« Home | KAİHL Okul Binaları Yıkılıyor » | yol aba khı yar » | Güherçile Şiirler » | keşke, oyunlar oynamasaydık. üzülmeseydi şarkılar.... » | 1 Temmuz » | wunderbar Lehmann » | Sayın Fahri Ormanlı'yı göreve çağırıyorum. » | Çaprazlama Bir Köprünün Ahengi Üzerine » | şakayla karışık Sadri Alışık » | hüzün ki bazı topraklara başka türlü iner »

off the record

efendi efendi gazetemizle uğraşırken dün yani cumartesi günü, beşiktaş akaretlerdeki üst gecitte içimdeki canavar ile merhablaştık, sonra epeyi bi kaynaştık. alıştık birbirimize bile denebilir. meğer ben çok fena bir şekilde magazinci olucak kapasiteye sahipmişim. bunu ben öğrendim, şimdi siz de öğrendiniz e artık şenay düdek'inden öğrenmesi şart oldu. sayın sevgilibiladerim ile çok sıradan abi kardeş muhabbeti ile kah ablak ablak kah mal mal etrafı keserek üst geçitte ilerlerken birden ben -lan! oldum. sayın seviglibiladerim - evet onlar diye tasdikledi. sonra reflekslerim harekete geçti, fotoğraf makinası ulaşamayacağımız uzaklıkta olduğundan hemen 2 megapixel kameralı cep telefonlarımıza uzandık. şık şık fotoğrafladık. sonra ne oldu, hiç bir şey. ben şu anda bikinili kızları seyretmekten sıkılmış bir vaziyette internet cafe de süper mario oynuyorum. bize bir faydası olmadı bu durumun yani. hakkını yemeyelim, fotoğraflarken hayvani bir haz aldığımı saklamıyorum. dün gece yapacak bir şey bulamayınca, üst geçit refleksime felsefi altyapılar denedim, uyduramadım. insani merak ve özel hayatı rantabıl bir şekilde afişe etme gayesinin fevkinde daha aklı başında bir amacımın olmadığının farkına vardım. bütün bu gelişmelere fotoğrafladığımız çiftin sarmaş dolaş olmasının hiç bir artı değer katmaması beni elbette şaşırttı. yani bu benim yapabileceğim en büyük haberdi, yatak odalarını basacak kadar ileri gideceğimi hiç sanmıyorum. hanımefendi tesettürlü olduğu için bir sahilde bikinili, tangalı fotoğraflarını da çekemem. (içses: lan bi çekersem süper olur aslında nihahah) beyefendi ise zaten yurtdışında mı yaşıyordur nedir. yani aklımın bir köşesinde öyle bir bilgi var, doğruluğunu teyit ettirmek lazım vaşinton bürosuna :p bütün bunların yanında bu iki insanın bu halleri ulusal basında gündem de oluşturmaz zaten. belki blogger camiası arasında ufak çaplı bir sükse yapabilir ama bu aksiyon da beni serinletmez. son tahlilde elimde sarmaş dolaş bir çiftin fotoğrafları var. (ikinci defa hiç bakamadım utanıyorum kendimden çünkü) evet bir de vicdan azabı var. sonra magazinci bir canavar varmış içimde, bunuda sayalım. dünya çizgi çizgi değilmiş, bu var bide öğrendiğim. ne yapayım şimdi ben bilmiyorum ki... bir not: mail kutumda tek satırlık bir mail bi de "insanlar çeşit çeşitmiş değil mi faruk bey?" ilahi bir uyarı mıdır nedir anlamadım. açıkcası teleşlandım :) iki not: sayın nadir marmara telefonuna cevap veremedim doğrudur, ama daha sonra da ben sana ulaşamadım umarım mühim bir mevzu yoktur. üç not: sıkıldım burdan, eve dönmek istiyorum. bu yerde denize girmeyen iki kişiden birisi olmak, dahası diğer denize girmeyen dallamanın abisi olmak... çekilir durum değil...