« Home | Son Ali » | bir beyaz kağıda ne yapılabilir? » | Dinazorların nesli neden tükendi... » | şiir, biraz şiir » | Template for Yazıhane v.1.01 » | buyurun efendim... » | Bütünün sırrı bilinmeden parçalar tam ve doğru bil... » | Hepsi bu... » | ayıpsa ayıp » | Dino Merlin - Burek »

Bütünün sırrı bilinmeden parçalar tam ve doğru bilinebilir mi? 2

birinci bölüm “ 19 Ağustos 2002 Perşembe “

II.

/ ertesi gün /

...

Uyandığımda aslı astarı olmayan bir hadisede, gururum benden bir müdaafayı ne hakla arzu eder diye düşünüyor buldum kendimi. Gece haberim olmadan nasıl da içime dolmuştu bu düşünceler. Birdenbire nasıl da uyandım? Odamın kapısı açıktı, tam karşımdaki tabloda kızın dizinde bir teneke kutu ve üzerindeki yere paralel saçılmış çiçekler hala hiç solmayacalarmış hissi veriyorlardı, her izleyişte yeni keşifler, her yeni keşifte yeni lezzetler sunarak. Dört defa uyandığımı hatırladım sadece geceye dair. Sancım mı vardı diye geçirdim içimden, boğulur gibi bir sesle nefes alırken. Ağzımı açıp, büyük hava lokmaları yutarak rahatlamaya ve kendi haline bırakmaya çalışıyorum beynimi.

Kahvaltıdan sonra tekrar durağa doğru yola koyuldum. Dün otobüsten indiğim duraktan muhtemelen dünkü düşüncelere paralel düşüncelere dalmak için bugün tekrar binecektim otobüse. Bir iki derin nefesten sonra düzelen teneffüs ritmine kabul ve red hallerinden hiçbirini benimsemeden, bütün ihtimallere karşı "saygı" telkini dahilinde hareket etmeyi uygun bulmam eklendi yeni olarak. Bu sabah parçalar biraz daha birleşiyordu. Düşünüyorum, beni sıkıntıya sokan bu iftiraların sahibi kim olabilir? Hatrıma hiç kimsenin gelmemesine karşın kesin bir his vardı ki içimde, merak ediyordum. Esmer miydi? Saçları uzun muydu? Alt dudağının solunda ben var mıydı? Sorulara cevap bulamadıkça isyanım artıyordu. Bana yardım etmesi lazım gelen kutsadığım bütün herşey neden yoksunuz? Yoksa sizi kendi hayal dünyamda ben mi yarattım? Omuzlarımı silktim, bilmiyordum. Zıt ihtimaller arasında kararsızlığın cehennemine düşüp olası hareket anında referans noktası bulamamaktan korktum. Zekamın ilk hamlesi ile kopardığı verilerle hareket etmem, iki dostumdan hangisinin ölüm haberi gelse, diğeri için müjde olması gibiydi ki, ben bunu kabullenemezdim!

Eğer zekanın işi sadece madde ile oynamaktan ibaret olsaydı, onun mahiyetleri anlamaya kadar varmayan iştahı kısa süreli ve ufak ilişkilerle doyabilirdi. Şimdi ayakkabının kördüğüm olmuş bağını çözmeye çalışıyordum.

Bir bestekar olamayacağım ortada, öyleyse iyi bir aranjör olmalı diye düşündüm. En azından yeni bir bir nota yazmaktansa, var olanlarla yeni bir şarkı söylemeliyim. Alnım tekrar donuklaştı. Nerden alıştım alnımı cama dayamaya? Bu sefer alt çenem ve dişlerim birbirine vuracak kadar titriyordu. Dün olanları düşündüm. Inkar konforunun cazibesine aldanmama nasıl da sahip çıktı gece, bir istihza ile gülerek maskelemeye çalıştım şimdi bilmem kimden utancımı. Sahi ben kimden utanıyorum şimdi?

-bende benden başka bir ruh varmı?

Hareketlerimi kim kontrol ediyor, kimden utanıp kimden saklanıyorum? Bu sorulara cevap olmalıyım yoksa dün ve bugün arasında bozulan muhakemenin öylesine zayıf ve bitkinlikten hangi ihtiyacın neticesi olarak koyu bir zemin üzerindeki gölgelerin kıpırdanışlarına malik olan kuvveti olabildiğince anlamak pek zor olacak! Inkar ederken, kördüğüm olmuş ayakkabı bağını kopardığımda ki rahatlığı duyamayacağım aşikarken şimdi nasıl oluyorda yorgunluğumdan eser kalmadığına inanan vucudum, iç dikkati arasındaki savaşı yakalayıp uzviyetinden gelen duyguyu bir dinçlik idraki haline çeviriyor? Bir ceviz katılığında beynime giren bu soruları yol boyunca kıramıyor, ezemiyor, hazmedemiyordum.

Bu yorgunluk duygusunun yalancı bir dinçlik haline dönüşebilmesi mümkün olabilir miydi ki?

-insanoğlu acizmidir her zaman?

Otobüs camından bakıp "neden?" diyebildim sadece. Yol uzadıkça daha rahat düşünmeye başladığımı farkettim ve yeni çıkar yollar bulmak uğruna uzattıkça uzattım hayallerimdeki prensesin saçlarını. Ruhumun içinde kaybolmayan şeyleri neden dışarıda aramıyordum. Kendi kendimde eksik olmadığına emin olduğum halde bende varlığıma ilişkin bu güvensizlik neden kaynaklanıyordu? Anlatacaktım, herkese bütün bu isnat edilenlerin sahte doğrular olduğunu, hüvviyeti, karekterimi.

Sen Bana yardım edeceksin,biliyorum dedim.

devam edecek...