« Home | bu ne şimdi » | kore tribününden » | bir poğaçanın hicaranına erimeyen kar tanesi gaze... » | faruk'dan maç yorumu » | N-Marmaradan maç yorumu » | QAZAQ'dan maç yorumu » | Trinidad&Tobago olley » | bir mail :) » | ah. » | sen daima içi dolu adamsın »

imdat zekeriya beyaz imdat

bu gece n. marmara ile üsküdarda mc donalds ile mado arasındaki kıytırık yolda bir hacı amca gördük sayın seyirciler. maşallahı vardı. mis gibi güzel hacı yağı dediğimiz esasntan sürünmüş, sakalının etrafı traşlanmış, kafasındaki sarık bembeyaz. bu hacılar kendilerine çok iyi bakıyor dedi n.marmara. metroseksüelliğin tarihinin aslında bu tarikatların incelenip yeniden ele alınması gerektiğini düşündüm o anda. sahiden kendilerine en çok bakan insan zümrelerinden birisidir bunlar. sonra bir çoğu göbeklidir. benden daha fazla vardır göbeği. dünya hayatının bir imtihan olduğunu, tamah edilesi bir yaşam olmadığını, hepimizin gidici olduğunu felan anlatsa, o vakit kıçınızla gülersiniz. işte o kadar dünyevidir bu tipler. ne kadar nimet varsa hepisinden faydalanırlar. bir çoğu 4 kadın ruhsatını dibine kadar kullanır felan. ama benim söyleyeceklerim aslında bu değil. kimsenin uçkurunda gözümüz yok. bugün bir blogger dediğimiz benim bu yaptığımın aynısını yapan bi hanımkızımızın filikırdaki fotoğraflarına baktım. kesinlikle kendimi röntgenci hissetmedim çünkü kendileri artık fotoğrafları gibi kamuya malolmuş bir hanımkızdır. bize küçüklükten beri yanlış öğretilen ve artık refleks haline gelmiş bir durum vardır. hoş bir tabir değil kullanmıyacam. ama hani bizim bi tesettürlüdür laf atmayalım tarzında gösterdiğimiz incelik kadar kendi durumlarına hassasiyet göstermiyorlar. e banane değil mi. ben kısa kısa gördüklerimi anlatıyorum zaten. hem bana ne o değüşük baş bağlamasıyla birlikte yaptığı değüşük metlaci kokan el hareketinden. hem de eli bir namahremin omuzundayken :) takılmıyoruz bunlara bize ne canım... biz de artık cılkı çıkan -evet daha 4 ay olmadan uzman kesildim- bloglama hadisesi cilalı taş devridir eğer mırc taş devri ve msn yontma taş devri ise. bir çok insanı hiç tanımadığınız halde tanımaya başlıyorsunuz. muhabbet besliyosunuz felan gibi geyikler yapmıyacam bu tanımlamanın ardından. bunlar hep yapılıp edilen şeyler. ama toplumsal bir çok hödüklük benim gözüme daha çok çarpıyor. bu sıralar dine diyanete sardık hep bu tür şeyler gözüme çarpıyor. orda burda abidik gbudik alıntılara rastlıyorum. şimdi bir yazı giriyoruz ya - alem post diyor- üzerine, kıyısına, içine bi yere bir alıntı koyuyoruz. çok güzel. ben çok seviyorum bu alıntıları. bir zaman sonra farkettim ki artık Kur'an daki ayetlerde iyi bir şairin güzel mısraları gibi alıntılanır olmuş. yazarımız aşkla ilgili bir durumdan bahsediyor, alıntımız aşk üzerine bir kaç ayet felan. ilahi metinlere değişik bir yaklaşım. din adamları bu duruma kızar mı bilmiyorum ama bizim gözümüzdeki yerini belli etmesi açısından bir gerçeklik olarak bir yerlerde duruyor işte. aslında çoktandır zaten kütüphanelerde "sağlam kitap" hükmünde "kelimeler ve şeylerin" yanında duruyor. birileri bir gün elbette keşfedecekti. bu muhabbete kadar namazında niyazında biriydi sadece benim için. bi suredeki cennet tasvirinden başladı da konu cennete geldi. hangi sureydi hatırlamıyorum. zaten muhabbete öyle bir girdi ki bir çok şeyi hatırlamıyorum. ama konuşmanın sonunda öyle bir intiba kaldı ki aklımda, cennet dediğin yer sırf abaza dolu. ortada çıplak huriler fink atıyo, tuttuğunu atıyosun bi ağaç altına. ya nedir bu bayağılaşma anlamadım. şimdi orada ahlak kavramı yok mu. burda otobüslerde fordculuk edepsizlikken, takvadan doldun taştın cennete gittin, fordlamak serbestmi olucak mesela. tobe neuzu. bunları düşünüyorum die aforoz edilmem inşallah. bir parça armağan ediyorum size en son olarak, yani bu postun en sonu. serdar ortaç - okumakla adam olunmuyor :D