« Home | uçurtmam var, allı pullu » | şapır şupur beni öp, çıtır çıtır beni ye » | gel aşkım gel, sağ yap gel » | hay ağzını yiyim senin özgür :) ya da 029ur » | konağın çöküşü » | atlas libas aldım bit pazarından... » | gül gübre ister » | bugünkü falım :p » | Şşş sus bak sessiz ol » | bu sene şampiyon görelim sizi... »

27. tümen yürüyüşü

şimdi bu insan kişisi acayip bi kişi. yani düşünün hem insansınız, hem bu acayipliklileri siz yapıyorsunuz hem de size hayret veriyor bütün bunlar. neyse kedinin kuyruğuna elma suyu dökmek gibi garip bi mevzu bu. diyeceğim şu arkadaşım, mesela çok sık gittiğim bir cafe vardır, çay bahçesi yada lokanta neyse, artık orası "senindir". hadi benim lokantadan yiyelim bu gün, sizden başkası gitmezmiş gibi, hadi benim gittiğim cafe de oturalım felan. yada güzel bir şarkı çalar, "senindir" o şarkı. etrafı susturup dinleyin benim şarkı çalıyor dersiniz. yada sevgilinize fısıldayıp -ki genelde hanım arkadaşlar yapar bununu :)- bu şarkı bizim olsun mu der, ve o "senindir" artık. eğer o şarkıyı başka bir hanımla hasbelkader dinlerken yakalarsa kafanıza terlik yersiniz. beğendiğiniz arabadan bahsederken abinize, benim arabam 3500 beygir felan dersiniz. bu sahiplenme örneklerini çoğaltmak mümkün. bir adım ötesi o sizin olan şeyi, değiştirme arzusudur. mesela o çay bahçesi sizin oldu ya, "veysel abi şöyle girişe iki saksı cam güzeli koysak, akşam güneşi vurunca açsalar" felan demey başlarsınız. meftunu olduğunuz cafe nin yazar kasasına dantelden hitit fiskos yapasınız gelir. yada abi bu duvar bu renk mi olur ya diye yakınırsınız. heh burda duruyoruz. bütük uğraşılar sonucunda konuyu renge getirdik :) efendim [...], hüzün ki en çok yakışandır bize demiş hazret, lakin biz biraz daha neşeli görmek isteriz sizi, böyle siyahlar içinde değil de cıvcıvlı renkler isteriz , sigaraya uzanmaya hazır efkarlı ellerle değil de, heyecenla ve neşeli parmakla yazınız lütfen diyebilmek için iyi bir altyapı hazırladım, emeklerimiz boşa gitmez inşallah :D