<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss'><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095</id><updated>2009-06-27T07:14:41.931+03:00</updated><title type='text'>yazihane.org / yeni nesil yazıhane, oraya bekleriz</title><subtitle type='html'>her gece böyle sensiz :p</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://yazihane.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>177</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116242461023538550</id><published>2006-11-02T01:42:00.000+02:00</published><updated>2006-11-02T01:46:46.770+02:00</updated><title type='text'>yazihane.org/yazihane.org</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:180%;"&gt;taşındık efendim, ortalığı süpürdük. az biraz daha çeki düzen verince tam pansiyon (kahvaltı ve akşam yemeği) hizmet vermeye decam ediceğiz.&lt;a href="http://yazihane.org/"&gt; buyrun&lt;/a&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116242461023538550?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116242461023538550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116242461023538550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/11/yazihaneorgyazihaneorg.html' title='yazihane.org/yazihane.org'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116204527484559469</id><published>2006-10-28T17:08:00.000+03:00</published><updated>2006-11-02T01:40:47.553+02:00</updated><title type='text'>F.</title><content type='html'>adeta zahmet vermeyen bir mahmurluk içerisinde çiziktirdiğim bu yazılar işe yaramaz, bunlar üstünkörü şeyler.

...

bugün bayan H. ye mektup yazacağım.  ona yazdığım mektupları buraya kaydediyorsam, bununla bir şeyler elde edeceğimi umduğum içindir:

Sevgili Dostum, mektupları iki kopya yazmaya vaktim yok. daha sağlam bir şekilde kendine güvenmelisin. isteklerine daha yakın kalp atışlarına sahip olmalısın. ah, üzerimdeki lambanın cızırtısı...

...

ancak aşırılıklarla insan nasıl herkesin kendi yokoluşunu kendi içinde taşıdığını ve bundan kurtuluş umudu bulunmadığını, ancak başklarını gözlemlemede teselliye kavuşulacağını farkediyor.

...

sayın F. mektubunuz elime ulaştı. bazen elinize ulaşanların aslında elinize ulaşamayanların birer kopyası olduğunu görürsünüz. madrid'den beklediğiniz mektubun porto'dan postalanmış olması gibi. uzun zamandır duymayı arzuladığımız havadislerin, pek masum ve fakat pek yersiz bir zamanda yabancı bir ağızdan duyuluyor olması beni memnun etmiştir. hürmetimi ve şefkatimi daima üzerinizde hissediniz. sizi hiç olmasa bir otuz yıl önce tanımış olsaydım, mektubunuzu kendime yol edinirdim. ama korkarım zaman dışa karşı katı, içeride ise soğuk bir yapı.

...

halsizliğin doğurduğu sabırsızlık ve üzüntü, bu halsizlik tarafından hazırlanıp, asla gözden uzak tutulmayan bakir ya da bakire, gelecek tablosu ile besleniyor. bu mükemmel insan vucudunun içinde tiksinti arzulayacak bir yan olmasaydı, duygularım bu şekilde inkişaf etmezdi. ben bunu iman olarak kabul ederim.

...

kuma bir çukur açmıştık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116204527484559469?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116204527484559469'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116204527484559469'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/f.html' title='F.'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116156882534167670</id><published>2006-10-23T04:56:00.000+03:00</published><updated>2006-11-02T01:40:15.793+02:00</updated><title type='text'>tanrım, hamdolsun</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/01.0.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/400/01.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;

ramazan insanın aklına orucu felan getiriyor. biz buna şeker bayramı diyelim.

bayram programlarında dansözler olsun. kent ve ülker unutmak istediğimiz adetlerimizi hatırlatan reklam çekmekten vazgeçerek çağa ayak uydursun. bir şekilde an'anelerini sürdüren ailelerin duygularını farklı reklamlarla sömürmeye ise devam etsinler. hadi ben büyüdüm harçlık almıyorum, fakat benden gençler el öpmek için nakit harçlığı şart koşsun. haftanın son iki gününü kaptırmış olsak bile, mutlaka diğer üç günü bir yerlerde, insanlardan uzak bir yerler olması tercih edilir, tatil yapılarak geçirilsin.

nolur, sabah erken zile basmayın. ben şekerleri kapının önüne bıraktım, istediğiniz kadar alabilirsiniz. yaşça büyük olanlar için ise kapıya kocaman "şeker bayramınızı kutlarım" yazılı bir karton astım. altındaki isim ve tarih kısmını doldurup siz de iyi bayramlar diye yazarsanız bayramlaşma ritüelini yerine getirmiş oluruz. ramazanı dün gece beer city'de uğurladık arkadaşlarla, kafam davul gibi, siz mü'minler eminim anlayışlı olacak ve zile basarak beni uyandırmaya yeltenmeyeceksiniz.

(bilen bilir, her sene sonu bayram olan kısa bir tatil yaşarız. tekrar buluşturana hamdolsun.
hepinizin hürmetle bayramını tebrik ederim. )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116156882534167670?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116156882534167670'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116156882534167670'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/tanrm-hamdolsun.html' title='tanrım, hamdolsun'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116121505910210620</id><published>2006-10-19T01:49:00.000+03:00</published><updated>2006-11-02T01:39:18.650+02:00</updated><title type='text'>kütürdet beni letafet</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"bilgeliğini en fazla gösterdiği an, konuştuğu insandan ayrıldığı andı."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;

&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;soru:&lt;/span&gt; orhan pamuk nobel'i edebi kişiliği ile mi siyasi kişiliği ile mi aldı?
&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;bankta oturan adamın cevabı:&lt;/span&gt; bu soruya yannış cevap verirsem, bana da nobel verir misiniz?

&lt;span style="font-size:85%;"&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;bazen, ama not düşelim şimdi değil, güzel sabahlarımız olur. duvarlarımız çok renksiz olsa da sabahlarımız güzel olur. bacaklarımızı rahatça sallayabilir, istersek ıslatabilir, istersek tümden ıslanabildiğimiz, bir teşehhüd miktarı olmasa da, ona yakın oturuşlarımız olur. hani dersin emel sayın gelse, yıl 1967, ancak gözlerini bu kadar parlatacak güzellikte olur. hani dersin, hani sen yine şimdi dizi değdirebileceğim kadar yakında, ya da küllüğü uzatabileceğin kadar uzakta olsan, hani suratını avcuna dayayarak yüzüme baksan, bu kadar güzel olur.

duvarda asılı gazeteleri uçaracak kadar güzel havalar olur. zil çalınca kapıyı açmazsın, cereyan yapar diye de kendini kandırırsın hani. illa çay olur, kokusu illa sana yakın bir yerlerde. "dostum çay piyot?" diye soran bir ses olur. güzel olur, illa pencereden sokağa taşan sigara dumanı.

gülerken seni donduran, seni gülerken hatırlatan fotoğrafların olur. kısa atletinin üzerinde sallanan cevşen, dağınık saçlar, belinden düşmüş şortun ve en fazla iki haftalık sakalın ile kaşınan bir vucudun olur. ama yine de güzel olur. tekrarlarsın akşamdan kalan şarkıyı, akşamdan kalmış şarkı senin kadar güzel olur.kaşına kadar inen teri kolunun tersi ile silerken, sıcak edebiyat, sıcak türkü, sıcak hatıra olur. terini silerken sen, sıcak bir anı olursun.

bazen güzel olur. güzel, bazen olur. kelimelerle oynarsın, gider traş olur randevuna koşarsın. birinin eline çiçek verseler ve işte bak burası orası deseler, bu kadar güzel olur.

bu kadar. bu kadar olur. bu kadar.

&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;"kötü bir iniş, zaferle sonuçlanan bir dağa yükselişi yok edebilir."&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;

&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;soru: &lt;/span&gt;yaşam bize sunulan tek kişilik bir oyun mu?
&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;bankta oturan adamın görüşü:&lt;/span&gt; hepimiz bir başkasının yalanına ortak mı olalım şimdi?


&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;Sevgili Dorothea,&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;

&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;hava iyi olsun olmasın, İzak sabahları havanın durumunu dikkatle inceliyor. havada nem olup olmadığına bakıyor, rüzgarı soluyor, öğlende soğuk olup olmadığına bakıyor. ortamın uygun olduğunu hissettiğinde, ciğerlerini özenle seçtiği bir havayla dolduruyor ve akşam, bu havayı bir şarkı gibi dışarı veriyor. her zaman iyi şarkı söylenemeyeceğini söylüyor. şarkı mevsim gibidir. zamanında gelir...&lt;/span&gt;

&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;başı sola yatık, alt tarafı noktalı kal sabah derslerin sekiz buçukta başladığı günlerde.bir kuş tut içinden , ikiyle çarp onbeş ekle sonra.aslan oğlum aşık olmuş desin annen.sen sabah kahvaltısının derdinde, masayla sandalye arasındaki hava boşluğuna sıkışmış bedeninle bol çocuklu, bol kahkahalı ve bol ışıltılı o lüks kahvaltı salonunda , yarım ekmek peynir derdinde.

ve şimdi hala dersler sekiz buçukta başlıyor, yağmurlu havalarda baş parmağım üşüyor hala. hala aklımda telefonunda ki melodi, hala emel sayın yeşil gözlü, hala güzel.. farkındalığı nasip edene, hamd olsun.

- aslan oğlum aşık olmuş !
- Annee! ekmek arası ..

&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ve salli ala seyyidina âl-i Muhammed, sad salli aleyna mürşidina şah-ı velayet.&lt;/span&gt;


&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116121505910210620?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116121505910210620'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116121505910210620'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/ktrdet-beni-letafet.html' title='kütürdet beni letafet'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116113022836967679</id><published>2006-10-18T03:08:00.000+03:00</published><updated>2006-10-18T03:10:29.460+03:00</updated><title type='text'>Hadi bakalım kim sanatkar, kim ressam! Sanatçısın ya, şimdi seyret beni.</title><content type='html'>&lt;strong&gt;...

Yazgı:&lt;/strong&gt; İnsana estetiğin, sanatın, bir ölçüde de ilhamın geliş yolları var. Doğadan bu ilhamlar bize gelebiliyor. Bir yapraktan bir güneşin doğuşundan filan. Belki de şöyle anlamlandırabiliriz: Direkt gelenler var, doğadan. Doğanın apaçık bir dili var. Bir de, bir sanat eseriyle, bir resimle, bir hatla, bir ebruyla, yani dolaylı olarak gelen var. Sanatta bir şey var insan eline girmiş. İnsan elinden çıkmış. İnsanın birikimi, edimi, çalışması, gayreti giriyor, kültürü giriyor. Dolaylı olan da sonuçta bir duygulanma meydana getiriyor. Hatta bazan çarpıyor.&lt;strong&gt;

Peyami Gürel:&lt;/strong&gt; Anlatmada bir sakınca yok. Orada şuuruna erdim ben zaten... Karadeniz dağlarına çıkmıştık arkadaşlarla, ben de ressamım ya. Dedim ki kendi kendime; sabah vakti, erkenden çıkayım, bir çalışma yapayım, gözlem yapayım. Gün doğmadan bir yer tesbit etttim kendime dağ, vadi iç içe. Fotoğraf çekeyim dedim biraz. Gittim, oturdum, bekliyorum. Durum her saniye değişiyor. Işık oldu. Gölge oldu. Gri oldu, Yeşil oldu. Başka bir yeşil oldu. Her an değişiyor. Ne çekeceğim ben şimdi, ne yapacağım, hangi kareye yetişeceğim. Bıraktım makineyi elimden, seyretmeye başladım. Bana şunlar söyleniyor gibi geldi: Hadi bakalım kim sanatkar, kim ressam! Sanatçısın ya, şimdi seyret beni. Akıllara durgunluk verecek sahneler. Orada insan şunu anlar; senin elinden değerli şeyler yaptırılıyorsa o zaman kıymetlisin kardeşim.                 &lt;p&gt;Yaptığımız işlerin, ürettiklerimizin merkezde olması ve bir süre sonra da onu olduğu yerlerden daha özel yerlere taşıma eğilimi hepimizde var. Ama şunu çok iyi öğrendim; tek bir merkez var. Ve nisbetle dahi bir başka şeyin merkeziliği duygusuna kapılmak çok anlamsız. Çünkü O hep diyor ki "Tek merkez var, o da benim." Gerisi laf. Şimdi bunu hissettiysen ve anladıysan bakıyorsun ki nisbetin de nisbeti var. Bakıyorsun biz güneşin etrafında, güneş galaksinin içinde dönüyor. Galaksiler gruplar yapmışlar, birbirlerinin etrafında dönüyorlar... Kim kimin etrafında dönüyor, kardeşim, kim kimin merkezinde duruyor. Buradan bakışa nispetle diyorsun ki güneş merkezde, ve biz de onun etrafında dönüyoruz. İyi de o da bir şeyin etrafında dönüyor. Dedim ki, dur bir dakika, her şey birbirinin etrafında dönüyor. O halde bir tek O var zaten. Bu onun alametlerinden ki söylüyor insana: Bak! Boşuna debelenip durma ey ademoğlu! Hepsi birbiriyle içice, hepsi alışveriş içirişinde bütün bunların üzerinde bir tek ben varım, gözünü bana çevir. Her şey ona götürüyor.&lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Yazgı / Aralık-Ocak 2002&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116113022836967679?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116113022836967679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116113022836967679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/hadi-bakalm-kim-sanatkar-kim-ressam.html' title='Hadi bakalım kim sanatkar, kim ressam! Sanatçısın ya, şimdi seyret beni.'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116104812707745537</id><published>2006-10-17T04:17:00.000+03:00</published><updated>2006-10-17T04:22:07.453+03:00</updated><title type='text'>Çarşı Siyaha Karşı !</title><content type='html'>Değerli Beşiktaş Taraftarı;

Tottenham maçı için hem tribünde bütünlüğün sağlanması açısından hemde güzel bir görüntü oluşması için herkesten &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;beyaz&lt;/span&gt; giyinmesini rica ediyoruz. Bütün taraftarımızın bu çağrıya duyarlılık gösterip Perşembe günü stada &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BEYAZ&lt;/span&gt; giyerek gelmesini temenni ediyoruz.


Saygılar.

&lt;a href="http://forum.forzabesiktas.com"&gt;forzabeşiktaş.com&lt;/a&gt; admini

(forum detayı için &lt;a href="http://forum.forzabesiktas.com/viewtopic.php?t=48017"&gt;buyurun&lt;/a&gt;)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116104812707745537?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116104812707745537'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116104812707745537'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/ar-siyaha-kar.html' title='Çarşı Siyaha Karşı !'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116104532583958472</id><published>2006-10-17T03:31:00.000+03:00</published><updated>2006-10-17T03:35:26.360+03:00</updated><title type='text'>ilanen duyurulmaktadır</title><content type='html'>sunucularımızdaki teknik bir arıza dolayısı ile, yazıhane içerisindeki ses dosyalarının önemli bir kısmı kullanılmaz haldedir. bir kaç gün içerisinde bu problemi halledip siz müsiki severlere hizmet vermeye devam etmeyi arzuluyoruz. 

unutmayın, biz müşteri memnuniyetini önemseyen bir tükkanız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116104532583958472?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116104532583958472'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116104532583958472'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/ilanen-duyurulmaktadr.html' title='ilanen duyurulmaktadır'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116061319590382402</id><published>2006-10-12T03:29:00.000+03:00</published><updated>2006-10-12T03:34:31.056+03:00</updated><title type='text'>sevgili Lao ile ortak kültür hizmetleri zincirinin ilk halkası</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf" id="audioplayer1" height="24" width="290"&gt;&lt;param name="movie" value="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf"&gt;&lt;param name="FlashVars" value="playerID=1&amp;amp;bg=0xf8f8f8&amp;leftbg=0xeeeeee&amp;amp;amp;lefticon=0x666666&amp;rightbg=0xcccccc&amp;amp;amp;rightbghover=0x999999&amp;righticon=0x666666&amp;amp;amp;righticonhover=0xffffff&amp;text=0x666666&amp;amp;amp;slider=0x666666&amp;amp;track=0xFFFFFF&amp;border=0x666666&amp;amp;amp;loader=0x9FFFB8&amp;autostart=no&amp;amp;amp;amp;loop=yes&amp;amp;soundFile=http://www.buyaka.org/doc/lao/cigrisir.mp3"&gt;&lt;param name="quality" value="high"&gt;&lt;param name="menu" value="false"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/object&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116061319590382402?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116061319590382402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116061319590382402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/sevgili-lao-ile-ortak-kltr-hizmetleri.html' title='sevgili Lao ile ortak kültür hizmetleri zincirinin ilk halkası'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116059980398130307</id><published>2006-10-11T23:49:00.000+03:00</published><updated>2006-10-11T23:50:04.606+03:00</updated><title type='text'>lewis lewis lewis mam mam mam mamy mamy maa maa mamy mama</title><content type='html'>&lt;embed src="http://www.metacafe.com/fplayer/241591/family_guy_annoying_stewie.swf" width="400" height="300" wmode="transparent" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;span size =" 1"&gt;&lt;a href="http://www.metacafe.com/watch/241591/family_guy_annoying_stewie/"&gt;Family Guy - Annoying Stewie - video powered by Metacafe&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116059980398130307?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116059980398130307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116059980398130307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/lewis-lewis-lewis-mam-mam-mam-mamy.html' title='lewis lewis lewis mam mam mam mamy mamy maa maa mamy mama'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116053141991546017</id><published>2006-10-11T04:47:00.000+03:00</published><updated>2006-10-11T05:06:54.473+03:00</updated><title type='text'>Bir Hıncal Uluçvari yazı yazma denemesi: Mardin</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://static.flickr.com/49/171245858_879fbe472d.jpg?v=0"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://static.flickr.com/49/171245858_879fbe472d.jpg?v=0" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://static.flickr.com/49/171245858_879fbe472d.jpg?v=0"&gt;
&lt;/a&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;Önce&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:Arial;font-size:8;"  &gt; Mardin kent merke&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;zi içindeki ön&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;emli noktaları, evleri, medrese&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;leri, kiliseleri, daha sonra ilçeleri Deyrulzafaran Manastırı başta olmak üz&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;ere Dara, Midyat ve Hasankeyf’i için&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;e alan geniş bir alanı gezlmeli. Dünya Süryaniliğinin merkezi olan Deyrulzafaran, su sarnıçları ile Da&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;ra ve yine dünyadaki yaşayan arkeolojik birkaç ş&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;ehirden biri olan Hasankeyf'i de kattığınızda Mardin gezmeye doyulmaz bir şehi&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;r olarak karşınıza çıkar.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Ben dedim, gidiyorum. Hayrola dediler. Dedim Ma&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;rdin, bir başka şehir olsa gerek. Bunu duyunca itiraz ettiler. Uzunca bir Mardin&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt; seyehatinden bahsetti arkadaşlar sonra. Şehir hakkında o zamana&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt; kadar bildiğim tek şey “ Mardin kapı şen olur” türküsü. Sonraları öğreniyor&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;um ki bu türkü de Diyarbakır türküsü. Yola çıkmadan 2 gün evvel oralara gidip &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;gelen bir arkadaşıma danışıyorum , nedir, nerelere gidilir, şehir güzel m&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;i? Öyle bir anlatışı var ki. Ya çiğ çiğ yiyecekler bizi yada betona gömecekler diye dü&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;şünmeden edemiyorsun. Mardin, Güneydoğu Anadolu’da Suriye &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;sınırı. Aşiretler diyarı, ve medenileşememiş insanlar otağı. Çok korkuyor&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;um , bir daha düşünüyorum gidip gitmemeyi. Yıllık iznimi bu şehirde geçirme fikrini bir kez daha gözden geçiriy&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;orum yani.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Taşın insan yaşamındaki yerini, insan emeğinin taş&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;ı nasıl şekillendirdiğini görmek için dinlerin, mezheplerin harman olduğu Mar&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;dine gitmeli. İklimi sert karasal iklimdir. Yazlar oldukça kurak ve sıcak, kışlar soğuk ve kar yağışlıdır. Bu sebe&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;ple tercihiniz, yaz sezonunda Mardin güzelliklerini yaşamak olsun.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt; &lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Gitmek isteyenler için Martur ve Marsoy önerebileceğim otobüs firmalarıdır. Ben yer&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt; bulamadığım için başka bir firma ile gittim. Uzun yolculuğu sevenler için çok keyifli geçeceğine inandığı&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;m ve benim için unutulmazlar arasına giren 20 saa&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;tlik seyahat keyifli başlıyor.. İlk mola Düzce’de Tersan tesislerinde. Sonra A&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;nkara Terminale giriyoruz. Beş – on dk yolcu beklerken sigara dumanın. Halkala&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;r çıkarmaya gayret edip, merakla ineceğimiz şehri hayalliyoruz. Ankara’dan sonra diğer mola Şerefli&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Koçhisar’da. Burası Ankara’nın çıkışı ama o kadar uzun sürüyor ki Mardin’&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;e geldik sanıyoruz. Son durak Urfa Birecik. Ankara Urfa arasında sanırım 8&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt; saat ve mola yok. Biz uyuyoruz zatenbu yol boyunca. Mardin’e girişi ise Kızıltepe &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;ilçesinden yapıyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt; &lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;color:black;"   &gt;Mezopotamya’da sarı taşların egemen rengiyle, &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;color:black;"   &gt;güneşin yansıttığı tonların buğday başaklarındaki zengin coşkusuyla gülüm&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;color:black;"   &gt;ser Kızıltepe...&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;color:black;"   &gt; &lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;color:black;"   &gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;İlçenin en eski adının Dunaysır olduğu geçiyor ka&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;color:black;"   &gt;yıtlarda. Daha sonra Koçhisar adını almış. Artukoğulları döneminde geliş&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;color:black;"   &gt;me gösteren kasaba, Diyarbakır-Musul ve Urfa-Musul yolu üzerinde önemli bir ticaret merkeziymiş. Cu&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;color:black;"   &gt;mhuriyet sonrasında 1931'de Kızıltepe adıyla ilçe merkezi olmuş. 2000 yılı &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;color:black;"   &gt;Genel Nüfus Sayımına göre ilçenin kesin nüfusu 121.302. Kasaba belediyeleri ve köylerin nüfusu 75.819. Mevcut nüfusun %62’si şehir merkezinde geriye kalan %38'i kırsal kesimde yaşamakta&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt; ve ilçede yoğu bir şekilde tahıl üretilmekte, bostan yetiştirilmekte ve küçük ve büyük bas hayvancılık yapılmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;span style="color:black;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;Mardin, mimarisi, sosyal yaşamı, kültürel dokusu ve şehrin kendisi ile gerçekten her göreni büyüleyen bir şehirdir. Mardin yalnız şehir merkezi ile değil, çevresi ile de kültürel bir gezi için ideal bir yerdir.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt; &lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://static.flickr.com/74/171245863_bacb504fe4.jpg?v=0"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://static.flickr.com/74/171245863_bacb504fe4.jpg?v=0" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Mardin’e epeyce rampa ve uzunca bir yoldan çıkarken Kızıltepe arkamızda kalıyor. Rampanın sonunda sağa dönüyor otobüs. Muavin Mardin kalmasın diyince bir heyacan bizde ki, anlatılmaz. İşte karşıdan gelen minübüs gibi fotoğrafın çekildiği yere doğru başlıyoruz Mardin’i görmeye. Bu bölgenin adı Yenişehir. Zamanla, dağın tepesinde kurulan Mardin, nufusu taşıyamaz hale gelmiş ve halk ovaya inmiş. Mardin merkezin aksine son derece modern ve yeni binalar ile kurulmuş olan Yenişehir tarihle , taş evlerle kucaklamadan evvel son durak. Yenişehir, adı üzerinde hemen hemen 10 yıllık bir geçmişe sahip. İl’in sosyetelerinin oturduğu da söylenebilir. Daha çok memurların, başka illerden, ilçelerden göç edenlerin oturduğu bir semt burası. Sinema’da dahil olmak üzere bir çok “şehir” argumanını burada bulmak mümkün. Çok meşhur ve büyük bir tatlıcı var hatta. Burada künefe yemeden Mardin’den ayrılmak yapılacak en yanlış iştir diyenler de var. Biz kadayıf tercih ettik.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Yenişehir ile Mardin arası minibüsle 5 dk bile değildir. Bir kaç virajli bir yokuştan sonra eski taş evlere, sağlı sollu çarşı pazara, meşhur kalaycılar çarşısına, müzeye ve en önemlisi müze önündeki çay bahçesine ulaşıyorsunuz. Neden en önemlisi müze önündeki çay bahçesi ? Mardin demek sadece tarihi dokusu, 8 farklı toplumun bir arada yaşaması, şehir merkezlerinin ovalarda değilde hep dağın zirvelerinde kurulması demek değildir. Mardin demek halkın sıcaklığı, yardımseverliği, huzuru ve güveni demektir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Gittiğimiz günden vedalaştığımız güne kadar belkide hayatımın en güvenli haftasını geçirdim diyebilirim. Kaldığım 8 gece boyunca, her defasında farklı bir şeye şahit oldum, şaşırdım . Gece 12’de çıktığımız sinemadan hiç tanımadığımız bir yer olmasına rağmen çok rahat biçimde kaldığımız yere döndük. İlk geceden bunu denemek istememizin nedeni elbette gelmeden önce bizle görüşlerini paylaşan arkadaşların dürüstlüğünü sınamak değildi. Yine aynı saatlerde diğer günler çay bahçesinden, Celal abimizin yanından dönerken bir minübüs, çalışmıyor olmasına rağmen bizi kaldığımız yerin kapısına kadar bırakması ve bir tek kuruş para almaması sanırım demek istediklerimi anlatmakta yardımcı olur. Alış-veriş yaparken eski esnaftan mal almaktan kesinlikle kuşku duymamayı öğrendik bir kaç gün sonra. Bilhassa Cumhuriyet meydanında Kim-Kim Kuruyemişden. Yörenin mavi renkli meşhur bir badem şekeri var, çok lezzetli, özellike mırra içtikten sonra. Kuruyemişçiyi işleten Halit, ilk günden itibaren bizim en büyük yardımcılarımızdan biriydi. Hem önünden her geçtiğimizde sağolsun badem şekerinden kabak çekirdeğine kadar cebimize kuruyemiş doldurması ve “abi gezerken çitlersiniz, canınız sıkılmaz” demesi hem de gezilmesi elzem olan yerleri bir bir tarif etmesiyle şaşırtıyordu bizi. İlk şaşkınlık ise otobüsten indiğimizde görenlerin hoşgeldiniz demesiyle yakamıza yapışmıştı zaten. Bavullarımızı taşımak için izin isteyenden tutunda , yer sorduğumuzda oraya kadar bizi götürene kadar bir sevgi çemberi içinde kendinizi kıymetli hissediyorsunuz, biz hissettik :) “Suratlarına sakın bakmayın, sizin yanınızdakilere bakarlarsa sakın sesinizi çıkarmayın” tarzı nasihatlerin ve korkutmacaların ne kadar yersiz olduğunu ispat etmek istercesine vargüçleriyle biz misafirlerini ağırlamaya gayret etmeleri, duyduğumuz muhabbeti artırdı. “Biz” den kastım o an ve herhangi bir anda Mardin’de bulunun herkes için. Maddi hiç bir şey beklemeden gösterdikleri misafirperverliğe karşılık, bir çay içimi sıcak muhabbetinizi esirgemeyin yeterli. Tek arzuları: Dışardan gelen kim olursa olsun tanımadığı bu yer hakkında artık kötü önyargılarla gelmesin. Benim yapmaya çalıştığım da aslında bu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Nufusu az , herkes birbirini tanıyor. Böyle bir ortamda dolayısı ile yabancı olduğunuz çok belli oluyor. Şehire girer girmez herkes güler yüzlü ve acaba nasıl yardım edebilirim kaygısı ile yüzünüze bakıyor. Turistin en çok korktuğu şey kazık yemektir. Mardin’deki 4. günümde bütün öğleden sonra yediklerim müessenin ikramı oldu. Turistik Et Lokantası’daki Salim abi, bizi görünce “içli köfte yeni çıktı gençler” , Halil “çi köftemiz taze Faruk, bi tadına bak” Halit “çitlersiniz gezerken, kabak çekirdeğide alın” derken hep samimi bir şekilde ikramda bulunmanın keyfini yaşıyorlardı. Söz açılmışken nerde ne yenir?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;  &lt;p&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;Mardin gerçek anlamda bir müze şehridir. Bir kalenin üzerine oturtulmuş olan şehir, eski ve yeni olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Mardin in 1960'lı yılların sonunda şehrin tamamının SİT alanı ilan edilmesiyle şehir içine yeni inşaat yapımı yasaklanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Öncelikle yöresel yemekleri tadmalısınız. Beğenmeyeceğiniz sanmıyorum. Yoresel yemekler konusunda kalitesine güvenebileceğiniz ve nisbeten diğer yerlere göre daha uygun olanı Turistik Et Lokantası&lt;b&gt;.&lt;/b&gt; Açıkcası kalite konusunda diğer yerlerle hemen hemen hiç fark yok. Sadece servis konusunda biraz daha bildiğimiz orta tabaka lokantası. Ama garsonundan sahibine kadar herkes müşterisine karşı çok özenli. Manzarası tek yönlü merkez minibüs yolu, Cumhuriyet Meydanı. Hemen karşınızda Mardin Müzesi. Şehre ilk ayak bastığınızda bizim gibi, hem açlığınızı dindirmek hemde şöyle bir ortamı kesmek için çok uygun bir yer. Menüde neredeyse bütün yöresel yemekler var. Ben tercihimi Mardin tabağından yana kullandım. Seçtiğinzi yöresel yemekler birer parça olarak tabağa sıralanıyor. Üzerine nar şerbeti dökülerek zenginleştirilmiş çoban salatası, bu kadar sayfa daha yazarak anlatabileceğim enfes ayranı ve iyi temizlenmiş taze soğan ile beraber servis yapılıyor. Her yemeklerinde et mutlaka var, maydonozun olmaması ise mümkün değil.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://static.flickr.com/53/171245861_d3b3e597aa.jpg?v=0"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://static.flickr.com/53/171245861_d3b3e597aa.jpg?v=0" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;font-size:85%;" &gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Tabakta : içli köfte , kaburga pilavı , sembusek , içli köfte , işkembe dolması&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: center;"&gt;
&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style=""&gt;&lt;b&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Bir diğer güzel mekan Cercis Murat Konağı...&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style=""&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Güneydoğu yemekleri denince akla ilk gelenler, Gaziantep ve Urfa 'nın etkisiyle de olsa gerek; içli köfte, çiğ köfte, kebab çeşitleri gibi bol baharatlı ve et üzerine yapılan yemek çeşitleridir. Yani çoğumuz için Güneydoğu yöresi mutfağı demek, kebab demektir kısacası...

Ancak iş Mardin Mutfağı 'ndan konuşmaya gelince. Bilenlerce de hakkının teslim edildiği gibi, Mardin Mutfağı; et ile bulgurun, çeşitli sebzelerin nefis bir uyumla uzun bir zaman diliminde ve de büyük bir emek dökülerek hazırlanan çeşitlemelerin yer aldığı zengin bir mutfaktır. "Mardin Mutfağı" özelliğini; yörede yetişen baharatların çeşitliliği, yemekler yapılırken gösterilen özen ve et ile uyumundan olduğu kadar, hazırlık süresinin uzun bir zaman dilimine yayılmasındaki mistik havadan da almaktadır. Tarçın, Kişniş, Mahlep, Zencefil, Yeni Bahar, Sumak, Pul Biber ve bademi "Mardin Mutfağı" 'na zenginlik katan malzemeler olarak nitelendirebiliriz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=""&gt;
&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;   &lt;!--[if !supportLineBreakNewLine]--&gt;  &lt;!--[endif]--&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;  &lt;p style=""&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Menude neler var ?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=""&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;   &lt;!--[if !supportLineBreakNewLine]--&gt;  &lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style=""&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Nar Salatası
Soğanlı Yoğurt Çorbası
İkbeybet (Haşlanmış içli köfte)
Irok (Kızartılmış içli köfte)
Tarçınlı, Mahlepli Patlıcanlı Pilav (Geleneksel sebze ve et yemeği)
Kişnişli Tavuk Beğendi
Sembusek (Kapalı Lahmacun)
Kabak Dizmesi,Katıklı Kabak Dolması
Tavuklu Safran Pilavı, Tatlı, Zencefilli Limonata&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=""&gt;
&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style=""&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Mardin de baştan sona yürüyerek 15-20 dakika sürebilecek bir zamanda gezebilirsiniz. Araçların tek yönlü çalıştığı yalnız bir cadde vardır. Kendinizi 16.yy da hissedeceğiniz Mardin anlatılmaz yaşanır...&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=""&gt;
&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style=""&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Süryani içli köfte ve zencefilli limonata için mutlaka buraya uğramak zorundasınız. Zencefilli limonata dediğimiz şey bildiğiniz limonata değil. Su içeceğini düşünen birisinin kolonya içmesi gibi, lezzetli ama gözlerinizi yaşartan bir sertliği var. İnce ve zarif olan nedir peki? Söyleyeyim : Garsonlardan Sabri Yılmaz ve İbrahim Anar. Bilhassa İbrahim’e dikkat edin , iyi esnaflık yapar. Konağımızın iki şeker, iyi niyetli ve sevecen garsonu. Bütün yemek boyunca masamızın etrafından ayrılmadılar, en ufak bir eksiğimiz olsa koşup hallettiler. Bir de benden istediklerini bir yapabilseydim : ) Neyse çıkışta bir hatıra defteri var. 19 Nisan’da benim yazım var. “Yaşasın yemek yemek” diye başlamıştım yanlış hatırlamıyorsam. Çıkarken siz de deftere bir şeyler karalamak isterseniz üç aşağı beş yukarı bu tarz bir şey yazacaksınız. İnsan bir daha hayatının hangi sürecinde Mezopotamya’nın ( edebiyat olsun diye değil gerçekten) o büyüleyen manzarısına karşı lüp lüp içli köfteleri yuvarlayabilir ki? İsterseniz alkol serviside mevcut, süryani şarabının şişesi sanırım 15 milyon idi. Ben tadmadım lakin tadanların suratında hiç pişmanlık ifadesi görmedim. Hatta terasta elinde meyve suyu, çay, kahve, şarap ne olursa artık istanbul’dan birini aramak ve hava atmak çok revaçta. Cercis Murat Konağı, Cumhuriyet Meydanı Halk Bankası yanı, Yenişehir’den gelirken sağda. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116053141991546017?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116053141991546017'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116053141991546017'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/bir-hncal-uluvari-yaz-yazma-denemesi.html' title='Bir Hıncal Uluçvari yazı yazma denemesi: Mardin'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116052642261192489</id><published>2006-10-11T03:23:00.000+03:00</published><updated>2006-10-11T03:27:03.246+03:00</updated><title type='text'>magazinciler iftara dadanmış gardaş.</title><content type='html'>pazar günü yazarlar birliğinde bazı abilerimizle iftar ettik. kardeşlerimiz de vardı, onlara da selam ederiz.

sevgili rüştü  hacıoğlu, aramızdaki tek laik faruk'du demiş, iltifat etmiş, eyvallah diyorum :) &lt;a href="http://guzellikuykusu.blogspot.com/"&gt;Alexandre Bey&lt;/a&gt;'e teşekkür ederiz günümüzü kaleme aldığı için. &lt;a href="http://www.cemaat.com/?q=node/2969"&gt;şurdan&lt;/a&gt; buyurun efendim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116052642261192489?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116052642261192489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116052642261192489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/magazinciler-iftara-dadanm-garda.html' title='magazinciler iftara dadanmış gardaş.'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116006308869232731</id><published>2006-10-05T18:44:00.000+03:00</published><updated>2006-10-05T18:44:49.203+03:00</updated><title type='text'>ramazan geldi</title><content type='html'>kendi çapımızda bir ramazan eğlencesi


&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf" id="audioplayer1" height="24" width="290"&gt;&lt;param name="movie" value="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf"&gt;&lt;param name="FlashVars" value="playerID=1&amp;amp;bg=0xf8f8f8&amp;leftbg=0xeeeeee&amp;amp;amp;lefticon=0x666666&amp;rightbg=0xcccccc&amp;amp;amp;rightbghover=0x999999&amp;righticon=0x666666&amp;amp;amp;righticonhover=0xffffff&amp;text=0x666666&amp;amp;amp;slider=0x666666&amp;amp;track=0xFFFFFF&amp;border=0x666666&amp;amp;amp;loader=0x9FFFB8&amp;autostart=no&amp;amp;amp;amp;loop=yes&amp;amp;soundFile=http://www.hepatitze.com/music/sutkardesler.mp3"&gt;&lt;param name="quality" value="high"&gt;&lt;param name="menu" value="false"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/object&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116006308869232731?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116006308869232731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116006308869232731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/ramazan-geldi.html' title='ramazan geldi'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115990938735295884</id><published>2006-10-04T00:02:00.000+03:00</published><updated>2006-10-04T00:04:54.753+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/yildizzz.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 190px; height: 178px;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/320/yildizzz.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:lucida grande;font-size:130%;"  &gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;
bi  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0);font-family:lucida grande;font-size:180%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:times new roman;" &gt;med &lt;/span&gt;

&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0);font-family:lucida grande;font-size:85%;"  &gt;        &lt;span style=";font-family:courier new;font-size:100%;"  &gt;      bi  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:lucida grande;font-size:180%;"  &gt;cezir&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:lucida grande;font-size:180%;"  &gt; &lt;/span&gt;

&lt;span style="font-size:85%;"&gt;
&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;yazsak mı mesala?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115990938735295884?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115990938735295884'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115990938735295884'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/bi-med-bi-cezir-yazsak-m-mesala.html' title=''/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115917884921704480</id><published>2006-09-25T13:05:00.000+03:00</published><updated>2006-09-25T23:25:00.526+03:00</updated><title type='text'>leyla'yı bulak la gardaş</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/bye.0.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/320/bye.0.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
tatile çıktım bi süre, ortalığı süpürüp temizleyecek arkadaşlar. ben bir süre&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;a href="http://blog.karegraph.com/"&gt;burada&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; olacağım. limonu kokteylimin kenarına takmaycam, direk içine atacam.

görüşmek üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115917884921704480?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115917884921704480'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115917884921704480'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/leylay-bulak-la-garda.html' title='leyla&apos;yı bulak la gardaş'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115906584889963951</id><published>2006-09-24T05:41:00.000+03:00</published><updated>2006-09-24T05:44:13.880+03:00</updated><title type='text'>mübarek 11 aylar bitti, hayırlı olsun abi.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/194.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/320/194.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115906584889963951?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115906584889963951'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115906584889963951'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/mbarek-11-aylar-bitti-hayrl-olsun-abi.html' title='mübarek 11 aylar bitti, hayırlı olsun abi.'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115870389522260714</id><published>2006-09-20T01:04:00.000+03:00</published><updated>2006-09-20T01:17:27.803+03:00</updated><title type='text'>sakın taklit etmeye kalkmayın :)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/im.1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/400/im.0.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/im.0.jpg"&gt;
&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115870389522260714?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115870389522260714'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115870389522260714'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/sakn-taklit-etmeye-kalkmayn.html' title='sakın taklit etmeye kalkmayın :)'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115853196460845636</id><published>2006-09-18T01:25:00.000+03:00</published><updated>2006-09-18T01:26:10.180+03:00</updated><title type='text'>göürşelim yine</title><content type='html'>biraz tatil.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115853196460845636?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115853196460845636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115853196460845636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/grelim-yine.html' title='göürşelim yine'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115815612666848272</id><published>2006-09-13T16:59:00.000+03:00</published><updated>2006-09-13T17:02:20.646+03:00</updated><title type='text'>Luzia</title><content type='html'>şimdi gitar olsaydım, size en çok el chorruelo'yu çalmak isterdim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115815612666848272?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115815612666848272'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115815612666848272'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/luzia.html' title='Luzia'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115803178644603210</id><published>2006-09-12T06:17:00.000+03:00</published><updated>2006-09-12T06:29:51.700+03:00</updated><title type='text'>olacak canım</title><content type='html'>hadi şimdi bir şey yapayım ve o süper olsun dediğinde olmuyor. ama hiç olmadık zamanda bir şey yapıyorsun, sonra bi bakıyosun.

olmuş mu abi?
olmuş canım.

fena top oynamazdım. şimdi kilolar artınca koşamaz oldum. fena top oynamadığım zamanlar takım seçmelerinde topa vuramazdım. gazozuna, baklavasına maçlarda üç-beş faydalı iş yapan ben, hoca hadi bakalım seni görelim dediğinde ortada dolaşan yuvarlak şeyi ilk kez görmüş gibi ürkerdim. kaldı ki, kötü oynadığımı hissettiğim zamanlarda bile

olmuş mu abi?
olmuş canım.

oraya buraya bir şeyler çizerken gayrete getiriyorlar. biraz daha yüklen iyi işler çıkacak diyorlar. bu resim bende kalsa olur mu diyorlar, yok ben sana başka çiziyim bu iyi değil dediğim zaman cin ali'den öteye gidemiyorum. bu sıkıntıyla, herkes gittikten sonra

olmuş mu abi?
olmuş canım.

hadi bir iki afilli kelam edeyim, karşımdakinin aklını alayım dediğimde cümle kuramıyorum. birisi duysun diye yüksek sesle konuştuğumda ne diyeceğimi unutuyorum. sen akıcı konuşuyorsun, git hallet bu işi dedikleri vakit bahane bulmak için kıçımı yırtıyorum. bahane bulayım ve gitmeyeyim. gitmeyeyim ve bu güveni harcamayayım. kasınca egzotik yerine erotik diye dökülüyor ağzımdan cümleler ve ben sadece hakkını vererek utanabiliyorum öyle zamanlarda. bahtsızlık diye niteleyenlere, hayır ben biliyorum kendimi diyorum. bu şekilde ve bu amaçla gittiğim her yer, konuştuğum her kişi pişman oluyor. ama geyik yaparken

olmuş mu abi?
olmuş canım.

bu yazdığın iyi olmuş derse birisi, hakketten fena olmamış diyebiliyorum. şaşırıyorum sonra, keşke biraz daha kassaydım diyorum. ama biliyorum kasınca olmuyor, rüzgara bırakmayınca yaprağı güzel savrulmuyor.

olmuş mu abi?
olacak canım.

&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-size:85%;" &gt;sabah ezanını dinlemek herşeye rağmen huzur veriyor abi!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115803178644603210?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115803178644603210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115803178644603210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/olacak-canm.html' title='olacak canım'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115801712233077491</id><published>2006-09-12T02:23:00.000+03:00</published><updated>2006-09-12T02:25:22.893+03:00</updated><title type='text'>yorgun ellerinden dökülürdü nağmeler</title><content type='html'>Adres, numara 248, Kordon...
Naim Palas... İkinci kat...
Cumbada oturuyor Mustafa Kemal.
Sevmez fazla yemeği.
Leblebi var yine önünde...
Garson titriyor. Çünkü çocuk, Rum.
Sesleniyor Gazi, şefkatli bir ses tonuyla...
"Vre Dimitri" diyor, "gel bakayım."
Çocuk, "buyur pasam" diyor, ş'lere dili dönmeyen, kırık dökük Türkçesi'yle.
"Sizin Kosti" diyor... İşgal sırasında İzmir'e gelen Yunan Kralı Konstantin'i kastederek... Sizin Kosti, geldi mi buraya?
Geldi pasam...
Oturdu mu bu masaya?
Oturdu pasam.
Güneş batarken rakı içti mi?
İçmedi pasam.
E o zaman sormadın mı çocuk, ne halt etmeye almış İzmir'i?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115801712233077491?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115801712233077491'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115801712233077491'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/yorgun-ellerinden-dklrd-nameler.html' title='yorgun ellerinden dökülürdü nağmeler'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115801316872848070</id><published>2006-09-12T01:18:00.000+03:00</published><updated>2006-09-12T01:19:29.496+03:00</updated><title type='text'>o senin neyin olur derlerse ne diyeceksin?</title><content type='html'>elif kurtul &lt;a href="http://eliffevlenbenimle.blogspot.com/"&gt;bu deliden &lt;/a&gt;anacım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115801316872848070?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115801316872848070'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115801316872848070'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/o-senin-neyin-olur-derlerse-ne.html' title='o senin neyin olur derlerse ne diyeceksin?'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115800862046671365</id><published>2006-09-12T00:01:00.000+03:00</published><updated>2006-09-12T00:11:33.770+03:00</updated><title type='text'>Bütünün sırrı bilinmeden parçalar tam ve doğru bilinebilir mi? 3</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a href="http://yazihane.blogspot.com/2006/08/btnn-srr-bilinmeden-paralar-tam-ve.html"&gt;birinci bölüm&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a href="http://yazihane.blogspot.com/2006/08/btnn-srr-bilinmeden-paralar-tam-ve_21.html"&gt;ikinci bölüm&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;III.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;/ üçüncü gün /&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;...
&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Çok garip! Olayın üzerinden daha iki gün geçmesine ve bu zamana kadar sadece kendimi sorgulamama rağmen şimdi o’nu sorgulamaya başladım.? Bana karşı duruşu nasıl? Ben yalnız mıyım? Yoksa bendeki diğer ruh varlığın kendisi mi? Bana yardım eder mi?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;
&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sanatçılara, eserlerine ilişkin doğru yahut yalnış yönünde nitelendirme yapamazsın. Ressamın kapısız penceresiz evleri, heykeltraşın elbisesiz kompozisyonları tartışılmaz. Sanatçı zaten var olanı başka bir bakışla anlatan değil midir? Peki, o'nun da bir sanatkar&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;olduğu su götürmez gerçekken bana anlatmaya çalıştığı hakikatler nerde gizli? Bu soruları sorarken aslında kendi kendimi tanıyor olduğumu çok sonraları farkettim. Bu anlar seyrekleşti sonra. Gayret ediyordum, aramızdaki uzaklık artıyordu, çok yakınımda olduğunu bilmeme rağmen. Artık bilincimde kendi ben'im değil, başka geniş ve herşeyle birleşmiş bir başka ben vardı. Bütün kargalar siyah değildi elbette. Ansızın birçok şeyi kavradım. Tahmin edemezsiniz ne büyük şaşkınlıkla ne kadar memnundum. Oysa yolumun hala bitmemiş olmasına hayret ediyordum. Hiçbir makyaj ve tuvalet sevgiliye aramızdaki bu mesafe kadar tılsım katamazdı herhalde. Kendi kendimle hesaplaşırken, bir dansözle hesaplaşmanın ve intikam almanın bayağılığını kavradım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;
&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Gece hiç öksürmemişim gibi rahat uyandım bu sabah hasta yatağımdan. Dün akşam eve döndüğümde bunca yorgunluğa bünyem dayanamamış olacak ki bu kadar rahat bir uyku çekmişim. Fakat bu ümitli bir tablo karşısında hastalığıma aldırmamalıyım. Ben hasta yatarken, uyurken, varken ve yokken yerime bakan ve bana benden iyi sahip çıkabilen vekilimin, bir dansözün hakettiği sevinçten kedere, kederden buhranlı gecelere doğru geçireceği ınklabların safhalarını dikkatle takip ve idare edeceğinden artık kimin şüphesi olabilir ki?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;
&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bundan böyle hayallerimi ve iç dünyamı kuşatan karanlık hava halelerini boyayacak kadar büyük ve güven dolu&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;renk yığınlarım var. Karşımdaki karanlık denizin üzerini bir şimşek aydınlğı ile boyayıp bırakmak istiyorum. Böylece dansözlerin ışıklı spotlarının pek sönük kaldığına aynen şahit olmamak ne mümkün.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;
&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Madem beni koruyup kollayan bir ruh var içimde ve ben bunu yeni farkettim öyleyse mutlak bir pransipte buluşmuş olmalıydık. Dünkü kabiliyetimle bugünü kıyasladığımda, araba gürültüleri ve yan bahçedeki varlığından bi haber gençliğin haykırışları kadar çirkin buldum o halimi. Varlığımı, bendeki ruhu keşfetmiş olmam, gururumdaki yorgunluğu, kopan ayakkabı bağındaki rahatlığı, inkar konforunun cazibesini gelip geçici bir köprü olarak görmeme sebep oldu. Artık aldığım her nefes çam ve deniz kokan taze ve tertemiz bir sabah havası genzimden göğsüme açılan büyük bir boşluğu dolduruyormuş gibi ferahlık veriyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;
&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bütün bu serüvenimde yanımda yer alan, farkındalığıma yardımcı olan,&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;mihmandarıma yani, yani ressam beyefendiye minnet borçluyum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;
&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Garamond;font-size:10;"  &gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;-ben şimdi bahçeye iniyorum.sizi orada beklerim!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;
&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;
&lt;span style=";font-family:Garamond;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 153, 0);"&gt;son...&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;   &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115800862046671365?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115800862046671365'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115800862046671365'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/btnn-srr-bilinmeden-paralar-tam-ve.html' title='Bütünün sırrı bilinmeden parçalar tam ve doğru bilinebilir mi? 3'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115763053941919166</id><published>2006-09-07T15:00:00.000+03:00</published><updated>2006-09-07T15:02:19.930+03:00</updated><title type='text'>aziz yıldırım'ın fenerbacesi neden avrupada sıfır çekti, dan dan dan..  Ali Şen açıklıyo :p</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/K0xx7Aw1ntc"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/K0xx7Aw1ntc" type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115763053941919166?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115763053941919166'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115763053941919166'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/aziz-yldrmn-fenerbacesi-neden-avrupada.html' title='aziz yıldırım&apos;ın fenerbacesi neden avrupada sıfır çekti, dan dan dan..  Ali Şen açıklıyo :p'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115745919134387351</id><published>2006-09-05T15:18:00.000+03:00</published><updated>2006-09-05T15:28:15.066+03:00</updated><title type='text'>Hoşgeldin Ali Serdar</title><content type='html'>sevgili Ramazan'ın cumartesi sabah bir oğlu oldu, hepimiz mutlu mesut olduk. yengemizi ve sevgili ramazan'ı tebrik ediyorum. milletine, devletine, dinine bağlı bir evlat olarak yetişmesini temenni ediyorum. felan filan

çok mutlu olduk yau :)

ismiyle büyüsün derler ya yeni doğanlar için, o vesile ile bir hüseyni nefes ve ardından bir de saba nefes armağan etmek istiyorum. babası ninni yerine okuyordur mutlaka, biz de burdan dinlemiş olalım. Ahmet Özhan

&lt;blockquote style="font-weight: bold;"&gt;bak vechi yare ya Hayy
gelmiş kemale ya Hayy
baki vülayezaldir
ermez visale ya Hayy&lt;/blockquote&gt;

diye başlıyor. ve bir ara taksimden sonra

&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;aynayı tuttum yüzüme&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ali göründü gözüme&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;nazar kıldım ben özüme&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ali göründü gözüme&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;

diyerek bağlıyor ve bitiriyor.

hayır dua niyetine...




&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf" id="audioplayer1" height="24" width="290"&gt;&lt;param name="movie" value="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf"&gt;&lt;param name="FlashVars" value="playerID=1&amp;amp;bg=0xf8f8f8&amp;leftbg=0xeeeeee&amp;amp;lefticon=0x666666&amp;rightbg=0xcccccc&amp;amp;rightbghover=0x999999&amp;righticon=0x666666&amp;amp;righticonhover=0xffffff&amp;text=0x666666&amp;amp;slider=0x666666&amp;amp;track=0xFFFFFF&amp;border=0x666666&amp;amp;loader=0x9FFFB8&amp;autostart=no&amp;amp;loop=yes&amp;amp;soundFile=http://www.buyaka.org/doc/musiki/alievvel.mp3"&gt;&lt;param name="quality" value="high"&gt;&lt;param name="menu" value="false"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/object&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115745919134387351?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115745919134387351'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115745919134387351'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/hogeldin-ali-serdar.html' title='Hoşgeldin Ali Serdar'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115741161441752884</id><published>2006-09-05T02:13:00.000+03:00</published><updated>2006-09-05T02:13:35.336+03:00</updated><title type='text'>darılmak yok sevgilim, bu bizim hikayemiz!</title><content type='html'>ülkenin önde gelen tv ve gazetelerini takip ediyorsanız ve bu ülkenin vatandaşı olmadığınız halde cennet vatanın bir köşesinde kısa süreliğine ikamet ediyorsanız edindiğiniz izlenim sanırım yakın bir geçmişte buralarda darbe olduğu yönünde olacaktır.

büyük tv kanallarının haber bültenlerinde her gece halkın lübnan'a asker gönderilmesine isyanını seyrediyoruz. dün gece &lt;a href="http://www.kanalturk.com.tr/"&gt;kanaltürk&lt;/a&gt;'te yayımlanan &lt;a href="http://www.kanalturk.com.tr/program.php?programlar_id=68"&gt;politika durağı&lt;/a&gt; isimli programda cüneyt arcayürek ile tuncay özkan daha evvel hiç bir başbakana nasip olmayan bir şekilde muhalif konuşmalar yapıyorlardı. beyinsiz bir turist kardeşimiz izlese bu programı, hitlerin, bu kadar zulmü yaptığında bile arkasında halk desteği vardı, tayyip'in arkasında bu da yok... hani bu topraklarda demokrasi vardı, bu bıyıklı adam kral mı? diye düşünebilir açıkcası. örnekleri çoğaltmak mümkün. bugün &lt;a href="http://hurriyet.com.tr/"&gt;hürriyet gazetesi&lt;/a&gt;ndeki &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/5025856.asp?gid=0&amp;srid=0&amp;amp;oid=0&amp;l=1"&gt;bir haber&lt;/a&gt; "başbakana bu ülkeyi bırakmayacağız" ibaresiyle süslenmiş. dahası bir başka haberin altına düşülen yorumlarda bu ülkenin vatandaşları başbakana istikal marşı'nı hatırlatma gereği duymuş sonra da hakarete varacak cümleler kurmaktan çekinmemiş.

tamam, adımız şimdi tayyip'çiye çıkacak elbette. bunda kuşkum yok. ama açıkcası üzülüyorum. sen o kadar oy topla gel ama bi türlü yaranama halka.

yahu kardeşim bu ülke 2001 krizi diye bir şey yaşadı, 94 yılında nisan paketi diye bir bombayı avuçladı bu eller diye hatırlatmalı mıyım bilmiyorum. bunları hatırlatmaya kalkarsan üzerime yapışacak "tayyipçi" yaftasından kurtulabilir miyim, bunu da bilmiyorum. yakın bir örnek olsun diye hatırlatmaya çalışalım, başbakanlığın önündeki yazarkasa eyleminde bile bu ülkeyi sana bırakmayacağız diye bir nida duymadık. anayasa kitapçıkları havalarda uçuşurken, borsa yerle yeksan olurken tv ve gazete haberlerinde başımızın bakanını vatan hainliği ile suçlamadık. o kadar seviyorduk yani başbakanımızı! yaşım müsait değil, bilgisi olan yardımcı olsun. babalarımız yağ ve petrol kuyruğunda beklerken&lt;span style="font-style: italic;"&gt; -ilginçtir, aynı insanlar o zaman da başımıza bakıyordu-&lt;/span&gt; istiklal marşı'nı hatırlatıyor muydu ankara'ya? ya da şimdi, daha bir hafta öncesinde tekrar yaşadığımız rahşan affı diye anılan aftan faydalanarak mapus damından kurtulan bir eşkiyanın diş doktoru bir hanımefendiyi önce tecavüz edip sonrada öldürmesine "nedir bu rahşandan çektiğimiz yeter!" diye mi karşılık verdik. doğuda şehit edilen askerlerimizin &lt;span style="font-style: italic;"&gt;- ki yakın bir zamanda semtimizin evladı, arkadaşımızın dostu kardeşimiz er &lt;/span&gt;&lt;a style="font-style: italic;" href="http://www.milliyet.com.tr/2006/04/08/son/sontur14.asp"&gt;sinan gümüştaş&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;'ı kaybetmişizdir. Allah rahmet eylesin"-&lt;/span&gt; sorumlusu olarak başbakanı gören yurttaşlarımız, tetiği çekenlerin yukarıda bahsedilen afla tekrar dağlara, şehirlere, kırlara çıkanlar olduğunu hatırladığında aynı tepkiyi diğer devlet büyüklerimize de veriyorlar mı?

aslında benim soracağım asıl soru şu: ey tayyipçiler, neredesiniz? tamam anladık, belli bir oy ile meclise girip, yüz kızartıcı bir suçla itham edilip yüce divan'da yargılanan milletvekillerinin taraftarları meydanlardaydı ve onları savundular sonuna kadar. tamam anladık, beyaz güvercin masalıyla yıllarca babalarımızı uyutan sayın ecevit'in taraftarları her zaman meydanlardaydı ve savundular kara oğlanlarını. krizde olsa, terörde olsa tv'lerin mikrofonlarından güveniyoruz size yaklaşımıyla mesajlarını verdiler. halka mikrofon uzatıldığında bu kadar yoğun bir tepkiyle karşılaşmadı yakın tarihimizdeki devlet adamları. hatta devlet hazinesini dolandırmaktan yargılanmış ve suçu sabit görülerek ceza kesilmiş sayın erbakan bile bu denli siyasi soykırıma maruz bırakılmadı, çünkü ona sahip çıkanlar vardı. peki ey tayyipçiler, siz neredesiniz?

anlıyoruz ki: her uzatılan mikrofondan aynı sesler yükseliyorsa, sokaklarda değilsiniz. her şehit cenazesinde hükümete yüklenen mesajlar veriliyorsa, demek cenazelere katılmıyorsunuz ve askerde şehit olan evladınız da yok. danıştay üyesi sayın rahmetli mustafa yücel özbilgin'in &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=187817&amp;tarih=19/05/2006"&gt;cenazesinde&lt;/a&gt; daha evvel rastlamadığımız bir şekilde &lt;span style="font-style: italic;"&gt;-hatta Türk bayrakları kullanılarak-&lt;/span&gt; protesto ediliyorsanız ve neredeyse kovulduysanız cenazeden, demek danıştayda da yoksunuz. 18 temmuz'da beşiktaş spor klubünün kaptanlarından tayfur havutçu'nun jübilesinde oy verdiğiniz hükümetin üyeleri ve aynı partinin belediye başkanlarının tebrik telgraflarına yuh çekiliyorsa, bilin ki tribünlerde de yoksunuz. dahası spor ile ilgili hiç bir yerde yoksunuz.

nerede varsınız peki? medyayı ve günceli takip eden birisi olarak sormak hakkım değil mi? görsel ve yazılı medya bu kadar hakim bir şekilde hükümeti sıkıştırırken sizden ses çıkmadığına göre medya da yoksunuz diyeceğim ama dilim varmıyor. evet, medyada daha evvel hiç elde edemediğiniz bir gücünüz var. hükümeti destekleyeceğim diye saçma sapan haberler yapan &lt;a href="http://www.yenisafak.com/"&gt;gazetelerinizin&lt;/a&gt; yazarları her gün bir tv kanalında ahkam kesiyor. gazete sayfalarını başımız açık ve laikiz buna rağmen partimizden bir baskı hissetmiyoruz diyen danışmanlarınızla &lt;a href="http://sabah.com.tr/pamir.html"&gt;dolduruyor&lt;/a&gt;.TMSF diye adlandırılan ve gün geçtikçe ülkemizin en büyük şirketi olmaya doğru giden kurumun başında bu hükümetin atadığı saygıdeğer bir başkan var. bu kurumun elinde olan bir çok medya kuruluşunda yine aynı zihniyette saygıdeğer çalışanlar var. hatta uzan grubundan alınıp özelleştirilen &lt;a href="http://www.stargazete.com/"&gt;gazetenin&lt;/a&gt; danışmanlığını uzun yıllar hükümeti alenen desteklediği söylenen malum gazetede yazarlık yapmış saygıdeğer bir yazanız var. var var var.

azımsanmayacak kadar büyük bir oyla iktidara gelen bu hükümete sokaktan hiç destek yoksa, her akşam haberlerde "bu ülkeyi başbakana bırakmayacağız" repliklerini duyuyorsak, sayın özbilgin'nin cenazesinde bir hanımefendi elindeki gazeteyle hükümetin saygıdeğer bir bakanına sopa atıyorsa, korkarım ya sayın tayyip erdoğan'ın ve arkadaşlarının bu ülkede artık bir karşılığı yok ya da daha çok korkarım oy pusulasında "tek başına iş başına" sloganından etkilenip ampulun altına mühür vuranlar bu ülkede yok. dubai'de yahut capris otelin kral dairesinde alkolsüz kokteyllerini yudumluyorlardır.

ve biz bu insanları arıyoruz. bugün feryat edercesine şikayet ettiğimiz bu devlet yetkilisi insanları bizim başımıza saran kitleyi bulan olursa insanlık namına sokağa salsın, tabi eğer hala verdikleri oya sahip çıkacaklarsa.

hem bu turist kardeşlerimizin halkın karşısında olan bir kral tarafından yönetildiğimizi düşünmeleri hepimizin üzerine vebaldir. hem de, yazıktır tayyip beye, gözleri oyveren kitlesini arıyordur :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115741161441752884?l=yazihane.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115741161441752884'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115741161441752884'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/darlmak-yok-sevgilim-bu-bizim.html' title='darılmak yok sevgilim, bu bizim hikayemiz!'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16164701955368157980'/></author></entry></feed>