptığımız toplantının akabinde bir fırsatını bulup bu olayı anlattım ve ben arkadaşıma cevap veremedim. akşam beni bekliyor. uyumayacakmış. ne söyliyim ona dedim. masadakilerden çıt yok. üstat agresif bir adam. ne yapacağı belli olmaz. bi taraftan arkadaşlar bana sitem ediyorlar böyle soru olurmu diye. üstat sakin bir şekilde ama gür bir sesle: biz bir gül bahçesi için uğraşıyoruz. gül büyürken gübre ister, işte o gülün dibindeki bok benim. arkadaşına böyle söyle. bu arada cumartesi günü uzun zaman sonra selim abiyle görüştüm. kendisini ziyadesiyle özlemişiz. hatta sayın yusuf armağan'a katılıyorum, öykülerini kitap yapsın selim abi, bu gençliği fatma karabıyık öyküleri okumaktan kurtarsın :)