<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095</id><updated>2011-04-22T02:35:01.794+03:00</updated><title type='text'>yazihane.org / yeni nesil yazıhane, oraya bekleriz</title><subtitle type='html'>her gece böyle sensiz :p</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://yazihane.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>177</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116242461023538550</id><published>2006-11-02T01:42:00.000+02:00</published><updated>2006-11-02T01:46:46.770+02:00</updated><title type='text'>yazihane.org/yazihane.org</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:180%;"&gt;taşındık efendim, ortalığı süpürdük. az biraz daha çeki düzen verince tam pansiyon (kahvaltı ve akşam yemeği) hizmet vermeye decam ediceğiz.&lt;a href="http://yazihane.org/"&gt; buyrun&lt;/a&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116242461023538550?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116242461023538550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116242461023538550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/11/yazihaneorgyazihaneorg.html' title='yazihane.org/yazihane.org'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116204527484559469</id><published>2006-10-28T17:08:00.000+03:00</published><updated>2006-11-02T01:40:47.553+02:00</updated><title type='text'>F.</title><content type='html'>adeta zahmet vermeyen bir mahmurluk içerisinde çiziktirdiğim bu yazılar işe yaramaz, bunlar üstünkörü şeyler.

...

bugün bayan H. ye mektup yazacağım.  ona yazdığım mektupları buraya kaydediyorsam, bununla bir şeyler elde edeceğimi umduğum içindir:

Sevgili Dostum, mektupları iki kopya yazmaya vaktim yok. daha sağlam bir şekilde kendine güvenmelisin. isteklerine daha yakın kalp atışlarına sahip olmalısın. ah, üzerimdeki lambanın cızırtısı...

...

ancak aşırılıklarla insan nasıl herkesin kendi yokoluşunu kendi içinde taşıdığını ve bundan kurtuluş umudu bulunmadığını, ancak başklarını gözlemlemede teselliye kavuşulacağını farkediyor.

...

sayın F. mektubunuz elime ulaştı. bazen elinize ulaşanların aslında elinize ulaşamayanların birer kopyası olduğunu görürsünüz. madrid'den beklediğiniz mektubun porto'dan postalanmış olması gibi. uzun zamandır duymayı arzuladığımız havadislerin, pek masum ve fakat pek yersiz bir zamanda yabancı bir ağızdan duyuluyor olması beni memnun etmiştir. hürmetimi ve şefkatimi daima üzerinizde hissediniz. sizi hiç olmasa bir otuz yıl önce tanımış olsaydım, mektubunuzu kendime yol edinirdim. ama korkarım zaman dışa karşı katı, içeride ise soğuk bir yapı.

...

halsizliğin doğurduğu sabırsızlık ve üzüntü, bu halsizlik tarafından hazırlanıp, asla gözden uzak tutulmayan bakir ya da bakire, gelecek tablosu ile besleniyor. bu mükemmel insan vucudunun içinde tiksinti arzulayacak bir yan olmasaydı, duygularım bu şekilde inkişaf etmezdi. ben bunu iman olarak kabul ederim.

...

kuma bir çukur açmıştık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116204527484559469?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116204527484559469'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116204527484559469'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/f.html' title='F.'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116156882534167670</id><published>2006-10-23T04:56:00.000+03:00</published><updated>2006-11-02T01:40:15.793+02:00</updated><title type='text'>tanrım, hamdolsun</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/01.0.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/400/01.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;

ramazan insanın aklına orucu felan getiriyor. biz buna şeker bayramı diyelim.

bayram programlarında dansözler olsun. kent ve ülker unutmak istediğimiz adetlerimizi hatırlatan reklam çekmekten vazgeçerek çağa ayak uydursun. bir şekilde an'anelerini sürdüren ailelerin duygularını farklı reklamlarla sömürmeye ise devam etsinler. hadi ben büyüdüm harçlık almıyorum, fakat benden gençler el öpmek için nakit harçlığı şart koşsun. haftanın son iki gününü kaptırmış olsak bile, mutlaka diğer üç günü bir yerlerde, insanlardan uzak bir yerler olması tercih edilir, tatil yapılarak geçirilsin.

nolur, sabah erken zile basmayın. ben şekerleri kapının önüne bıraktım, istediğiniz kadar alabilirsiniz. yaşça büyük olanlar için ise kapıya kocaman "şeker bayramınızı kutlarım" yazılı bir karton astım. altındaki isim ve tarih kısmını doldurup siz de iyi bayramlar diye yazarsanız bayramlaşma ritüelini yerine getirmiş oluruz. ramazanı dün gece beer city'de uğurladık arkadaşlarla, kafam davul gibi, siz mü'minler eminim anlayışlı olacak ve zile basarak beni uyandırmaya yeltenmeyeceksiniz.

(bilen bilir, her sene sonu bayram olan kısa bir tatil yaşarız. tekrar buluşturana hamdolsun.
hepinizin hürmetle bayramını tebrik ederim. )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116156882534167670?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116156882534167670'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116156882534167670'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/tanrm-hamdolsun.html' title='tanrım, hamdolsun'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116121505910210620</id><published>2006-10-19T01:49:00.000+03:00</published><updated>2006-11-02T01:39:18.650+02:00</updated><title type='text'>kütürdet beni letafet</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"bilgeliğini en fazla gösterdiği an, konuştuğu insandan ayrıldığı andı."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;

&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;soru:&lt;/span&gt; orhan pamuk nobel'i edebi kişiliği ile mi siyasi kişiliği ile mi aldı?
&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;bankta oturan adamın cevabı:&lt;/span&gt; bu soruya yannış cevap verirsem, bana da nobel verir misiniz?

&lt;span style="font-size:85%;"&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;bazen, ama not düşelim şimdi değil, güzel sabahlarımız olur. duvarlarımız çok renksiz olsa da sabahlarımız güzel olur. bacaklarımızı rahatça sallayabilir, istersek ıslatabilir, istersek tümden ıslanabildiğimiz, bir teşehhüd miktarı olmasa da, ona yakın oturuşlarımız olur. hani dersin emel sayın gelse, yıl 1967, ancak gözlerini bu kadar parlatacak güzellikte olur. hani dersin, hani sen yine şimdi dizi değdirebileceğim kadar yakında, ya da küllüğü uzatabileceğin kadar uzakta olsan, hani suratını avcuna dayayarak yüzüme baksan, bu kadar güzel olur.

duvarda asılı gazeteleri uçaracak kadar güzel havalar olur. zil çalınca kapıyı açmazsın, cereyan yapar diye de kendini kandırırsın hani. illa çay olur, kokusu illa sana yakın bir yerlerde. "dostum çay piyot?" diye soran bir ses olur. güzel olur, illa pencereden sokağa taşan sigara dumanı.

gülerken seni donduran, seni gülerken hatırlatan fotoğrafların olur. kısa atletinin üzerinde sallanan cevşen, dağınık saçlar, belinden düşmüş şortun ve en fazla iki haftalık sakalın ile kaşınan bir vucudun olur. ama yine de güzel olur. tekrarlarsın akşamdan kalan şarkıyı, akşamdan kalmış şarkı senin kadar güzel olur.kaşına kadar inen teri kolunun tersi ile silerken, sıcak edebiyat, sıcak türkü, sıcak hatıra olur. terini silerken sen, sıcak bir anı olursun.

bazen güzel olur. güzel, bazen olur. kelimelerle oynarsın, gider traş olur randevuna koşarsın. birinin eline çiçek verseler ve işte bak burası orası deseler, bu kadar güzel olur.

bu kadar. bu kadar olur. bu kadar.

&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;"kötü bir iniş, zaferle sonuçlanan bir dağa yükselişi yok edebilir."&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;

&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;soru: &lt;/span&gt;yaşam bize sunulan tek kişilik bir oyun mu?
&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;bankta oturan adamın görüşü:&lt;/span&gt; hepimiz bir başkasının yalanına ortak mı olalım şimdi?


&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;Sevgili Dorothea,&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;

&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;hava iyi olsun olmasın, İzak sabahları havanın durumunu dikkatle inceliyor. havada nem olup olmadığına bakıyor, rüzgarı soluyor, öğlende soğuk olup olmadığına bakıyor. ortamın uygun olduğunu hissettiğinde, ciğerlerini özenle seçtiği bir havayla dolduruyor ve akşam, bu havayı bir şarkı gibi dışarı veriyor. her zaman iyi şarkı söylenemeyeceğini söylüyor. şarkı mevsim gibidir. zamanında gelir...&lt;/span&gt;

&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;başı sola yatık, alt tarafı noktalı kal sabah derslerin sekiz buçukta başladığı günlerde.bir kuş tut içinden , ikiyle çarp onbeş ekle sonra.aslan oğlum aşık olmuş desin annen.sen sabah kahvaltısının derdinde, masayla sandalye arasındaki hava boşluğuna sıkışmış bedeninle bol çocuklu, bol kahkahalı ve bol ışıltılı o lüks kahvaltı salonunda , yarım ekmek peynir derdinde.

ve şimdi hala dersler sekiz buçukta başlıyor, yağmurlu havalarda baş parmağım üşüyor hala. hala aklımda telefonunda ki melodi, hala emel sayın yeşil gözlü, hala güzel.. farkındalığı nasip edene, hamd olsun.

- aslan oğlum aşık olmuş !
- Annee! ekmek arası ..

&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ve salli ala seyyidina âl-i Muhammed, sad salli aleyna mürşidina şah-ı velayet.&lt;/span&gt;


&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116121505910210620?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116121505910210620'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116121505910210620'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/ktrdet-beni-letafet.html' title='kütürdet beni letafet'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116113022836967679</id><published>2006-10-18T03:08:00.000+03:00</published><updated>2006-10-18T03:10:29.460+03:00</updated><title type='text'>Hadi bakalım kim sanatkar, kim ressam! Sanatçısın ya, şimdi seyret beni.</title><content type='html'>&lt;strong&gt;...

Yazgı:&lt;/strong&gt; İnsana estetiğin, sanatın, bir ölçüde de ilhamın geliş yolları var. Doğadan bu ilhamlar bize gelebiliyor. Bir yapraktan bir güneşin doğuşundan filan. Belki de şöyle anlamlandırabiliriz: Direkt gelenler var, doğadan. Doğanın apaçık bir dili var. Bir de, bir sanat eseriyle, bir resimle, bir hatla, bir ebruyla, yani dolaylı olarak gelen var. Sanatta bir şey var insan eline girmiş. İnsan elinden çıkmış. İnsanın birikimi, edimi, çalışması, gayreti giriyor, kültürü giriyor. Dolaylı olan da sonuçta bir duygulanma meydana getiriyor. Hatta bazan çarpıyor.&lt;strong&gt;

Peyami Gürel:&lt;/strong&gt; Anlatmada bir sakınca yok. Orada şuuruna erdim ben zaten... Karadeniz dağlarına çıkmıştık arkadaşlarla, ben de ressamım ya. Dedim ki kendi kendime; sabah vakti, erkenden çıkayım, bir çalışma yapayım, gözlem yapayım. Gün doğmadan bir yer tesbit etttim kendime dağ, vadi iç içe. Fotoğraf çekeyim dedim biraz. Gittim, oturdum, bekliyorum. Durum her saniye değişiyor. Işık oldu. Gölge oldu. Gri oldu, Yeşil oldu. Başka bir yeşil oldu. Her an değişiyor. Ne çekeceğim ben şimdi, ne yapacağım, hangi kareye yetişeceğim. Bıraktım makineyi elimden, seyretmeye başladım. Bana şunlar söyleniyor gibi geldi: Hadi bakalım kim sanatkar, kim ressam! Sanatçısın ya, şimdi seyret beni. Akıllara durgunluk verecek sahneler. Orada insan şunu anlar; senin elinden değerli şeyler yaptırılıyorsa o zaman kıymetlisin kardeşim.                 &lt;p&gt;Yaptığımız işlerin, ürettiklerimizin merkezde olması ve bir süre sonra da onu olduğu yerlerden daha özel yerlere taşıma eğilimi hepimizde var. Ama şunu çok iyi öğrendim; tek bir merkez var. Ve nisbetle dahi bir başka şeyin merkeziliği duygusuna kapılmak çok anlamsız. Çünkü O hep diyor ki "Tek merkez var, o da benim." Gerisi laf. Şimdi bunu hissettiysen ve anladıysan bakıyorsun ki nisbetin de nisbeti var. Bakıyorsun biz güneşin etrafında, güneş galaksinin içinde dönüyor. Galaksiler gruplar yapmışlar, birbirlerinin etrafında dönüyorlar... Kim kimin etrafında dönüyor, kardeşim, kim kimin merkezinde duruyor. Buradan bakışa nispetle diyorsun ki güneş merkezde, ve biz de onun etrafında dönüyoruz. İyi de o da bir şeyin etrafında dönüyor. Dedim ki, dur bir dakika, her şey birbirinin etrafında dönüyor. O halde bir tek O var zaten. Bu onun alametlerinden ki söylüyor insana: Bak! Boşuna debelenip durma ey ademoğlu! Hepsi birbiriyle içice, hepsi alışveriş içirişinde bütün bunların üzerinde bir tek ben varım, gözünü bana çevir. Her şey ona götürüyor.&lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Yazgı / Aralık-Ocak 2002&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116113022836967679?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116113022836967679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116113022836967679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/hadi-bakalm-kim-sanatkar-kim-ressam.html' title='Hadi bakalım kim sanatkar, kim ressam! Sanatçısın ya, şimdi seyret beni.'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116104812707745537</id><published>2006-10-17T04:17:00.000+03:00</published><updated>2006-10-17T04:22:07.453+03:00</updated><title type='text'>Çarşı Siyaha Karşı !</title><content type='html'>Değerli Beşiktaş Taraftarı;

Tottenham maçı için hem tribünde bütünlüğün sağlanması açısından hemde güzel bir görüntü oluşması için herkesten &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;beyaz&lt;/span&gt; giyinmesini rica ediyoruz. Bütün taraftarımızın bu çağrıya duyarlılık gösterip Perşembe günü stada &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BEYAZ&lt;/span&gt; giyerek gelmesini temenni ediyoruz.


Saygılar.

&lt;a href="http://forum.forzabesiktas.com"&gt;forzabeşiktaş.com&lt;/a&gt; admini

(forum detayı için &lt;a href="http://forum.forzabesiktas.com/viewtopic.php?t=48017"&gt;buyurun&lt;/a&gt;)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116104812707745537?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116104812707745537'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116104812707745537'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/ar-siyaha-kar.html' title='Çarşı Siyaha Karşı !'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116104532583958472</id><published>2006-10-17T03:31:00.000+03:00</published><updated>2006-10-17T03:35:26.360+03:00</updated><title type='text'>ilanen duyurulmaktadır</title><content type='html'>sunucularımızdaki teknik bir arıza dolayısı ile, yazıhane içerisindeki ses dosyalarının önemli bir kısmı kullanılmaz haldedir. bir kaç gün içerisinde bu problemi halledip siz müsiki severlere hizmet vermeye devam etmeyi arzuluyoruz. 

unutmayın, biz müşteri memnuniyetini önemseyen bir tükkanız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116104532583958472?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116104532583958472'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116104532583958472'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/ilanen-duyurulmaktadr.html' title='ilanen duyurulmaktadır'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116061319590382402</id><published>2006-10-12T03:29:00.000+03:00</published><updated>2006-10-12T03:34:31.056+03:00</updated><title type='text'>sevgili Lao ile ortak kültür hizmetleri zincirinin ilk halkası</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf" id="audioplayer1" height="24" width="290"&gt;&lt;param name="movie" value="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf"&gt;&lt;param name="FlashVars" value="playerID=1&amp;amp;bg=0xf8f8f8&amp;leftbg=0xeeeeee&amp;amp;amp;lefticon=0x666666&amp;rightbg=0xcccccc&amp;amp;amp;rightbghover=0x999999&amp;righticon=0x666666&amp;amp;amp;righticonhover=0xffffff&amp;text=0x666666&amp;amp;amp;slider=0x666666&amp;amp;track=0xFFFFFF&amp;border=0x666666&amp;amp;amp;loader=0x9FFFB8&amp;autostart=no&amp;amp;amp;amp;loop=yes&amp;amp;soundFile=http://www.buyaka.org/doc/lao/cigrisir.mp3"&gt;&lt;param name="quality" value="high"&gt;&lt;param name="menu" value="false"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/object&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116061319590382402?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116061319590382402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116061319590382402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/sevgili-lao-ile-ortak-kltr-hizmetleri.html' title='sevgili Lao ile ortak kültür hizmetleri zincirinin ilk halkası'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116059980398130307</id><published>2006-10-11T23:49:00.000+03:00</published><updated>2006-10-11T23:50:04.606+03:00</updated><title type='text'>lewis lewis lewis mam mam mam mamy mamy maa maa mamy mama</title><content type='html'>&lt;embed src="http://www.metacafe.com/fplayer/241591/family_guy_annoying_stewie.swf" width="400" height="300" wmode="transparent" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;span size =" 1"&gt;&lt;a href="http://www.metacafe.com/watch/241591/family_guy_annoying_stewie/"&gt;Family Guy - Annoying Stewie - video powered by Metacafe&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116059980398130307?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116059980398130307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116059980398130307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/lewis-lewis-lewis-mam-mam-mam-mamy.html' title='lewis lewis lewis mam mam mam mamy mamy maa maa mamy mama'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116053141991546017</id><published>2006-10-11T04:47:00.000+03:00</published><updated>2006-10-11T05:06:54.473+03:00</updated><title type='text'>Bir Hıncal Uluçvari yazı yazma denemesi: Mardin</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://static.flickr.com/49/171245858_879fbe472d.jpg?v=0"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://static.flickr.com/49/171245858_879fbe472d.jpg?v=0" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://static.flickr.com/49/171245858_879fbe472d.jpg?v=0"&gt;
&lt;/a&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;Önce&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:Arial;font-size:8;"  &gt; Mardin kent merke&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;zi içindeki ön&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;emli noktaları, evleri, medrese&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;leri, kiliseleri, daha sonra ilçeleri Deyrulzafaran Manastırı başta olmak üz&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;ere Dara, Midyat ve Hasankeyf’i için&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;e alan geniş bir alanı gezlmeli. Dünya Süryaniliğinin merkezi olan Deyrulzafaran, su sarnıçları ile Da&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;ra ve yine dünyadaki yaşayan arkeolojik birkaç ş&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;ehirden biri olan Hasankeyf'i de kattığınızda Mardin gezmeye doyulmaz bir şehi&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;r olarak karşınıza çıkar.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Ben dedim, gidiyorum. Hayrola dediler. Dedim Ma&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;rdin, bir başka şehir olsa gerek. Bunu duyunca itiraz ettiler. Uzunca bir Mardin&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt; seyehatinden bahsetti arkadaşlar sonra. Şehir hakkında o zamana&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt; kadar bildiğim tek şey “ Mardin kapı şen olur” türküsü. Sonraları öğreniyor&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;um ki bu türkü de Diyarbakır türküsü. Yola çıkmadan 2 gün evvel oralara gidip &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;gelen bir arkadaşıma danışıyorum , nedir, nerelere gidilir, şehir güzel m&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;i? Öyle bir anlatışı var ki. Ya çiğ çiğ yiyecekler bizi yada betona gömecekler diye dü&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;şünmeden edemiyorsun. Mardin, Güneydoğu Anadolu’da Suriye &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;sınırı. Aşiretler diyarı, ve medenileşememiş insanlar otağı. Çok korkuyor&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;um , bir daha düşünüyorum gidip gitmemeyi. Yıllık iznimi bu şehirde geçirme fikrini bir kez daha gözden geçiriy&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;orum yani.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Taşın insan yaşamındaki yerini, insan emeğinin taş&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;ı nasıl şekillendirdiğini görmek için dinlerin, mezheplerin harman olduğu Mar&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;dine gitmeli. İklimi sert karasal iklimdir. Yazlar oldukça kurak ve sıcak, kışlar soğuk ve kar yağışlıdır. Bu sebe&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;ple tercihiniz, yaz sezonunda Mardin güzelliklerini yaşamak olsun.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt; &lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Gitmek isteyenler için Martur ve Marsoy önerebileceğim otobüs firmalarıdır. Ben yer&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt; bulamadığım için başka bir firma ile gittim. Uzun yolculuğu sevenler için çok keyifli geçeceğine inandığı&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;m ve benim için unutulmazlar arasına giren 20 saa&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;tlik seyahat keyifli başlıyor.. İlk mola Düzce’de Tersan tesislerinde. Sonra A&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;nkara Terminale giriyoruz. Beş – on dk yolcu beklerken sigara dumanın. Halkala&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;r çıkarmaya gayret edip, merakla ineceğimiz şehri hayalliyoruz. Ankara’dan sonra diğer mola Şerefli&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Koçhisar’da. Burası Ankara’nın çıkışı ama o kadar uzun sürüyor ki Mardin’&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;e geldik sanıyoruz. Son durak Urfa Birecik. Ankara Urfa arasında sanırım 8&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt; saat ve mola yok. Biz uyuyoruz zatenbu yol boyunca. Mardin’e girişi ise Kızıltepe &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;ilçesinden yapıyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt; &lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;color:black;"   &gt;Mezopotamya’da sarı taşların egemen rengiyle, &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;color:black;"   &gt;güneşin yansıttığı tonların buğday başaklarındaki zengin coşkusuyla gülüm&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;color:black;"   &gt;ser Kızıltepe...&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;color:black;"   &gt; &lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;color:black;"   &gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;İlçenin en eski adının Dunaysır olduğu geçiyor ka&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;color:black;"   &gt;yıtlarda. Daha sonra Koçhisar adını almış. Artukoğulları döneminde geliş&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;color:black;"   &gt;me gösteren kasaba, Diyarbakır-Musul ve Urfa-Musul yolu üzerinde önemli bir ticaret merkeziymiş. Cu&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;color:black;"   &gt;mhuriyet sonrasında 1931'de Kızıltepe adıyla ilçe merkezi olmuş. 2000 yılı &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;color:black;"   &gt;Genel Nüfus Sayımına göre ilçenin kesin nüfusu 121.302. Kasaba belediyeleri ve köylerin nüfusu 75.819. Mevcut nüfusun %62’si şehir merkezinde geriye kalan %38'i kırsal kesimde yaşamakta&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt; ve ilçede yoğu bir şekilde tahıl üretilmekte, bostan yetiştirilmekte ve küçük ve büyük bas hayvancılık yapılmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;span style="color:black;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;Mardin, mimarisi, sosyal yaşamı, kültürel dokusu ve şehrin kendisi ile gerçekten her göreni büyüleyen bir şehirdir. Mardin yalnız şehir merkezi ile değil, çevresi ile de kültürel bir gezi için ideal bir yerdir.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt; &lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://static.flickr.com/74/171245863_bacb504fe4.jpg?v=0"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://static.flickr.com/74/171245863_bacb504fe4.jpg?v=0" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Mardin’e epeyce rampa ve uzunca bir yoldan çıkarken Kızıltepe arkamızda kalıyor. Rampanın sonunda sağa dönüyor otobüs. Muavin Mardin kalmasın diyince bir heyacan bizde ki, anlatılmaz. İşte karşıdan gelen minübüs gibi fotoğrafın çekildiği yere doğru başlıyoruz Mardin’i görmeye. Bu bölgenin adı Yenişehir. Zamanla, dağın tepesinde kurulan Mardin, nufusu taşıyamaz hale gelmiş ve halk ovaya inmiş. Mardin merkezin aksine son derece modern ve yeni binalar ile kurulmuş olan Yenişehir tarihle , taş evlerle kucaklamadan evvel son durak. Yenişehir, adı üzerinde hemen hemen 10 yıllık bir geçmişe sahip. İl’in sosyetelerinin oturduğu da söylenebilir. Daha çok memurların, başka illerden, ilçelerden göç edenlerin oturduğu bir semt burası. Sinema’da dahil olmak üzere bir çok “şehir” argumanını burada bulmak mümkün. Çok meşhur ve büyük bir tatlıcı var hatta. Burada künefe yemeden Mardin’den ayrılmak yapılacak en yanlış iştir diyenler de var. Biz kadayıf tercih ettik.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Yenişehir ile Mardin arası minibüsle 5 dk bile değildir. Bir kaç virajli bir yokuştan sonra eski taş evlere, sağlı sollu çarşı pazara, meşhur kalaycılar çarşısına, müzeye ve en önemlisi müze önündeki çay bahçesine ulaşıyorsunuz. Neden en önemlisi müze önündeki çay bahçesi ? Mardin demek sadece tarihi dokusu, 8 farklı toplumun bir arada yaşaması, şehir merkezlerinin ovalarda değilde hep dağın zirvelerinde kurulması demek değildir. Mardin demek halkın sıcaklığı, yardımseverliği, huzuru ve güveni demektir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Gittiğimiz günden vedalaştığımız güne kadar belkide hayatımın en güvenli haftasını geçirdim diyebilirim. Kaldığım 8 gece boyunca, her defasında farklı bir şeye şahit oldum, şaşırdım . Gece 12’de çıktığımız sinemadan hiç tanımadığımız bir yer olmasına rağmen çok rahat biçimde kaldığımız yere döndük. İlk geceden bunu denemek istememizin nedeni elbette gelmeden önce bizle görüşlerini paylaşan arkadaşların dürüstlüğünü sınamak değildi. Yine aynı saatlerde diğer günler çay bahçesinden, Celal abimizin yanından dönerken bir minübüs, çalışmıyor olmasına rağmen bizi kaldığımız yerin kapısına kadar bırakması ve bir tek kuruş para almaması sanırım demek istediklerimi anlatmakta yardımcı olur. Alış-veriş yaparken eski esnaftan mal almaktan kesinlikle kuşku duymamayı öğrendik bir kaç gün sonra. Bilhassa Cumhuriyet meydanında Kim-Kim Kuruyemişden. Yörenin mavi renkli meşhur bir badem şekeri var, çok lezzetli, özellike mırra içtikten sonra. Kuruyemişçiyi işleten Halit, ilk günden itibaren bizim en büyük yardımcılarımızdan biriydi. Hem önünden her geçtiğimizde sağolsun badem şekerinden kabak çekirdeğine kadar cebimize kuruyemiş doldurması ve “abi gezerken çitlersiniz, canınız sıkılmaz” demesi hem de gezilmesi elzem olan yerleri bir bir tarif etmesiyle şaşırtıyordu bizi. İlk şaşkınlık ise otobüsten indiğimizde görenlerin hoşgeldiniz demesiyle yakamıza yapışmıştı zaten. Bavullarımızı taşımak için izin isteyenden tutunda , yer sorduğumuzda oraya kadar bizi götürene kadar bir sevgi çemberi içinde kendinizi kıymetli hissediyorsunuz, biz hissettik :) “Suratlarına sakın bakmayın, sizin yanınızdakilere bakarlarsa sakın sesinizi çıkarmayın” tarzı nasihatlerin ve korkutmacaların ne kadar yersiz olduğunu ispat etmek istercesine vargüçleriyle biz misafirlerini ağırlamaya gayret etmeleri, duyduğumuz muhabbeti artırdı. “Biz” den kastım o an ve herhangi bir anda Mardin’de bulunun herkes için. Maddi hiç bir şey beklemeden gösterdikleri misafirperverliğe karşılık, bir çay içimi sıcak muhabbetinizi esirgemeyin yeterli. Tek arzuları: Dışardan gelen kim olursa olsun tanımadığı bu yer hakkında artık kötü önyargılarla gelmesin. Benim yapmaya çalıştığım da aslında bu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Nufusu az , herkes birbirini tanıyor. Böyle bir ortamda dolayısı ile yabancı olduğunuz çok belli oluyor. Şehire girer girmez herkes güler yüzlü ve acaba nasıl yardım edebilirim kaygısı ile yüzünüze bakıyor. Turistin en çok korktuğu şey kazık yemektir. Mardin’deki 4. günümde bütün öğleden sonra yediklerim müessenin ikramı oldu. Turistik Et Lokantası’daki Salim abi, bizi görünce “içli köfte yeni çıktı gençler” , Halil “çi köftemiz taze Faruk, bi tadına bak” Halit “çitlersiniz gezerken, kabak çekirdeğide alın” derken hep samimi bir şekilde ikramda bulunmanın keyfini yaşıyorlardı. Söz açılmışken nerde ne yenir?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;  &lt;p&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;Mardin gerçek anlamda bir müze şehridir. Bir kalenin üzerine oturtulmuş olan şehir, eski ve yeni olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Mardin in 1960'lı yılların sonunda şehrin tamamının SİT alanı ilan edilmesiyle şehir içine yeni inşaat yapımı yasaklanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:8;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Öncelikle yöresel yemekleri tadmalısınız. Beğenmeyeceğiniz sanmıyorum. Yoresel yemekler konusunda kalitesine güvenebileceğiniz ve nisbeten diğer yerlere göre daha uygun olanı Turistik Et Lokantası&lt;b&gt;.&lt;/b&gt; Açıkcası kalite konusunda diğer yerlerle hemen hemen hiç fark yok. Sadece servis konusunda biraz daha bildiğimiz orta tabaka lokantası. Ama garsonundan sahibine kadar herkes müşterisine karşı çok özenli. Manzarası tek yönlü merkez minibüs yolu, Cumhuriyet Meydanı. Hemen karşınızda Mardin Müzesi. Şehre ilk ayak bastığınızda bizim gibi, hem açlığınızı dindirmek hemde şöyle bir ortamı kesmek için çok uygun bir yer. Menüde neredeyse bütün yöresel yemekler var. Ben tercihimi Mardin tabağından yana kullandım. Seçtiğinzi yöresel yemekler birer parça olarak tabağa sıralanıyor. Üzerine nar şerbeti dökülerek zenginleştirilmiş çoban salatası, bu kadar sayfa daha yazarak anlatabileceğim enfes ayranı ve iyi temizlenmiş taze soğan ile beraber servis yapılıyor. Her yemeklerinde et mutlaka var, maydonozun olmaması ise mümkün değil.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://static.flickr.com/53/171245861_d3b3e597aa.jpg?v=0"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://static.flickr.com/53/171245861_d3b3e597aa.jpg?v=0" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;font-size:85%;" &gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Tabakta : içli köfte , kaburga pilavı , sembusek , içli köfte , işkembe dolması&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: center;"&gt;
&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style=""&gt;&lt;b&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Bir diğer güzel mekan Cercis Murat Konağı...&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style=""&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Güneydoğu yemekleri denince akla ilk gelenler, Gaziantep ve Urfa 'nın etkisiyle de olsa gerek; içli köfte, çiğ köfte, kebab çeşitleri gibi bol baharatlı ve et üzerine yapılan yemek çeşitleridir. Yani çoğumuz için Güneydoğu yöresi mutfağı demek, kebab demektir kısacası...

Ancak iş Mardin Mutfağı 'ndan konuşmaya gelince. Bilenlerce de hakkının teslim edildiği gibi, Mardin Mutfağı; et ile bulgurun, çeşitli sebzelerin nefis bir uyumla uzun bir zaman diliminde ve de büyük bir emek dökülerek hazırlanan çeşitlemelerin yer aldığı zengin bir mutfaktır. "Mardin Mutfağı" özelliğini; yörede yetişen baharatların çeşitliliği, yemekler yapılırken gösterilen özen ve et ile uyumundan olduğu kadar, hazırlık süresinin uzun bir zaman dilimine yayılmasındaki mistik havadan da almaktadır. Tarçın, Kişniş, Mahlep, Zencefil, Yeni Bahar, Sumak, Pul Biber ve bademi "Mardin Mutfağı" 'na zenginlik katan malzemeler olarak nitelendirebiliriz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=""&gt;
&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;   &lt;!--[if !supportLineBreakNewLine]--&gt;  &lt;!--[endif]--&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;  &lt;p style=""&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Menude neler var ?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=""&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;   &lt;!--[if !supportLineBreakNewLine]--&gt;  &lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style=""&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Nar Salatası
Soğanlı Yoğurt Çorbası
İkbeybet (Haşlanmış içli köfte)
Irok (Kızartılmış içli köfte)
Tarçınlı, Mahlepli Patlıcanlı Pilav (Geleneksel sebze ve et yemeği)
Kişnişli Tavuk Beğendi
Sembusek (Kapalı Lahmacun)
Kabak Dizmesi,Katıklı Kabak Dolması
Tavuklu Safran Pilavı, Tatlı, Zencefilli Limonata&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=""&gt;
&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style=""&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Mardin de baştan sona yürüyerek 15-20 dakika sürebilecek bir zamanda gezebilirsiniz. Araçların tek yönlü çalıştığı yalnız bir cadde vardır. Kendinizi 16.yy da hissedeceğiniz Mardin anlatılmaz yaşanır...&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=""&gt;
&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style=""&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Süryani içli köfte ve zencefilli limonata için mutlaka buraya uğramak zorundasınız. Zencefilli limonata dediğimiz şey bildiğiniz limonata değil. Su içeceğini düşünen birisinin kolonya içmesi gibi, lezzetli ama gözlerinizi yaşartan bir sertliği var. İnce ve zarif olan nedir peki? Söyleyeyim : Garsonlardan Sabri Yılmaz ve İbrahim Anar. Bilhassa İbrahim’e dikkat edin , iyi esnaflık yapar. Konağımızın iki şeker, iyi niyetli ve sevecen garsonu. Bütün yemek boyunca masamızın etrafından ayrılmadılar, en ufak bir eksiğimiz olsa koşup hallettiler. Bir de benden istediklerini bir yapabilseydim : ) Neyse çıkışta bir hatıra defteri var. 19 Nisan’da benim yazım var. “Yaşasın yemek yemek” diye başlamıştım yanlış hatırlamıyorsam. Çıkarken siz de deftere bir şeyler karalamak isterseniz üç aşağı beş yukarı bu tarz bir şey yazacaksınız. İnsan bir daha hayatının hangi sürecinde Mezopotamya’nın ( edebiyat olsun diye değil gerçekten) o büyüleyen manzarısına karşı lüp lüp içli köfteleri yuvarlayabilir ki? İsterseniz alkol serviside mevcut, süryani şarabının şişesi sanırım 15 milyon idi. Ben tadmadım lakin tadanların suratında hiç pişmanlık ifadesi görmedim. Hatta terasta elinde meyve suyu, çay, kahve, şarap ne olursa artık istanbul’dan birini aramak ve hava atmak çok revaçta. Cercis Murat Konağı, Cumhuriyet Meydanı Halk Bankası yanı, Yenişehir’den gelirken sağda. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116053141991546017?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116053141991546017'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116053141991546017'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/bir-hncal-uluvari-yaz-yazma-denemesi.html' title='Bir Hıncal Uluçvari yazı yazma denemesi: Mardin'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116052642261192489</id><published>2006-10-11T03:23:00.000+03:00</published><updated>2006-10-11T03:27:03.246+03:00</updated><title type='text'>magazinciler iftara dadanmış gardaş.</title><content type='html'>pazar günü yazarlar birliğinde bazı abilerimizle iftar ettik. kardeşlerimiz de vardı, onlara da selam ederiz.

sevgili rüştü  hacıoğlu, aramızdaki tek laik faruk'du demiş, iltifat etmiş, eyvallah diyorum :) &lt;a href="http://guzellikuykusu.blogspot.com/"&gt;Alexandre Bey&lt;/a&gt;'e teşekkür ederiz günümüzü kaleme aldığı için. &lt;a href="http://www.cemaat.com/?q=node/2969"&gt;şurdan&lt;/a&gt; buyurun efendim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116052642261192489?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116052642261192489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116052642261192489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/magazinciler-iftara-dadanm-garda.html' title='magazinciler iftara dadanmış gardaş.'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-116006308869232731</id><published>2006-10-05T18:44:00.000+03:00</published><updated>2006-10-05T18:44:49.203+03:00</updated><title type='text'>ramazan geldi</title><content type='html'>kendi çapımızda bir ramazan eğlencesi


&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf" id="audioplayer1" height="24" width="290"&gt;&lt;param name="movie" value="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf"&gt;&lt;param name="FlashVars" value="playerID=1&amp;amp;bg=0xf8f8f8&amp;leftbg=0xeeeeee&amp;amp;amp;lefticon=0x666666&amp;rightbg=0xcccccc&amp;amp;amp;rightbghover=0x999999&amp;righticon=0x666666&amp;amp;amp;righticonhover=0xffffff&amp;text=0x666666&amp;amp;amp;slider=0x666666&amp;amp;track=0xFFFFFF&amp;border=0x666666&amp;amp;amp;loader=0x9FFFB8&amp;autostart=no&amp;amp;amp;amp;loop=yes&amp;amp;soundFile=http://www.hepatitze.com/music/sutkardesler.mp3"&gt;&lt;param name="quality" value="high"&gt;&lt;param name="menu" value="false"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/object&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-116006308869232731?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116006308869232731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/116006308869232731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/ramazan-geldi.html' title='ramazan geldi'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115990938735295884</id><published>2006-10-04T00:02:00.000+03:00</published><updated>2006-10-04T00:04:54.753+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/yildizzz.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 190px; height: 178px;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/320/yildizzz.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:lucida grande;font-size:130%;"  &gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;
bi  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0);font-family:lucida grande;font-size:180%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:times new roman;" &gt;med &lt;/span&gt;

&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0);font-family:lucida grande;font-size:85%;"  &gt;        &lt;span style=";font-family:courier new;font-size:100%;"  &gt;      bi  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:lucida grande;font-size:180%;"  &gt;cezir&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:lucida grande;font-size:180%;"  &gt; &lt;/span&gt;

&lt;span style="font-size:85%;"&gt;
&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;yazsak mı mesala?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115990938735295884?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115990938735295884'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115990938735295884'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/10/bi-med-bi-cezir-yazsak-m-mesala.html' title=''/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115917884921704480</id><published>2006-09-25T13:05:00.000+03:00</published><updated>2006-09-25T23:25:00.526+03:00</updated><title type='text'>leyla'yı bulak la gardaş</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/bye.0.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/320/bye.0.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
tatile çıktım bi süre, ortalığı süpürüp temizleyecek arkadaşlar. ben bir süre&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;a href="http://blog.karegraph.com/"&gt;burada&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; olacağım. limonu kokteylimin kenarına takmaycam, direk içine atacam.

görüşmek üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115917884921704480?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115917884921704480'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115917884921704480'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/leylay-bulak-la-garda.html' title='leyla&apos;yı bulak la gardaş'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115906584889963951</id><published>2006-09-24T05:41:00.000+03:00</published><updated>2006-09-24T05:44:13.880+03:00</updated><title type='text'>mübarek 11 aylar bitti, hayırlı olsun abi.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/194.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/320/194.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115906584889963951?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115906584889963951'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115906584889963951'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/mbarek-11-aylar-bitti-hayrl-olsun-abi.html' title='mübarek 11 aylar bitti, hayırlı olsun abi.'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115870389522260714</id><published>2006-09-20T01:04:00.000+03:00</published><updated>2006-09-20T01:17:27.803+03:00</updated><title type='text'>sakın taklit etmeye kalkmayın :)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/im.1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/400/im.0.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/im.0.jpg"&gt;
&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115870389522260714?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115870389522260714'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115870389522260714'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/sakn-taklit-etmeye-kalkmayn.html' title='sakın taklit etmeye kalkmayın :)'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115853196460845636</id><published>2006-09-18T01:25:00.000+03:00</published><updated>2006-09-18T01:26:10.180+03:00</updated><title type='text'>göürşelim yine</title><content type='html'>biraz tatil.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115853196460845636?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115853196460845636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115853196460845636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/grelim-yine.html' title='göürşelim yine'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115815612666848272</id><published>2006-09-13T16:59:00.000+03:00</published><updated>2006-09-13T17:02:20.646+03:00</updated><title type='text'>Luzia</title><content type='html'>şimdi gitar olsaydım, size en çok el chorruelo'yu çalmak isterdim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115815612666848272?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115815612666848272'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115815612666848272'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/luzia.html' title='Luzia'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115803178644603210</id><published>2006-09-12T06:17:00.000+03:00</published><updated>2006-09-12T06:29:51.700+03:00</updated><title type='text'>olacak canım</title><content type='html'>hadi şimdi bir şey yapayım ve o süper olsun dediğinde olmuyor. ama hiç olmadık zamanda bir şey yapıyorsun, sonra bi bakıyosun.

olmuş mu abi?
olmuş canım.

fena top oynamazdım. şimdi kilolar artınca koşamaz oldum. fena top oynamadığım zamanlar takım seçmelerinde topa vuramazdım. gazozuna, baklavasına maçlarda üç-beş faydalı iş yapan ben, hoca hadi bakalım seni görelim dediğinde ortada dolaşan yuvarlak şeyi ilk kez görmüş gibi ürkerdim. kaldı ki, kötü oynadığımı hissettiğim zamanlarda bile

olmuş mu abi?
olmuş canım.

oraya buraya bir şeyler çizerken gayrete getiriyorlar. biraz daha yüklen iyi işler çıkacak diyorlar. bu resim bende kalsa olur mu diyorlar, yok ben sana başka çiziyim bu iyi değil dediğim zaman cin ali'den öteye gidemiyorum. bu sıkıntıyla, herkes gittikten sonra

olmuş mu abi?
olmuş canım.

hadi bir iki afilli kelam edeyim, karşımdakinin aklını alayım dediğimde cümle kuramıyorum. birisi duysun diye yüksek sesle konuştuğumda ne diyeceğimi unutuyorum. sen akıcı konuşuyorsun, git hallet bu işi dedikleri vakit bahane bulmak için kıçımı yırtıyorum. bahane bulayım ve gitmeyeyim. gitmeyeyim ve bu güveni harcamayayım. kasınca egzotik yerine erotik diye dökülüyor ağzımdan cümleler ve ben sadece hakkını vererek utanabiliyorum öyle zamanlarda. bahtsızlık diye niteleyenlere, hayır ben biliyorum kendimi diyorum. bu şekilde ve bu amaçla gittiğim her yer, konuştuğum her kişi pişman oluyor. ama geyik yaparken

olmuş mu abi?
olmuş canım.

bu yazdığın iyi olmuş derse birisi, hakketten fena olmamış diyebiliyorum. şaşırıyorum sonra, keşke biraz daha kassaydım diyorum. ama biliyorum kasınca olmuyor, rüzgara bırakmayınca yaprağı güzel savrulmuyor.

olmuş mu abi?
olacak canım.

&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-size:85%;" &gt;sabah ezanını dinlemek herşeye rağmen huzur veriyor abi!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115803178644603210?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115803178644603210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115803178644603210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/olacak-canm.html' title='olacak canım'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115801712233077491</id><published>2006-09-12T02:23:00.000+03:00</published><updated>2006-09-12T02:25:22.893+03:00</updated><title type='text'>yorgun ellerinden dökülürdü nağmeler</title><content type='html'>Adres, numara 248, Kordon...
Naim Palas... İkinci kat...
Cumbada oturuyor Mustafa Kemal.
Sevmez fazla yemeği.
Leblebi var yine önünde...
Garson titriyor. Çünkü çocuk, Rum.
Sesleniyor Gazi, şefkatli bir ses tonuyla...
"Vre Dimitri" diyor, "gel bakayım."
Çocuk, "buyur pasam" diyor, ş'lere dili dönmeyen, kırık dökük Türkçesi'yle.
"Sizin Kosti" diyor... İşgal sırasında İzmir'e gelen Yunan Kralı Konstantin'i kastederek... Sizin Kosti, geldi mi buraya?
Geldi pasam...
Oturdu mu bu masaya?
Oturdu pasam.
Güneş batarken rakı içti mi?
İçmedi pasam.
E o zaman sormadın mı çocuk, ne halt etmeye almış İzmir'i?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115801712233077491?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115801712233077491'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115801712233077491'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/yorgun-ellerinden-dklrd-nameler.html' title='yorgun ellerinden dökülürdü nağmeler'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115801316872848070</id><published>2006-09-12T01:18:00.000+03:00</published><updated>2006-09-12T01:19:29.496+03:00</updated><title type='text'>o senin neyin olur derlerse ne diyeceksin?</title><content type='html'>elif kurtul &lt;a href="http://eliffevlenbenimle.blogspot.com/"&gt;bu deliden &lt;/a&gt;anacım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115801316872848070?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115801316872848070'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115801316872848070'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/o-senin-neyin-olur-derlerse-ne.html' title='o senin neyin olur derlerse ne diyeceksin?'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115800862046671365</id><published>2006-09-12T00:01:00.000+03:00</published><updated>2006-09-12T00:11:33.770+03:00</updated><title type='text'>Bütünün sırrı bilinmeden parçalar tam ve doğru bilinebilir mi? 3</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a href="http://yazihane.blogspot.com/2006/08/btnn-srr-bilinmeden-paralar-tam-ve.html"&gt;birinci bölüm&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a href="http://yazihane.blogspot.com/2006/08/btnn-srr-bilinmeden-paralar-tam-ve_21.html"&gt;ikinci bölüm&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;III.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;/ üçüncü gün /&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;...
&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Çok garip! Olayın üzerinden daha iki gün geçmesine ve bu zamana kadar sadece kendimi sorgulamama rağmen şimdi o’nu sorgulamaya başladım.? Bana karşı duruşu nasıl? Ben yalnız mıyım? Yoksa bendeki diğer ruh varlığın kendisi mi? Bana yardım eder mi?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;
&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sanatçılara, eserlerine ilişkin doğru yahut yalnış yönünde nitelendirme yapamazsın. Ressamın kapısız penceresiz evleri, heykeltraşın elbisesiz kompozisyonları tartışılmaz. Sanatçı zaten var olanı başka bir bakışla anlatan değil midir? Peki, o'nun da bir sanatkar&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;olduğu su götürmez gerçekken bana anlatmaya çalıştığı hakikatler nerde gizli? Bu soruları sorarken aslında kendi kendimi tanıyor olduğumu çok sonraları farkettim. Bu anlar seyrekleşti sonra. Gayret ediyordum, aramızdaki uzaklık artıyordu, çok yakınımda olduğunu bilmeme rağmen. Artık bilincimde kendi ben'im değil, başka geniş ve herşeyle birleşmiş bir başka ben vardı. Bütün kargalar siyah değildi elbette. Ansızın birçok şeyi kavradım. Tahmin edemezsiniz ne büyük şaşkınlıkla ne kadar memnundum. Oysa yolumun hala bitmemiş olmasına hayret ediyordum. Hiçbir makyaj ve tuvalet sevgiliye aramızdaki bu mesafe kadar tılsım katamazdı herhalde. Kendi kendimle hesaplaşırken, bir dansözle hesaplaşmanın ve intikam almanın bayağılığını kavradım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;
&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Gece hiç öksürmemişim gibi rahat uyandım bu sabah hasta yatağımdan. Dün akşam eve döndüğümde bunca yorgunluğa bünyem dayanamamış olacak ki bu kadar rahat bir uyku çekmişim. Fakat bu ümitli bir tablo karşısında hastalığıma aldırmamalıyım. Ben hasta yatarken, uyurken, varken ve yokken yerime bakan ve bana benden iyi sahip çıkabilen vekilimin, bir dansözün hakettiği sevinçten kedere, kederden buhranlı gecelere doğru geçireceği ınklabların safhalarını dikkatle takip ve idare edeceğinden artık kimin şüphesi olabilir ki?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;
&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bundan böyle hayallerimi ve iç dünyamı kuşatan karanlık hava halelerini boyayacak kadar büyük ve güven dolu&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;renk yığınlarım var. Karşımdaki karanlık denizin üzerini bir şimşek aydınlğı ile boyayıp bırakmak istiyorum. Böylece dansözlerin ışıklı spotlarının pek sönük kaldığına aynen şahit olmamak ne mümkün.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;
&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Madem beni koruyup kollayan bir ruh var içimde ve ben bunu yeni farkettim öyleyse mutlak bir pransipte buluşmuş olmalıydık. Dünkü kabiliyetimle bugünü kıyasladığımda, araba gürültüleri ve yan bahçedeki varlığından bi haber gençliğin haykırışları kadar çirkin buldum o halimi. Varlığımı, bendeki ruhu keşfetmiş olmam, gururumdaki yorgunluğu, kopan ayakkabı bağındaki rahatlığı, inkar konforunun cazibesini gelip geçici bir köprü olarak görmeme sebep oldu. Artık aldığım her nefes çam ve deniz kokan taze ve tertemiz bir sabah havası genzimden göğsüme açılan büyük bir boşluğu dolduruyormuş gibi ferahlık veriyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;
&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bütün bu serüvenimde yanımda yer alan, farkındalığıma yardımcı olan,&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;mihmandarıma yani, yani ressam beyefendiye minnet borçluyum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;
&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Garamond;font-size:10;"  &gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;-ben şimdi bahçeye iniyorum.sizi orada beklerim!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;
&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;
&lt;span style=";font-family:Garamond;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 153, 0);"&gt;son...&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;   &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115800862046671365?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115800862046671365'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115800862046671365'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/btnn-srr-bilinmeden-paralar-tam-ve.html' title='Bütünün sırrı bilinmeden parçalar tam ve doğru bilinebilir mi? 3'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115763053941919166</id><published>2006-09-07T15:00:00.000+03:00</published><updated>2006-09-07T15:02:19.930+03:00</updated><title type='text'>aziz yıldırım'ın fenerbacesi neden avrupada sıfır çekti, dan dan dan..  Ali Şen açıklıyo :p</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/K0xx7Aw1ntc"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/K0xx7Aw1ntc" type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115763053941919166?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115763053941919166'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115763053941919166'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/aziz-yldrmn-fenerbacesi-neden-avrupada.html' title='aziz yıldırım&apos;ın fenerbacesi neden avrupada sıfır çekti, dan dan dan..  Ali Şen açıklıyo :p'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115745919134387351</id><published>2006-09-05T15:18:00.000+03:00</published><updated>2006-09-05T15:28:15.066+03:00</updated><title type='text'>Hoşgeldin Ali Serdar</title><content type='html'>sevgili Ramazan'ın cumartesi sabah bir oğlu oldu, hepimiz mutlu mesut olduk. yengemizi ve sevgili ramazan'ı tebrik ediyorum. milletine, devletine, dinine bağlı bir evlat olarak yetişmesini temenni ediyorum. felan filan

çok mutlu olduk yau :)

ismiyle büyüsün derler ya yeni doğanlar için, o vesile ile bir hüseyni nefes ve ardından bir de saba nefes armağan etmek istiyorum. babası ninni yerine okuyordur mutlaka, biz de burdan dinlemiş olalım. Ahmet Özhan

&lt;blockquote style="font-weight: bold;"&gt;bak vechi yare ya Hayy
gelmiş kemale ya Hayy
baki vülayezaldir
ermez visale ya Hayy&lt;/blockquote&gt;

diye başlıyor. ve bir ara taksimden sonra

&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;aynayı tuttum yüzüme&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ali göründü gözüme&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;nazar kıldım ben özüme&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ali göründü gözüme&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;

diyerek bağlıyor ve bitiriyor.

hayır dua niyetine...




&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf" id="audioplayer1" height="24" width="290"&gt;&lt;param name="movie" value="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf"&gt;&lt;param name="FlashVars" value="playerID=1&amp;amp;bg=0xf8f8f8&amp;leftbg=0xeeeeee&amp;amp;lefticon=0x666666&amp;rightbg=0xcccccc&amp;amp;rightbghover=0x999999&amp;righticon=0x666666&amp;amp;righticonhover=0xffffff&amp;text=0x666666&amp;amp;slider=0x666666&amp;amp;track=0xFFFFFF&amp;border=0x666666&amp;amp;loader=0x9FFFB8&amp;autostart=no&amp;amp;loop=yes&amp;amp;soundFile=http://www.buyaka.org/doc/musiki/alievvel.mp3"&gt;&lt;param name="quality" value="high"&gt;&lt;param name="menu" value="false"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/object&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115745919134387351?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115745919134387351'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115745919134387351'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/hogeldin-ali-serdar.html' title='Hoşgeldin Ali Serdar'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115741161441752884</id><published>2006-09-05T02:13:00.000+03:00</published><updated>2006-09-05T02:13:35.336+03:00</updated><title type='text'>darılmak yok sevgilim, bu bizim hikayemiz!</title><content type='html'>ülkenin önde gelen tv ve gazetelerini takip ediyorsanız ve bu ülkenin vatandaşı olmadığınız halde cennet vatanın bir köşesinde kısa süreliğine ikamet ediyorsanız edindiğiniz izlenim sanırım yakın bir geçmişte buralarda darbe olduğu yönünde olacaktır.

büyük tv kanallarının haber bültenlerinde her gece halkın lübnan'a asker gönderilmesine isyanını seyrediyoruz. dün gece &lt;a href="http://www.kanalturk.com.tr/"&gt;kanaltürk&lt;/a&gt;'te yayımlanan &lt;a href="http://www.kanalturk.com.tr/program.php?programlar_id=68"&gt;politika durağı&lt;/a&gt; isimli programda cüneyt arcayürek ile tuncay özkan daha evvel hiç bir başbakana nasip olmayan bir şekilde muhalif konuşmalar yapıyorlardı. beyinsiz bir turist kardeşimiz izlese bu programı, hitlerin, bu kadar zulmü yaptığında bile arkasında halk desteği vardı, tayyip'in arkasında bu da yok... hani bu topraklarda demokrasi vardı, bu bıyıklı adam kral mı? diye düşünebilir açıkcası. örnekleri çoğaltmak mümkün. bugün &lt;a href="http://hurriyet.com.tr/"&gt;hürriyet gazetesi&lt;/a&gt;ndeki &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/5025856.asp?gid=0&amp;srid=0&amp;amp;oid=0&amp;l=1"&gt;bir haber&lt;/a&gt; "başbakana bu ülkeyi bırakmayacağız" ibaresiyle süslenmiş. dahası bir başka haberin altına düşülen yorumlarda bu ülkenin vatandaşları başbakana istikal marşı'nı hatırlatma gereği duymuş sonra da hakarete varacak cümleler kurmaktan çekinmemiş.

tamam, adımız şimdi tayyip'çiye çıkacak elbette. bunda kuşkum yok. ama açıkcası üzülüyorum. sen o kadar oy topla gel ama bi türlü yaranama halka.

yahu kardeşim bu ülke 2001 krizi diye bir şey yaşadı, 94 yılında nisan paketi diye bir bombayı avuçladı bu eller diye hatırlatmalı mıyım bilmiyorum. bunları hatırlatmaya kalkarsan üzerime yapışacak "tayyipçi" yaftasından kurtulabilir miyim, bunu da bilmiyorum. yakın bir örnek olsun diye hatırlatmaya çalışalım, başbakanlığın önündeki yazarkasa eyleminde bile bu ülkeyi sana bırakmayacağız diye bir nida duymadık. anayasa kitapçıkları havalarda uçuşurken, borsa yerle yeksan olurken tv ve gazete haberlerinde başımızın bakanını vatan hainliği ile suçlamadık. o kadar seviyorduk yani başbakanımızı! yaşım müsait değil, bilgisi olan yardımcı olsun. babalarımız yağ ve petrol kuyruğunda beklerken&lt;span style="font-style: italic;"&gt; -ilginçtir, aynı insanlar o zaman da başımıza bakıyordu-&lt;/span&gt; istiklal marşı'nı hatırlatıyor muydu ankara'ya? ya da şimdi, daha bir hafta öncesinde tekrar yaşadığımız rahşan affı diye anılan aftan faydalanarak mapus damından kurtulan bir eşkiyanın diş doktoru bir hanımefendiyi önce tecavüz edip sonrada öldürmesine "nedir bu rahşandan çektiğimiz yeter!" diye mi karşılık verdik. doğuda şehit edilen askerlerimizin &lt;span style="font-style: italic;"&gt;- ki yakın bir zamanda semtimizin evladı, arkadaşımızın dostu kardeşimiz er &lt;/span&gt;&lt;a style="font-style: italic;" href="http://www.milliyet.com.tr/2006/04/08/son/sontur14.asp"&gt;sinan gümüştaş&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;'ı kaybetmişizdir. Allah rahmet eylesin"-&lt;/span&gt; sorumlusu olarak başbakanı gören yurttaşlarımız, tetiği çekenlerin yukarıda bahsedilen afla tekrar dağlara, şehirlere, kırlara çıkanlar olduğunu hatırladığında aynı tepkiyi diğer devlet büyüklerimize de veriyorlar mı?

aslında benim soracağım asıl soru şu: ey tayyipçiler, neredesiniz? tamam anladık, belli bir oy ile meclise girip, yüz kızartıcı bir suçla itham edilip yüce divan'da yargılanan milletvekillerinin taraftarları meydanlardaydı ve onları savundular sonuna kadar. tamam anladık, beyaz güvercin masalıyla yıllarca babalarımızı uyutan sayın ecevit'in taraftarları her zaman meydanlardaydı ve savundular kara oğlanlarını. krizde olsa, terörde olsa tv'lerin mikrofonlarından güveniyoruz size yaklaşımıyla mesajlarını verdiler. halka mikrofon uzatıldığında bu kadar yoğun bir tepkiyle karşılaşmadı yakın tarihimizdeki devlet adamları. hatta devlet hazinesini dolandırmaktan yargılanmış ve suçu sabit görülerek ceza kesilmiş sayın erbakan bile bu denli siyasi soykırıma maruz bırakılmadı, çünkü ona sahip çıkanlar vardı. peki ey tayyipçiler, siz neredesiniz?

anlıyoruz ki: her uzatılan mikrofondan aynı sesler yükseliyorsa, sokaklarda değilsiniz. her şehit cenazesinde hükümete yüklenen mesajlar veriliyorsa, demek cenazelere katılmıyorsunuz ve askerde şehit olan evladınız da yok. danıştay üyesi sayın rahmetli mustafa yücel özbilgin'in &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=187817&amp;tarih=19/05/2006"&gt;cenazesinde&lt;/a&gt; daha evvel rastlamadığımız bir şekilde &lt;span style="font-style: italic;"&gt;-hatta Türk bayrakları kullanılarak-&lt;/span&gt; protesto ediliyorsanız ve neredeyse kovulduysanız cenazeden, demek danıştayda da yoksunuz. 18 temmuz'da beşiktaş spor klubünün kaptanlarından tayfur havutçu'nun jübilesinde oy verdiğiniz hükümetin üyeleri ve aynı partinin belediye başkanlarının tebrik telgraflarına yuh çekiliyorsa, bilin ki tribünlerde de yoksunuz. dahası spor ile ilgili hiç bir yerde yoksunuz.

nerede varsınız peki? medyayı ve günceli takip eden birisi olarak sormak hakkım değil mi? görsel ve yazılı medya bu kadar hakim bir şekilde hükümeti sıkıştırırken sizden ses çıkmadığına göre medya da yoksunuz diyeceğim ama dilim varmıyor. evet, medyada daha evvel hiç elde edemediğiniz bir gücünüz var. hükümeti destekleyeceğim diye saçma sapan haberler yapan &lt;a href="http://www.yenisafak.com/"&gt;gazetelerinizin&lt;/a&gt; yazarları her gün bir tv kanalında ahkam kesiyor. gazete sayfalarını başımız açık ve laikiz buna rağmen partimizden bir baskı hissetmiyoruz diyen danışmanlarınızla &lt;a href="http://sabah.com.tr/pamir.html"&gt;dolduruyor&lt;/a&gt;.TMSF diye adlandırılan ve gün geçtikçe ülkemizin en büyük şirketi olmaya doğru giden kurumun başında bu hükümetin atadığı saygıdeğer bir başkan var. bu kurumun elinde olan bir çok medya kuruluşunda yine aynı zihniyette saygıdeğer çalışanlar var. hatta uzan grubundan alınıp özelleştirilen &lt;a href="http://www.stargazete.com/"&gt;gazetenin&lt;/a&gt; danışmanlığını uzun yıllar hükümeti alenen desteklediği söylenen malum gazetede yazarlık yapmış saygıdeğer bir yazanız var. var var var.

azımsanmayacak kadar büyük bir oyla iktidara gelen bu hükümete sokaktan hiç destek yoksa, her akşam haberlerde "bu ülkeyi başbakana bırakmayacağız" repliklerini duyuyorsak, sayın özbilgin'nin cenazesinde bir hanımefendi elindeki gazeteyle hükümetin saygıdeğer bir bakanına sopa atıyorsa, korkarım ya sayın tayyip erdoğan'ın ve arkadaşlarının bu ülkede artık bir karşılığı yok ya da daha çok korkarım oy pusulasında "tek başına iş başına" sloganından etkilenip ampulun altına mühür vuranlar bu ülkede yok. dubai'de yahut capris otelin kral dairesinde alkolsüz kokteyllerini yudumluyorlardır.

ve biz bu insanları arıyoruz. bugün feryat edercesine şikayet ettiğimiz bu devlet yetkilisi insanları bizim başımıza saran kitleyi bulan olursa insanlık namına sokağa salsın, tabi eğer hala verdikleri oya sahip çıkacaklarsa.

hem bu turist kardeşlerimizin halkın karşısında olan bir kral tarafından yönetildiğimizi düşünmeleri hepimizin üzerine vebaldir. hem de, yazıktır tayyip beye, gözleri oyveren kitlesini arıyordur :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115741161441752884?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115741161441752884'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115741161441752884'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/darlmak-yok-sevgilim-bu-bizim.html' title='darılmak yok sevgilim, bu bizim hikayemiz!'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115737498634673382</id><published>2006-09-04T15:55:00.000+03:00</published><updated>2006-09-04T16:03:06.740+03:00</updated><title type='text'>Görüyor musun beni ay dedenin üzerine oturup?</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;"Endişe etmeyin, gösteriş meraklısı Türkler çok konuşurlar ama hiç bir şey yapmazlar."&lt;/span&gt;

Hicaz Emiri Şerif Hüseyin'nin oğlu 'Kral Abdullah'&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115737498634673382?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115737498634673382'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115737498634673382'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/gryor-musun-beni-ay-dedenin-zerine.html' title='Görüyor musun beni ay dedenin üzerine oturup?'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115707502282904769</id><published>2006-09-01T04:37:00.000+03:00</published><updated>2006-09-01T04:43:42.936+03:00</updated><title type='text'>hmmm</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/8099/3692/1600/icon_inprogress.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/8099/3692/320/icon_inprogress.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;olmalı mı olmamalı mı?
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115707502282904769?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115707502282904769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115707502282904769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/09/hmmm.html' title='hmmm'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115689335669140091</id><published>2006-08-30T02:09:00.000+03:00</published><updated>2006-08-30T02:24:57.276+03:00</updated><title type='text'>bunu hep yapıyor!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/kezman.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/320/kezman.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span class="sonDakikaMetin"&gt;&lt;span class="sonDakikaMetin"&gt;"Çetnik 2. dünya savaşı sırasında Nazilerle işbirliği yapan Monarşik, son derece acımasız ve hain Sırp çetelerine verilen addır.

Kosova ve Bosna savaşı sırasında Sırplar kendilerine Çetnik dediler.

&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span class="sonDakikaMetin"&gt;&lt;span class="sonDakikaMetin"&gt;Bu çocuk Bosna Hersek-Sırbistan maçında Bosna’ya gol attıktan sonra, utanmadan o Bosnalıların karşında Çetnik işareti yapmış adamdır. O Bosna’da bu Çetnik işareti yapan milisler Bosna savaşında masum 200 bin kardeşimizi öldürdüler. Bu işareti yaparak öldürdüler.

Bu işin şakası yok."

H.Babaoğlu

&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="normal"&gt;O işareti inşallah burda da yaparsin da,  sabah belgrad'da kendini elin kıçına monte bulursun.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115689335669140091?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115689335669140091'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115689335669140091'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/08/bunu-hep-yapyor.html' title='bunu hep yapıyor!'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115647392618634981</id><published>2006-08-25T04:43:00.000+03:00</published><updated>2006-08-25T05:45:27.686+03:00</updated><title type='text'>seni görmem lazım!</title><content type='html'>sabahları, yani sabah ezanı okunurken ki sabahlar güzel bu şehir sadece. üsküdar o zaman güzel . derelerin denizlerin bok dolduğu bir zamanda ezanı dinlerken sokakları adımlak güzel. şehirde yürümenin zor hele ki koşmanın çok zor olduğu bu zamanda sabah ezanını dinlerken bir de türkü söyleyebilmek çok güzel. hala hatırda bir türkü kalması gerçekten çok güzel. ezan okunurken türkü söylenmez mi?

bir sabah seni görmem lazım, farketmez herhangi bir sabah. daha karanfilli çayımızı içmeden, demlenmesini beklerken yani, yumurtaları sonra kırarız dedikten biraz sonra, müezzin mikrofona dokunur dokunmaz &lt;strong&gt;"şeha bu benliği bazar-ı aşkta senden aldım ben. anın çün bu derûnümde aradım seni buldum ben"&lt;/strong&gt; diyerek hazırlanmamız lazım.

seni görmem lazım, bir şekilde koştura koştura, bu şehrin ya da farketmez senin seçeceğin herhangi bir şehrin sokaklarını, caddelerini, kaldırımlarını, heyecanımıza yeni sebepler ekleyerek ve belediyenin diktiği çiçeklerin kokularını duyumsamayı önemsemeyerek &lt;strong&gt;"ne sen bensiz bilinirsin, ne ben sensiz bulunurum. seni bende beni sende bulup seninle doldum ben"&lt;/strong&gt; diye yürümemiz lazım.

seni görmem lazım, bir sabah -ki bu sabah olsaydı en güzeliydi- bu sokakları birlikte yürümemiz lazım. müezzinin sesi ezan okurken, müezzin ezanı okurken ya da bir de biz &lt;strong&gt;"ne sen bensin ne ben senem ki sen ben şirk olur zira. bu sen ben defterini ol sebebtendir ki sildim ben"&lt;/strong&gt; diye mırıldanabilmemiz lazım.

artık bir sabah seni görmem lazım, terledikten sonra, yorulunca yani. yani aslında müezzin son defa &lt;em&gt;lailahe illallah&lt;/em&gt; dedikten ve biz bir iç geçirdikten sonra. bir ezan dinlemelik vakit geçmiş olunca ve biz geçmiş olunca &lt;strong&gt;"vucud ikliminini bir bir teferrûc eyleyip ahir. çü sensin zati ya Maksut anın çün sana geldim ben"&lt;/strong&gt; diye tazelenmemiz lazım.

yani aslında seni artık bir sabah ve sonraki her sabah görmem lazım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115647392618634981?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115647392618634981'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115647392618634981'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/08/seni-grmem-lazm.html' title='seni görmem lazım!'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115633029199211324</id><published>2006-08-23T13:48:00.000+03:00</published><updated>2006-08-23T13:55:24.613+03:00</updated><title type='text'>müzik pleyir</title><content type='html'>yorum ve istekte bulunacaksanız buradan bulunun. yoksa ömür boyu susun :p

&lt;span style="font-size:85%;"&gt;zü hanıma çok teşekkür ediyoruz zahmetleri için. ali sarı ustaya da aklımızı başına getirdiği için hasseten şükranlarımı sunarım :p&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115633029199211324?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115633029199211324'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115633029199211324'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/08/mzik-pleyir.html' title='müzik pleyir'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115616322348411773</id><published>2006-08-21T15:22:00.000+03:00</published><updated>2006-08-21T15:28:32.446+03:00</updated><title type='text'>Bütünün sırrı bilinmeden parçalar tam ve doğru bilinebilir mi? 2</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:Garamond;font-size:10;"  &gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;a href="http://yazihane.blogspot.com/2006/08/btnn-srr-bilinmeden-paralar-tam-ve.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Garamond;font-size:10;"  &gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a href="http://yazihane.blogspot.com/2006/08/btnn-srr-bilinmeden-paralar-tam-ve.html"&gt;birinci bölüm&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Garamond;font-size:10;"  &gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;


&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“ 19 Ağustos 2002 Perşembe “

&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;II.

&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;/ ertesi gün /&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Uyandığımda aslı astarı olmayan bir hadisede, gururum benden bir müdaafayı ne hakla arzu eder diye düşünüyor buldum kendimi. Gece haberim olmadan nasıl da içime dolmuştu bu düşünceler. Birdenbire nasıl da uyandım? Odamın kapısı açıktı, tam karşımdaki tabloda &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;kızın dizinde bir teneke kutu ve üzerindeki yere paralel saçılmış çiçekler hala hiç solmayacalarmış hissi veriyorlardı, her izleyişte yeni keşifler, her yeni keşifte yeni lezzetler sunarak. Dört defa uyandığımı hatırladım sadece geceye dair. Sancım mı vardı diye geçirdim içimden, boğulur gibi bir sesle nefes alırken. Ağzımı açıp, büyük hava lokmaları yutarak rahatlamaya ve kendi haline bırakmaya çalışıyorum beynimi.

&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;Kahvaltıdan sonra tekrar durağa doğru yola koyuldum. Dün otobüsten indiğim duraktan muhtemelen dünkü düşüncelere paralel düşüncelere dalmak için bugün tekrar binecektim otobüse. Bir iki derin nefesten sonra düzelen teneffüs ritmine kabul ve red hallerinden hiçbirini benimsemeden, bütün ihtimallere karşı "saygı" telkini dahilinde hareket etmeyi uygun bulmam eklendi yeni olarak. Bu sabah parçalar biraz daha birleşiyordu. Düşünüyorum, beni sıkıntıya sokan bu iftiraların sahibi kim olabilir? Hatrıma hiç kimsenin gelmemesine karşın kesin bir his vardı ki içimde, merak ediyordum. Esmer miydi? Saçları uzun muydu? Alt dudağının solunda ben var mıydı? Sorulara cevap bulamadıkça isyanım artıyordu. Bana yardım etmesi lazım gelen kutsadığım bütün herşey neden yoksunuz? Yoksa sizi kendi hayal dünyamda ben mi yarattım? Omuzlarımı silktim, bilmiyordum. Zıt ihtimaller arasında kararsızlığın cehennemine düşüp olası hareket anında referans noktası bulamamaktan korktum. Zekamın ilk hamlesi ile kopardığı verilerle hareket etmem, iki dostumdan hangisinin ölüm haberi gelse, diğeri için müjde olması gibiydi ki, ben bunu kabullenemezdim!

&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;Eğer zekanın işi sadece madde ile oynamaktan ibaret olsaydı, onun mahiyetleri anlamaya kadar varmayan iştahı kısa süreli ve ufak ilişkilerle doyabilirdi. Şimdi ayakkabının kördüğüm olmuş bağını çözmeye çalışıyordum.

&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;Bir bestekar olamayacağım ortada, öyleyse iyi bir aranjör olmalı diye düşündüm. En azından yeni bir bir nota yazmaktansa, var olanlarla yeni bir şarkı söylemeliyim. Alnım tekrar donuklaştı. Nerden alıştım alnımı cama dayamaya? Bu sefer alt çenem ve dişlerim birbirine vuracak kadar titriyordu. Dün olanları düşündüm. Inkar konforunun cazibesine aldanmama nasıl da sahip çıktı gece, bir istihza ile gülerek maskelemeye çalıştım şimdi bilmem kimden utancımı. Sahi ben kimden utanıyorum şimdi?

&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;-bende benden başka bir ruh varmı?

&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;Hareketlerimi kim kontrol ediyor, kimden utanıp kimden saklanıyorum? Bu sorulara cevap olmalıyım yoksa dün ve bugün arasında bozulan muhakemenin öylesine zayıf ve bitkinlikten hangi ihtiyacın neticesi olarak koyu bir zemin üzerindeki gölgelerin kıpırdanışlarına malik olan kuvveti olabildiğince anlamak pek zor olacak! Inkar ederken, kördüğüm olmuş ayakkabı bağını kopardığımda ki rahatlığı duyamayacağım aşikarken şimdi nasıl oluyorda yorgunluğumdan eser kalmadığına inanan vucudum, iç dikkati arasındaki savaşı yakalayıp uzviyetinden gelen duyguyu bir dinçlik idraki haline çeviriyor? Bir ceviz katılığında beynime giren bu soruları yol boyunca kıramıyor, ezemiyor, hazmedemiyordum.

&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;Bu yorgunluk duygusunun yalancı bir dinçlik haline dönüşebilmesi mümkün olabilir miydi ki?

&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;-insanoğlu acizmidir her zaman?

&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;Otobüs camından bakıp "neden?" diyebildim sadece. Yol uzadıkça daha rahat düşünmeye başladığımı farkettim ve yeni çıkar yollar bulmak uğruna uzattıkça uzattım hayallerimdeki prensesin saçlarını. Ruhumun içinde kaybolmayan şeyleri neden dışarıda aramıyordum. Kendi kendimde eksik olmadığına emin olduğum halde bende varlığıma ilişkin bu güvensizlik neden kaynaklanıyordu? Anlatacaktım, herkese bütün bu isnat edilenlerin sahte doğrular olduğunu, hüvviyeti, karekterimi.

&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;Sen
Bana yardım edeceksin,biliyorum dedim.

&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-size:85%;" &gt;devam edecek...&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115616322348411773?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115616322348411773'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115616322348411773'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/08/btnn-srr-bilinmeden-paralar-tam-ve_21.html' title='Bütünün sırrı bilinmeden parçalar tam ve doğru bilinebilir mi? 2'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115582148033691941</id><published>2006-08-17T16:29:00.000+03:00</published><updated>2006-08-23T02:37:19.870+03:00</updated><title type='text'>Son Ali</title><content type='html'>&lt;embed id="VideoPlayback" style="WIDTH: 400px; HEIGHT: 326px" align="center" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=" type="application/x-shockwave-flash" flashvars="playerMode=embedded&amp;autoPlay=false" salign="TL" wmode="window" scale="noScale" bgcolor="#ffffff" quality="best" allowscriptaccess="sameDomain" hl="en"&gt;

&lt;blockquote&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;cenin mülteci kampında muhtemelen mevcut bir kalaycı dükkanındaki son ali&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/blockquote&gt;
Kaş çatarım düşmanıma, tanklarına taş çakarım
Ustam beni eve yollar, küçük kızına bakarım
Adım Ali ; Ramallah'tan Cenin kampına sürüldüm
İşe giderken canlıydım, dönüşte tel tel döküldüm
Bakırcının çırağıyım,yaşım oniki olmuştur
Anam beni bir güz günü hıçkırırken doğurmuştur
Göçmen kuş sürülerine ısmarlandı istikbalim
Serçe kuşun ölümünde vallahi yoktur vebalim

Durmadan askerler gelir, sefer tasımı ezerler
Cilalı postallarıyla göğsümüzde kol gezerler
Timsahları hiç görmedim, leş yiyen kuşu tanırım
Hahamlara küfretmedim, biliyor bunu da Tanrım.
Yusuf abimi öldüren kurşunu yerde bulmuştum
Her gün annemi ağlatan soğuk demirle konuştum
Yollarda oyalanırken, iskeletlere rastlarım
Abim aklıma gelince, annem görmeden ağlarım

Bizim zeytin bahçesinde alıştım silah sesine
Koşarım duvar dibinden gizlenirim öylesine
Offf!... Yine bir tank geliyor sarsıldı kablar, kacaklar
Korkuyorum elimde mi.. yine insan vuracaklar
Bu top sesi neyin nesi, gövdemi yere düşürdü
Eyvah! Bu halimi görse ustam beni öldürürdü
-Sana demiştim...Dikkat et! Bir gün sokakta ölürsün
Bak İşte çıktı dediğim , kızıl kan içinde yüzün
Sokak ortasında kaldım, tanklar yürüdü üstüme...
Ne çok uykum var Tanrım.. yorganımı ört üstüme.


Kaş çatarım düşmanıma,tanklarına taş çakarım...
Ustam beni eve yollar, küçük kızına bakarım...
&lt;blockquote&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Metin Önal Mengüşoğlu&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/blockquote&gt;


&lt;em&gt;Görüntüleri kullanmamıza müsaade eden Kanal 7/Haber 7 televizyonuna ve Yusuf Armağan'a teşekkür ediyoruz&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115582148033691941?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115582148033691941'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115582148033691941'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/08/son-ali.html' title='Son Ali'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115512157769800215</id><published>2006-08-09T13:05:00.000+03:00</published><updated>2006-08-28T03:23:48.253+03:00</updated><title type='text'>bir beyaz kağıda ne yapılabilir?</title><content type='html'>kötü ışıkladındırılmış bir vitrin var. içeride sadece ölü çocuk olmasını umursayan müşteriler var. dışarıda sadece çoğu arap çoğu türk çoğu insan yani eninde sonu hep insan var. ramallahta ali var, ustamın kızına bakarım diyen şair var. o topraklara öyle yakışır ki top mermileri, geceleri gökyüzü ışıldar, gündüzleri bir sürü şiir var. gündüz de olsa, gece de olsa hanzala var. bir tek hanzala var. o cesetlerin bizim için önemli olması sadece çocuklara ait olduğundan mıdır nedir, çok çocuk cesedi var. o çocuklar yerine babalarını defnetseler iplemeyecek dimağlar var.

savaş var. ölü var ve de ölüm var. ölümden korkmayan insanları anlamaya çalışmadım hiç. olur ki anlarım diye korktum. olur ki ben de korkmam ölümden. insan bence korkmalıdır ölümden. korkmalıdır ölmekten. korkusuna rağmen göze alacaksa işte o zaman almalıdır. bir ayağı diğerinden kısa olduğu için değil, bir ayağı diğerinden kısa kalacak olsa da, yani bu kısalığa rağmen koşmalıdır yada koşmaktan korkmalıdır.

savaş var, ölmek var. izleyen var, seyreden var. yavşak sağcılar var, içinin yandığını söyleyen koca götlü solcular var. severadım koşan çocuklar da var ama. bir hanzala var sadece. bir hanzala var koskaca savaşta yıllardır dik durabilen.

büyükelçilerimiz var, dahası devletimiz en büyüğü var. evet var. cephedeki siyonist askerleri besleyen ay-yıldızlı kimlik taşıyanlar da var. arkadaşlarımız var, ay-yıldızın ne anlama geldiğini bilmeyen arkadaşlarımız var. bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır dizesini yanlış anlayan ahmak arkadaşlarmız var. rengini şehitlerin kanından almış bir bayrağı, üzerine çocukların ve kadınların ve babaların dahası masumların kanlarıyla birlikte arkadaşlık adına aynı yere dikenler de var. birlikte yemek yiyenler var, devletimiz var çok şükür, devletimizin büyükleri de var hamd olsun.

ve fakat bütün raslantıları reddeden hanzala var. yaralı yarasız sevdaları var. bir beyaz kağıt var sadece dimdik durabilen, bir beyaz kağıt var bir mucizeyi anlatan. en büyük kahramanı bir beyaz kağıt üzerindeki karikatür olarak duran bir halkın ölüleri elbette çocuklar olacaktır, bunu bilmeyenler var. var. var.

sokaklarımıza ne kadar sevdiğimiz adamlar varsa onların isimleri verdik. sevdiğimiz çok adam var. hiç bir şey alıp hiç bir şey veren adamlarımız var. onların her sokakta ismi var.sırtını israile değil adı ahmet olanlara, mustafa olanlara, recep olanlara, nejdet olanlara, yusuf olanlara dönen bir hanzala var. bize dönen hanzala var. çocuklar var diye dövünen yeni yetme gençler var. sayfalarına ölü çocuk fotoğrafları koyarak tatmin olan bloggerlar var, hiç bahsetmeyenler de var. israil türkiye parlementolar arası dostluk derneğine meclisin yarıdan fazlası üyeydi ve bir kısmı geçen hafta içinde istifa etti. ama hala üye kalmayı tercih edenler var. bu zulum bu sevda bitmez diyen ahmaklar var. kentlerde hukuk okumaya, memleketi kurtarmaya gelmişler var. hanzala var ama sadece. sadece sırtını dönen bir kahraman var.

kendine ait değil, başkalarının küfürlerini mırıldanan dudaklar var. kendi aşkını değil başkalarının sevdalarını yaşayan kalpler var. kendi acısını değil başkasının derdini sızlayan yürekler var. şimdi başkalarının değil, kendi duruşunuzun nasıl olduğunu merak ediyorum. başkalarının vitrininden aldığınız sloganları değil, gözlerinizin çektiği fotoğrafları merak ediyorum.

soru şu: bir beyaz kağıda ne yapılabilir?

bir balon çizilebilir, bir uçak yapılabilir, belki bir uçurtma, bir mektup da yazılır aslında, ya da bir karikatür. artık sizin elinizden ne geliyorsa...

beyaz kağıtlarınızı yada anlatımlarınızı bekliyorum.

&lt;span style="font-size:85%;"&gt;(gelen kağıtlardan birisini seçip bu olaya destek olmayı kabul eden kişisel bloglarda, yada diğer sitelerde yayımlamayı planlıyoruz. şimdiden 5 tane arkadaş destek verdi. bununla ilgili de iletişime geçebiliriz. )

katkıda bulunanlar:
&lt;a href="http://hepatitze.blogspot.com/2006/08/bir-beyaz-kada-ne-yaplabilir.html"&gt;hepatit ze&lt;/a&gt;
&lt;a href="http://www.cemaat.com/?q=node/2658"&gt;cemaat.com&lt;/a&gt;
&lt;a href="http://eksisozluk.com/show.asp?t=bir+beyaz+kagida+ne+yapilabilir+etkinligi"&gt;QAZAQ &lt;/a&gt;&lt;a href="http://eshkiya.blogspot.com/2006/08/bir-beyaz-kada-ne-yaplabilir.html"&gt;
eşkiya&lt;/a&gt;
&lt;/span&gt;&lt;a href="http://saravarthasiddha.blogspot.com/2006/08/bir-beyaz-kada-ne-yaplabilir-aramba.html"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;saravarthasiddha&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;
&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a href="http://yazmiyorum.blogspot.com/2006/08/yazhane-mden.html"&gt;karegraph&lt;/a&gt;
&lt;a href="http://cinkamisi.blogspot.com/2006/08/bir-beyaz-kaida-ne-yapilabilir.html"&gt;çin kamışı&lt;/a&gt;
&lt;a href="http://alisari.zaxaz.com/?p=435"&gt;ali sarı&lt;/a&gt;
&lt;a href="http://guzellikuykusu.blogspot.com/2006/08/bir-beyaz-kada-ne-yaplabilir.html"&gt;Alexandre Bey&lt;/a&gt;
&lt;a href="http://divanbln.blogspot.com/2006/08/bir-beyaz-kada-ne-yaplabilir.html"&gt;Divan&lt;/a&gt;
&lt;a href="http://ecebee.blogspot.com/2006/08/bir-beyaz-kada-ne-yaplabilirkampanyas.html"&gt;Ecemice&lt;/a&gt;
&lt;a href="http://www.blogcu.com/mihmanhane/923162/"&gt;Blogcu Mihmanhane&lt;/a&gt;
&lt;a href="http://mihmanhane.blogspot.com/2006/08/bir-beyaz-kaida-ne-yapilabilir.html"&gt;Mihmanhane&lt;/a&gt;
&lt;a href="http://www.sayhadergi.com/?mod=content&amp;act=topicshow&amp;amp;id=1212"&gt;Sayha Dergi&lt;/a&gt;
&lt;a href="http://gzmnhr.blogspot.com/2006/08/bir-beyaz-kada-ne-yaplabilir.html"&gt;misteRio&lt;/a&gt;
&lt;a href="http://filiznur.blogspot.com/2006/08/beyaz-kada-ne-yaplabilir.html"&gt;Filiznur&lt;/a&gt;
&lt;a href="http://www.blogcu.com/incimercan/928443/"&gt;İncimercan&lt;/a&gt;
&lt;a href="http://www.blogcu.com/huznumsel/928757/"&gt;Hüzün&lt;/a&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a href="http://www.blogcu.com/birgaribseyyah"&gt;Hacer Nazan Toy&lt;/a&gt;
&lt;a href="http://opordace.blogspot.com/2006/08/bir-beyaz-kaida-ne-yapilabilir.html"&gt;Hale&lt;/a&gt;
&lt;a href="http://insanlikhalleri.blogspot.com/2006/08/bir-beyaz-kada-neler-yaplabilir.html"&gt;İnsan&lt;/a&gt;
&lt;a href="http://kervansaray2006.blogspot.com/2006/08/bir-beyaz-kada-ne-yaplabilir.html"&gt;İbn-i Sina&lt;/a&gt;
&lt;a href="http://www.blogcu.com/gozgumisali/946093/"&gt;Suveyda&lt;/a&gt;
&lt;a href="http://yunusnadir.blogspot.com/2006/08/bir-beyaz-kada-ne-yaplabilir.html"&gt;Yunus Nadir&lt;/a&gt;
&lt;a href="http://sheremin.web-log.nl/sheremin/2006/08/history_capture.html"&gt;Sheremin&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115512157769800215?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115512157769800215'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115512157769800215'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/08/bir-beyaz-kada-ne-yaplabilir.html' title='bir beyaz kağıda ne yapılabilir?'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115511476489345307</id><published>2006-08-09T12:05:00.000+03:00</published><updated>2006-08-09T12:23:23.993+03:00</updated><title type='text'>Dinazorların nesli neden tükendi...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/dinazorlarinsoyunedentukendi.0.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/400/dinazorlarinsoyunedentukendi.png" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;

&lt;/span&gt;dün qazaq paşam ile muhabbet ederken işkillendim. bana tarihi aydınlatacak çok önemli bir bilgiye sahip olduğundan bahsetti yanlışlıkla. sonra da yok efendim sallıyorum felan diye reddetti söylediklerini. ben gece boş durmadım, cep telefonundan sonra bilgisayarını da patlattım ve o önemli evraka ulaştım. buyrun buradan yakın...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115511476489345307?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115511476489345307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115511476489345307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/08/dinazorlarn-nesli-neden-tkendi.html' title='Dinazorların nesli neden tükendi...'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115481136109038430</id><published>2006-08-05T23:53:00.000+03:00</published><updated>2006-08-05T23:56:01.466+03:00</updated><title type='text'>şiir, biraz şiir</title><content type='html'>dersten kaçınca geri dönmek zorunda hissetmem kendimi
belki de tırnaklarımı yerken utanmamla ilgili
belki mezar taşlarına bakınca nesnesin
belki sen dün gece oldun
belki farkında değilsin
ve cebimdeki cek yapımı makine sana en çok erkek olduğunu
şimdi bunları ben düşünmesem kimsesiz kalmaktan korkuyorum iyi mi
o kızı bir daha görememekten
kul vefasızsa kader ne yapsın diyememekten
korkuyorum Allah'ım ve görünürde bir yorgan yok
durum şimdilik bu
durum şimdilik son vapuru kaçırmak kadar tehlikeli
&lt;span style="font-size:85%;"&gt;
İsmail Kılıçarslan

Bir gece QAZAQ'ın cep telefona gelen şiir, çaldım ve yayımladım affınıza sığınarak...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115481136109038430?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115481136109038430'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115481136109038430'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/08/iir-biraz-iir.html' title='şiir, biraz şiir'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115466643026317165</id><published>2006-08-04T07:35:00.000+03:00</published><updated>2006-08-04T07:40:30.326+03:00</updated><title type='text'>Template for Yazıhane v.1.01</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.birikinti.com/sinema/images/ssen300105.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.birikinti.com/sinema/images/ssen300105.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;


mesela biraz da böyle takılalım mı desek?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115466643026317165?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115466643026317165'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115466643026317165'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/08/template-for-yazhane-v101.html' title='Template for Yazıhane v.1.01'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115463991705519718</id><published>2006-08-04T00:18:00.000+03:00</published><updated>2006-08-04T04:30:15.056+03:00</updated><title type='text'>buyurun efendim...</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.pinhani.com"&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;Pinhani&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt; - Beni Al

Bugünüm yarın olsa yada hep yeni baştan,
Yaşamak ne güzel olur,hiç başlamamışsan.
Geriye ne kalırdı yaşananları atsak,
Seni bir daha yaşamak isterim aslında.

Beni al kucağına,elini belime sar.
Beni almadığın an üşürüm sabaha kadar.
Beni al kucağına,elini belime sar.
Beni almadığın an ölürüm beni al.

Biraz önce uyurken seni koynuma aldım.
Dudağından öperken uykudan uyandım.
Sana böyle uzakken seni bir daha sevdim.
Yanına gelebilsem bir daha dönmezdim.

Beni al kucağına,elini belime sar.
Beni almadığın an üşürüm sabaha kadar.
Beni al kucağına,elini belime sar.
Beni almadığın an ölürüm beni al.

Beni al kucağına,üşürüm sabaha kadar.
Beni al kucağına,üşürüm sabaha kadar&lt;/span&gt;

&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf" id="audioplayer1" height="24" width="290"&gt;&lt;param name="movie" value="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf"&gt;&lt;param name="FlashVars" value="playerID=1&amp;amp;bg=0xf8f8f8&amp;amp;leftbg=0xeeeeee&amp;amp;lefticon=0x666666&amp;amp;rightbg=0xcccccc&amp;amp;rightbghover=0x999999&amp;amp;righticon=0x666666&amp;amp;righticonhover=0xffffff&amp;amp;text=0x666666&amp;amp;slider=0x666666&amp;amp;track=0xFFFFFF&amp;amp;border=0x666666&amp;amp;loader=0x9FFFB8&amp;amp;autostart=no&amp;amp;loop=yes&amp;amp;soundFile=http://www.buyaka.org/doc/musiki/benial.mp3"&gt;&lt;param name="quality" value="high"&gt;&lt;param name="menu" value="false"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115463991705519718?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115463991705519718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115463991705519718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/08/buyurun-efendim.html' title='buyurun efendim...'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115462466905228988</id><published>2006-08-03T19:48:00.000+03:00</published><updated>2006-08-21T15:22:40.790+03:00</updated><title type='text'>Bütünün sırrı bilinmeden parçalar tam ve doğru bilinebilir mi? 1</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; font-family: Garamond;"&gt;“ 18 Ağustos 2001 Çarşamba “&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;
I.
&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;Akşam üstü. Durakta beklediğim otobüs nihayet geldi. Sıra terkibine riayet ederek arka taraflarda bir koltuğa çöktüm. Farkettim ki oturmakla dinlenemeyecek kadar yorgunum ve yine farkettim ki aslında gururum vucudumdan daha yorgun. Beni yoran şey son bir kaç aydır kıskanarak ve hatta kaybetmekten korkarak izlediğim hayatımda var olan huzurun, sadece bir kaç hafta süren basit bir iftiranın soyup çırıpçıplak bir sorun haline getirmesi idi. Aylar sonra bugün sentezine daha fazla çeliği hazmedemiyen bir demir yığınını andıran bu toplumun ortasında bir dansöz kıvraklığı ile elbise ve şekil değiştiren biriyle karşı karşıyayım. Üzerime yığılmış bir sürü günahla başetmeye çalışmanın düşürdüğü handikaptan kurtulmak adına kendime vermeye mecbur olduğum hesapta, bu olayı muhallebiciden çıkıp osmanbey’e daha süratli gidebilmek için aksi istikametteki durağa yürümek gibi, aslında hedefe ulaşmak için kısa süreli duraklama gibi yorumladım. Bir haftadır her otobüs seyahatimde bu olayı düşünüp durmama şaşmamak mümkün değil tabii. Bu sırada otobüsün şöförü olduğunu varsaydığım biri, üzerinde bol lacivert bir pardesü olduğu halde el sallayan bir diğerine selam mahiyetinde kafa salladı ve duraktan yavaş yavaş ayrıldık. Tahminim doğruydu o adam bu otobüsün şöförüydü. Bu bile beni memnun etmeye yetti.

&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;Ben yine düşünmek istiyordum. Benim gibi megolamanları bitirmek için kaçış yeterli bir zehir olmalıydı ki ben kendimi müdafaaya pekte niyetli değildim ve sabah evden çıktığımdan beri papatya biçenlere kurban olduğumu, hayalimde mümkün olma ihtimallerini kaç türlüsü ile kaç defa müdaafa ederek guruma vekalet ettiğimi düşündüm. Bilinçli bir mukavemeti harcama ısrarımı hissetmiş olacak ki, gururum şerefimi kaybetmek üzere olduğumu gösterdi ve kaybetmemek için lazım gelen payı iade etti. Evet, o an tekrar kendimi savunma halimi düşündüm. Bilinç sahnesinde her zaman yeniydi ve gittikçe güzelleşiyordu. Bu hali sevdim. Belki de sırf bu yüzden kararlı bir hareketin lazım geldiğini hissettim. Yolunda gitmeyen şeyler karşısında yüzüm kızarır, şakaklarım zonklar, beynimdeki tıkanıklık bütün vücudumu ve bilincimi sarardı. Hayret ki hala böyle bir hal yaşmadım.

&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;Titredim; kısa ve kuru bir kaç defa öksüren yanımdaki bu yaşlı amcanın, var olan hastalığı bir de benim vucudumda inkişaf etmiş olamazdı. Bu ne tür bir heyecandı ki hasatalığa tutulmuş biri gibi titredim. Eve dönüyordum şimdi oysa... Geride bir kaçış bırakarak belkide. Geride yorgun gözlerim ve omuzlarımın hoyrat çırpınışları... Geride herkese güven dolu günler, geride sadece ben, varlığın anlamından bi haber... Sanki bir rüyadan uyanıyordum. Derin bir nefes aldım. Alnımı cama dayamış olmaklığımdan ziyede camın soğukluğuna küfür ettim. Hayallerimle gururum arasında bozulan alışverişi düşünmek istedim tekrar.

&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;Yol; yeterinde uzun, mesele oldukça mühim! Daima "pasif" döğüşüp yenmeyi isteyen bir mizacım vardı. Hucumu çoğu kez karşı tarafa bırakarak sessiz ve sarsılmaz bir karşı koyuşta bulunmayı severdim, gahndi'yi pek tanımasamda. Ve birden bire patlayan duygu deposundan sızan o'nu özleyişle huzur buldum. "seni bugün bir bilsen ne kadar aradım!" demeyeceksem onu bulduğumda hiç birşey söylemeyecektim. Eve dönüyordum, geride parlak gözlerini benden ayırmayan bir dost, şimdi bile -uzaktada olsa- gülümseyen yüzü ile endişeli halini müdaafa ederek galiba hisli gözlerle sadece mırıldandı:

&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Georgia;font-size:10;"  &gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;- Allahaısmarladık!&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Georgia;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Georgia;font-size:10;"  &gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;"ey-ki beray-i derd-i men fikr-i ilaç kerde-i mürden-em ez huda talep,rezce mek mekan hekime."&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115462466905228988?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115462466905228988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115462466905228988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/08/btnn-srr-bilinmeden-paralar-tam-ve.html' title='Bütünün sırrı bilinmeden parçalar tam ve doğru bilinebilir mi? 1'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115429670155733828</id><published>2006-07-31T00:44:00.000+03:00</published><updated>2006-07-31T01:01:02.480+03:00</updated><title type='text'>Hepsi bu...</title><content type='html'>&lt;pre style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Tepedeki çimenlikte
Yalınayak dolaşarak
Yemyeşille masmavinin
Ortasında uzanarak
Hayaller kurarak
Rüzgara savurarak
Vazgeçmek birdenbire
Herşeyden vazgeçmek

Tepedeki çimenlikten
Seyreylemek şu alemi
Küçülmüş ufacık olmuş
İnsanların alemi
Bir buluta tutunup
Bir kuşun kanadına takılmak
Vazgeçmek birdenbire
Herşeyden vazgeçmek

Sadece gökyüzü
Sadece deniz
Sadece sen ve ben
Sadece sevgi
Hepsi bu&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt; &lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf" id="audioplayer1" height="24" width="290"&gt;&lt;param name="movie" value="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf"&gt;&lt;param name="FlashVars" value="playerID=1&amp;amp;bg=0xf8f8f8&amp;leftbg=0xeeeeee&amp;amp;lefticon=0x666666&amp;rightbg=0xcccccc&amp;amp;rightbghover=0x999999&amp;righticon=0x666666&amp;amp;righticonhover=0xffffff&amp;text=0x666666&amp;amp;slider=0x666666&amp;amp;track=0xFFFFFF&amp;border=0x666666&amp;amp;loader=0x9FFFB8&amp;autostart=no&amp;amp;loop=yes&amp;amp;soundFile=http://www.buyaka.org/doc/musiki/tepedekicimenlik.mp3"&gt;&lt;param name="quality" value="high"&gt;&lt;param name="menu" value="false"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/object&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115429670155733828?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115429670155733828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115429670155733828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/hepsi-bu.html' title='Hepsi bu...'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115421926054929782</id><published>2006-07-30T03:24:00.000+03:00</published><updated>2006-07-30T03:43:05.533+03:00</updated><title type='text'>ayıpsa ayıp</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/platinum62.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/320/platinum62.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;span class="smalltext"  style="font-family:georgia;"&gt;
&lt;span style="font-size:130%;"&gt;                     Bi lodos lazım şimdi bana, bi kürek, bi kayık
                   Zulada birkaç şişe yakut yer gök kırmızı
&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;                     Söverim gelmişine geçmişine ayıpsa ayıp&lt;/span&gt;
                   Düşer üstüme akşamdan kalma sabah yıldızı

birini dövmek isterken vazgeçip boş duvara avaz avaz sövmek midir ayıp olan, hadi canım sende...
&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115421926054929782?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115421926054929782'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115421926054929782'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/aypsa-ayp.html' title='ayıpsa ayıp'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115392062339554263</id><published>2006-07-26T16:29:00.000+03:00</published><updated>2006-07-26T16:31:19.453+03:00</updated><title type='text'>Dino Merlin - Burek</title><content type='html'>&lt;object height="350" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/i0aOzfcLsTw"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/i0aOzfcLsTw" type="application/x-shockwave-flash" height="350" width="425"&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115392062339554263?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115392062339554263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115392062339554263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/dino-merlin-burek.html' title='Dino Merlin - Burek'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115385200259403307</id><published>2006-07-25T21:24:00.000+03:00</published><updated>2006-07-25T21:26:43.040+03:00</updated><title type='text'>susunca...</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;"Bana katil demeye hakkın yok. Beni öldürmeye hakkın var, bunu yapmaya hakkın var; ama beni yargılamaya hakkın yok."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;

Marlon Brando (Kıyamet)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115385200259403307?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115385200259403307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115385200259403307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/susunca.html' title='susunca...'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115369757272933014</id><published>2006-07-24T02:17:00.000+03:00</published><updated>2006-07-26T23:57:44.453+03:00</updated><title type='text'>/Iska !/</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;küstüğüm zaman bir şeye , birisine yada yaz olsun kış olsun farketmez çekip beremi gözlerime , gözlerimin ta önüne , başımı kaldırmadan sadece yere yani yürüdüğüm yola bakarak saatler geçiriyorum. gariptir terlemiyorum yazları , yorulmuyorum. ne kadar yol yürüdüm nereleri ıskaladım da geçtim , acaba geçtiğim yol üzerlerinde görsem oturmak isteyeceğim , oturup kitap okuyabileceğim yada bi çay söyleyip etrafı kesebileceğim belki bir de sigara yakabileceğim kafeler var mıydı ? hiç birinin farkında olmuyorum. kış olsun , karlara bakmadan , bakmadan ve basmayı umursamadan bütün bir cadde boyu bazen uzun bulvarları bile yürüyebiliyorum. yürümeyi çok sevdiğimden değil , ayaklarım alışmış .. benden aksi bir emir gelmedikçe kendi hallerine bıraktığım her an yaradışları gereği olsa gerek rap rup birbirlerini geçmek istercesine ve hatta tabi yarışırcasına koşuşturuyorlar. kimi zaman asi bir tay gibi nereye gittiğini ve niye gittiğini hiç danışmadan ve bazen ürkek bir küheylan gibi nereye gitceğinin kararsızlığında sızlanarak ve sürtünerek kaldırımlarda ömrümden dakikalar çalıp o dakikaları hiç ediyor. bazen oluyor bunları bile farkedemiyorum. karşıdan yada yanımdan geçen kimseyi tam olarak göremiyorum sadece ayaklar ve sesler. bütün insanları böyle tanımış olsaydık daha mı iyi olurdu yoksa neler eksik kalırdı diye düşünmek istemiyorum , bazı insanları en dürüst kelimelerimle söylüyorum böyle tanımak isterdim hakikaten. en azından yapmacık ve alaycı suratları görmek yerine bazen ince bazen tozlu bazen kırmızı ve bazen güzel ayakları görmek daha az yoruyor beni. boyalı , boyasız , köseleli , rugan yada yüksek topuklu olarak tanısaydım sadece onları. bir ayakkabı ne kadar haysiyetsiz olabilir ki ? ne kadar kandırabilir siz onu sevdiğinizde? &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal" face="georgia"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;her ayak sesinin yanında mutlaka koşarak ona yetişmeye çalışan bir de koku oluyor , bizim yani orada niye olduğunu bilmeyenlerin üzerine sinen parfüm kokuları , ayakların kendine has kokusu değil. ayakların belkide insanlara benzeyen bir yanıda aslında hemen hepsinin kötü kokmasına rağmen çok fazla samimi olmazsanız bunu farkedemiyorsunuz . yanına yaklaşmadıkça yada evinize davet etmedikçe onları sadece bir kafede çay içme molaları ile sınırlıysa sohbetiniz, üzerinize pahalı yada ucuz farketmez ama başkasına ait kokular siniyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" face="georgia"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;o ayakların değil bir yer tezgahının yada lüks bir alışveriş merkezinin raflarının koştura koştura ve özene bezen seçilmiş , seçilene kadar vucudun türlü yerlerine deflarca sıkılıp koklanmış , olmadı başka gün uğrarım deyip kararsızlığın verdiği yılgınlıkla değişik hesaplar yapılmış velhasıl bir şekilde değeri kadar parayı satıcısına teslim ettikten sonra üzerinde artık ne varsa , bluz yada kazak ona kadar sinmiş bir kokudan bahsediyorum. eğer sevdiyseniz arkadaşınızı , bir günde şu çayı evde içelim dediyseniz yada hadi bu akşam bende kal teklifleriyle ikna ettiyseniz ve o kaptan çıktıysa ayaklar işte gerçekten onlarla tanışıyorsunuz demektir , kutlu olsun ! çıkınca ayakkabıdan ayaklar yani üzerindeki maske düşünce , tıpkı insanların maskesi nasıl düşer yüzünden ve biz çok zaman hayalkırıklığına uğrarız altınaki yüzü görünce işte o misal burnumuz direğini sızlatan bir koku yayılır etrafa. artık karşımdaki hangi bankanın üst düzey görevlisiymiş , hangi şirketin yöneticisiymiş ilgilenmeyiz bunlarla , o artık ayakları kötü kokan bi adamdır ve çayı bir metre kadar uzaktan içme taraftarı olmuşsunuzdur , ne kafar fanatik bir taraftarsınız ayaklara göre değişir elbet. işte böyledir ayaklar ve maskeleri.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" face="georgia"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;ama ben nefsime uyup hiç merak etmedim bu kokuların sahiplerinin yüzlerini. benim için bu hafif kokunun sahibi kırmızı yüksek topuklu bayan ayağıdır. büyük postallı ayakların kokusu , bebek kokusu .. normalde insanların ayaklarına çok fazla dikkat etmediğim için bunlar arasında tanıdık kimse var mı , varsa kimleri ıskalıyorum , ıskaladığımı bilsem üzülürmüydüm sahiden umrumda değil. böyle yürürken her defa başıma dayanmış boş bir tabancanın korkusundan sanki , kafamı kaldırıpda bakamıyorum hiç birinin yüzüne. kimi kaç kere ıskaladım umursamıyorum. sesler duyuyorum sadece ve saat kaç diye merak ediyorum " artık bişey yapamam" , "inan ki arıyodum seni şimdi" , yarın gelirsin , ayşeyi de çağır" , " benim sinirlenmem lazım asıl " bazılarını hatırlamıyorum bir çoğunu anlamıyorum. bazen hiç ses duymuyorum , gülen ayaklar , kızgın bacaklar , esrarengiz topuklar , aceleci adımlar görüyorum , suratları hep ıskalıyorum. liseden sevdiğim kız mesela , ıskalıyorum. umursamıyorum mavi etekliğin altındaki küçük ayakların sahibi o'mu değil mi diye.. belki yarıya kadar içilmiş izmaritin hemen yanındaki çok açık kahverengi ve eski ayakkabılar turistime aittir , turist ömer'e. ama ilgilenmiyorum... çalılıkların yakınında yeni düştüğü temizliğinden belli olan bebek emziğinin üzerine muhtemelen farkında bile olmadan basan koyu renkli pantolunun altındaki siyah rugan ayaklar celal bayar'ındır mesela. ıska ! diyorum sadece içimden. çekiyorum beremi ta gözlerimin önüne kimbilir yoldan geçen kaç tanıdık insan geçiyor da ıskalıyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" face="georgia"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;ellerimi iki cebime birden sokuyorum , başımda bere omuzumda çanta. komik görünüyor olabilir , takım elbise üzerine bere , hemde koyu renk takım elbise üzerine bordo bere. yakışıksız duruyordur belki , rüküştür kaldırımda otururken halim belki , utanmıyorum. canım sıkkın benim , sandaletin altında bembeyaz ve pedikürlü ve kırmızı ojeli kahkahaları duydukça ve gördükçe bi şarkı söylemek istiyorum dilime bir şey gelmiyor. garip , müzeyyen senar dinlemek istiyorum serdar ortaç mırıldanırken : " gözlerinin içine başka hayal girmesin , bana ait çizgiler dikkat et silinmesin ! " desin istiyorum dudaklarım , kıskınardım seni kendi gözümden bile diye çıksın istiyorum kelimler. sana gelen yollarda daima beni bekle diye bağıra çağıra ıslık çalarken gelip geçenlerin cümlelerini tamamlıyorum istemeden de olsa , duyamadıklarımın yerine duyamadığım kelimeler koyuyorum. topuklu ayakkabılar hızla uzaklaşırken , hızla yaklaşırken yani köseleli ve boyalı kunduralara ben dillerde yer bulamayan kelimelerle uğraşıyorum. geç kalanların ağzında gevelenenlerle vakit geçiriyorum , sadece eşlik etmek istiyorum " hayatım şimdi çıktım şeyden eeee , metrodan !... " hayatım ! hayatım ya , benim hayatım. bende az önce metroya bindim , bende çok yere geç kaldım , bende çok bekledim bir çift küçük ayağı fakat sizde başınıza bere çektiniz mi hiç aylardan mayıs olsun temmuz olsun farketmeden ? ne çok şey ıskalıyoruz cümbür cemaat. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" face="georgia"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;sinirlerim bozuktur benim böyle zamanlarda , mahkemenin dört duvarı bir de çatısı gibidir suratım, elim ve de ayağım. hani bir mizan kursam herkesler müebbet ya da idamlık. hep kötü şeyler duyuyorum beremi gözlerime çektiğimde , kötü şeyler gelecek başıma sanıyorum. babam evden kovacak, patron işten atacak , kesin ! işe gitmeye korkuyorum , eve dönmeyede. sen zaten aramıyorsun , zaten aramıyorsun seni gözlerime çektiğimde. bol çaya katık edilmiş tütünle ve dönüp dolaşıp sana gelip çıkardığım beremle ki berem kah kafamda kah çantamda hep benimle , " daha sonra görüşmek üzere " diye selamlayıp sokakları sana dönüyorum işte yine. kaldırımlarda yankılanıyor , "görüşürüz nasıl olsa" nasıl olsa "sensiz yapamıyorum “bak yine geri geldim" diye şarkılar tutturup , dilime pelesenk küfürlerimde yaşıyorsun.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" face="georgia"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;bir daha ne zaman gelirim bu sokağa , ne zaman görürüm bir daha o ayakları bilmiyorum. neleri daha ne kadar ıskalarım bilmiyorum işte. beremi ıslık çalarak çantama koyuyorum , her çıkarışımda biraz daha erken takıyorum. cebimde durdukça yada ben çıkardıkça yeniden takacağım biliyorum. “Ben” çıkardıkça yine “ben” takacağım , biliyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115369757272933014?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115369757272933014'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115369757272933014'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/iska.html' title='/Iska !/'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115369215705453955</id><published>2006-07-24T00:57:00.000+03:00</published><updated>2006-07-24T01:02:37.376+03:00</updated><title type='text'>hayat bir senorya repliği değil midir bazen?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;Hayatının geri kalanını birisiyle geçirmek istediğini anladığın zaman, hayatının geri kalanının mümkün olduğunca çabuk başlamasını istersin.&lt;/span&gt;
 
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Judy Garland (Oz Büyücüsü)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115369215705453955?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115369215705453955'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115369215705453955'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/hayat-bir-senorya-replii-deil-midir.html' title='hayat bir senorya repliği değil midir bazen?'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115341323040189529</id><published>2006-07-20T19:33:00.000+03:00</published><updated>2006-07-20T19:33:52.553+03:00</updated><title type='text'>Ne bir heves, ne bir tutku...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/mehmetcik2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/320/mehmetcik2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;fotokaynak: forzabesiktas.com&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;
&lt;/div&gt; &lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;
&lt;/span&gt; &lt;div  style="text-align: center;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;bu sene Beşiktaşımızın ortalığı kasıp kavuracak yeni çarşı bestesi. ellere sağlık diyelim...
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;
&lt;/span&gt; &lt;div  style="text-align: center;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=q0WMD4VvyEc"&gt;işte budur&lt;/a&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115341323040189529?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115341323040189529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115341323040189529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/ne-bir-heves-ne-bir-tutku.html' title='Ne bir heves, ne bir tutku...'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115306720798639176</id><published>2006-07-16T19:16:00.000+03:00</published><updated>2006-07-16T19:26:48.273+03:00</updated><title type='text'>Baba !</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/hand.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/320/hand.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;seni çok seviyorum baba!

şimdi konuşsak, dün duyduğum bir hikayeyi anlatacağım sana desem, gülersin bana biliyorum. ama dinlersin, dizime ufaktan bir sıvaz geçer sonra boynumu otoriter bir şekilde sarsarsın. gülersin hep, anlamasan da, anlamak istemesen de, sevmesen de dinlersin biliyorum.

bir gün hep keşkelerimiz olur ya, o sen olma istemedim baba. sen, terkettiğimi düşünsen de gittiğim, oturduğum her yerde senin dizine yaslandım yine. bir bardak suyun nasıl içileceğini taşıdım hep yanımda, hep yanımda otobüs yolculuklarım oldu. bir çok şeyler denedim, çok yerlerde gezdim. değişmeyen, sonunda anladım ki nereye gidersem, gözlerim benim gözlerim değil. güne başlarken perdeleri açan ben değilim. "haydi üsküdar'da sabah oldu" diyen yalnız ben değilim. yalnızlar yalanlar söylermiş ya, öyle değil işte bu sefer baba.

çok eskilerde bir adam yaşarmış. taşların ruhuna inanırmış, taşların ruhu olur mu deme, olmaz mı hiç baba. güzel arkadaşlarıyla birlikte terlerini akıtarak bu taşları birleştirip birbirinden güzel evler yaparlarmış. sevgi ile dayanışma ile. başka yere gitmek, başka türlü yaşamak istemezmiş. toprağı eker gibi evler dikermiş, bir güzel çocuk içinde büyür, duvarlara tarhana kokusu sinerse çıkarıp bir cigara şöyle meydan okurcasına işte yine neşelendi taşlar dermiş. çimentoyu yere yıktılar mı suya ne gerek, terleriyle kararlarmış harcı ve türküler ile tuğlalar dizilirmiş yukarı doğru yavaş yavaş. her tuğlayı mutluyu etmeliyiz ki burada gözlerini dünyaya açacak her çocuk ilk defasında bu neşeli duvarlı görsün, geceleri en güzel ninniler ile uyusun.

bir gün şimdiye kadar yaptığı en güzel evi yapmış. bahçesine elma ağaçları, hanımelleri ekmiş baba. dört bir yanını çitlerle çevirmiş. en sonunda kapının hemen yanına ıhlamur ağacı dikmiş. vedalaşmış arkadaşları ile. vedalaşmış ailesi ile. vedalaşmış çocukları ile.

derler ki baba, ne zaman birisi ıhlamur kokusu duysa, o adam buralarda bir yerlerde evler yapıyordur, tuğlalar yine neşeli türküler söylüyodur.

seni çok seviyorum baba!
&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115306720798639176?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115306720798639176'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115306720798639176'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/baba.html' title='Baba !'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115300000664197144</id><published>2006-07-16T00:45:00.000+03:00</published><updated>2006-07-16T00:46:46.850+03:00</updated><title type='text'>hepatit için</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/PROBLEM.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/320/PROBLEM.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
geçmişte bi muhabbeti geçmişti, o zaman koymak istememiştim.
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115300000664197144?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115300000664197144'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115300000664197144'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/hepatit-iin.html' title='hepatit için'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115299770119336716</id><published>2006-07-15T23:59:00.000+03:00</published><updated>2006-07-16T00:11:52.436+03:00</updated><title type='text'>mandabatmaz</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/G%3F%3Fr%3F%3Fnt%3F%3F004.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/320/G%3F%3Fr%3F%3Fnt%3F%3F004.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;lao sıkça bahseder ya, güzel kahve içilir der ya, iyi sohbet edilir der ya... beni de sıkça davet ederler sağolsunlar sayın sevgilibiladerim ile. sanırım her cuma orada oluyorlar, iki sefer ben de gittim. dün de oradaydım. biraz bekletmiş olsam bile sanırım eski günlerin hatrına surat yapan felan olmadı. şöyle yaptık böyle ettik diye dedikodu yapacak değilim, kahvesine cidden manda soksan batmaz fakat çok lezzetlidir diye mekanın reklamını da yapacak değilim. mekan pek rahat değil diye orayı kötülemekte istemem zira maksat dostlarla muhabbet.

iki hatta üç birbirini seven insan bir araya gelip ortak bir sıkıntıdan bahsederse, artık o sıkıntı olmaktan çıkıyor.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115299770119336716?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115299770119336716'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115299770119336716'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/mandabatmaz.html' title='mandabatmaz'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115299292213619959</id><published>2006-07-15T22:48:00.000+03:00</published><updated>2006-07-15T22:48:42.406+03:00</updated><title type='text'>yorumsuz</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;Cahildim Dünyanın Rengine Kandım
Hayale Aldandım Boşuna Yandım
Seni İlelebet Benimsin Sandım

Ölürüm Sevdiğim Zehirim Sensin
Evvelim Sen Oldun Ahirim Sensin

Sözüm Yok Şu Benden Kırıldığına
İdip Başka Dala Sarıldığıma
Gönülüm İnanmıyor Ayrıldığına

Gözyaşım Sen Oldun Kahirim Sensin
Evvelim Sen Oldun Ahirim Sensin

Garibim Can Yıkıp Gönül Kırmadım
Senden Ayrı Ben Bir Mekan Kurmadım
Daha Bir Gönüle İkrar Vermedim

Batınım Sen Oldun Zahirim Sensin
Evvelim Sen Oldun Ahirim Sensin
&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115299292213619959?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115299292213619959'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115299292213619959'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/yorumsuz.html' title='yorumsuz'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115288445112428393</id><published>2006-07-14T16:37:00.000+03:00</published><updated>2006-07-14T16:49:16.643+03:00</updated><title type='text'>kendini daraltma farık</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;"bu çocuğu 17 saat ormanda yalnız bırakmayan Allah seni de beni de yalnız komaz"

&lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/07/14/son/sontur23.asp"&gt;bu çocuk&lt;/a&gt;


&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115288445112428393?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115288445112428393'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115288445112428393'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/kendini-daraltma-fark.html' title='kendini daraltma farık'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115282937525865442</id><published>2006-07-14T01:21:00.000+03:00</published><updated>2006-07-14T01:26:42.103+03:00</updated><title type='text'>çevik kuvvet beyaz desene</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;çarşı siyah dedi, çevik kuvvet ses vermedi...&lt;/span&gt;

&lt;a href="http://video.google.com/videoplay?docid=-317849849412104001&amp;amp;q=be%C5%9Fikta%C5%9F"&gt;video by google&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115282937525865442?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115282937525865442'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115282937525865442'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/evik-kuvvet-beyaz-desene.html' title='çevik kuvvet beyaz desene'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115282442653273235</id><published>2006-07-13T23:58:00.000+03:00</published><updated>2006-07-14T00:02:08.263+03:00</updated><title type='text'>okuyoruz ki varız :)</title><content type='html'>&lt;span class="content" style="color: rgb(80, 80, 80);"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:georgia;" &gt;Geçtiğimiz yıl Türkiye'de toplam 1 milyar 909 milyon 273 bin 755 edet gazete satılırken, en çok satan 5 gazetenin satışları şöyle gerçekleşti: &lt;/span&gt;
 
 &lt;b style="font-family: georgia; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Posta: &lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:georgia;" &gt;Ortalama 644.413 Toplam: 235.210.745, &lt;/span&gt;&lt;b style="font-family: georgia; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;
Hürriyet:&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:georgia;" &gt; Ortalama: 522.880 Toplam: 190.851.200, &lt;/span&gt;
 &lt;b style="font-family: georgia; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Zaman: &lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:georgia;" &gt;Ortalama: 509.667 Toplam: 186.028.455, &lt;/span&gt;&lt;b style="font-family: georgia; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;
Sabah: &lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:georgia;" &gt; Ortalama: 445.679 Toplam: 162.672.835, &lt;/span&gt;&lt;b style="font-family: georgia; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;
Milliyet:&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:georgia;" &gt; Ortalama: 263.538 Toplam: 96.191.370&lt;/span&gt;
&lt;/span&gt;
&lt;a href="http://www.dorduncukuvvetmedya.com/arastirma/2005GAZETESATIS.htm"&gt;ayrıntılı tablo&lt;/a&gt;
&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115282442653273235?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115282442653273235'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115282442653273235'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/okuyoruz-ki-varz.html' title='okuyoruz ki varız :)'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115248714671383979</id><published>2006-07-10T02:02:00.000+03:00</published><updated>2006-07-10T02:45:58.953+03:00</updated><title type='text'>kek yapıp hayırlı olsuna gidin...</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;madem magazinleştik, haftanın şık ve rüküşlerini topluca veriyorum. kafanıza göre değil, bilimsel verilere göre ilmin ışığında ziyaret edin:p&lt;/span&gt;

&lt;a style="font-family: georgia;" href="http://www.un4tunately.com/"&gt;un4&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; yeni yaşında hediye olarak böle bişi almıştı, ilk önce ona bi uğrayın bence. hem yaşı tekrardan hayırlı olsun hem de bağımsızlığını ilan etmesi. aynı tarihe denk gelen şeyleri severim. seneye hem yaş günü hem de blogunun açılış günü aynı olucak. bide genelkurmayla anlaşsa da askerliğini de aynı gün yapsa tadından yenmez :p&lt;/span&gt;

&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;sonra &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" href="http://www.divanbln.blogspot.com/"&gt;divangiller&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; arayüzlerini metalik bişiler yapmış. ben kendilerine hoş olmuş felan dedim ama buradan açıklıyorum, değiştirin çabuk ! aynı ünlemli cümleyi, daha fazla ünlem ile sayın &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" href="http://kalemim-den.blogspot.com/"&gt;3nokta&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;'ya hitaben yazıyorum. &lt;/span&gt;

&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;ortaklık mevzubahis olunca değme bloggerlardan daha pazarlıkçı çıkan sayın &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" href="http://cinkamisi.blogspot.com/"&gt;çin kamışı&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; bizce talebe karşılık veren bir yapıya bürünmüş sitesiyle haftanın süprizi. haftanın daha da süprizi çok pazarlıkçı çıkmasıdır ki kendilerinden beklemezdik bunu, cidden süpriz oldu.&lt;/span&gt;

&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;haftanın en süprizi bütün bir hafta sonu her fırsatta kazık yemem olmuştur. en son sevgili &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" href="http://phileossophia.blogspot.com/"&gt;lao&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;'nun üsküdardaki jestiyle talihimiz döndü diyecekken bir kazıkta italya atmıştır. yazıklar olsundur bana bu hafta sonu için...&lt;/span&gt;
&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115248714671383979?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115248714671383979'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115248714671383979'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/kek-yapp-hayrl-olsuna-gidin.html' title='kek yapıp hayırlı olsuna gidin...'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115248526646638973</id><published>2006-07-10T01:41:00.000+03:00</published><updated>2006-07-10T02:01:38.253+03:00</updated><title type='text'>olmadık zamanda inkomming mesıc olayları...</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/platinum36.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/400/platinum36.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;ben bu duruma, kaçacağı zamanda sıçacağı tutma hali de diyorum, bilmem iyi ediyor muyum...

&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115248526646638973?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115248526646638973'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115248526646638973'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/olmadk-zamanda-inkomming-mesc-olaylar.html' title='olmadık zamanda inkomming mesıc olayları...'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115244627277846804</id><published>2006-07-09T14:31:00.000+03:00</published><updated>2006-07-10T01:26:07.296+03:00</updated><title type='text'>off the record</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: georgia;font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;efendi efendi gazetemizle uğraşırken dün yani cumartesi günü, beşiktaş akaretlerdeki üst gecitte içimdeki canavar ile merhablaştık, sonra epeyi bi kaynaştık. alıştık birbirimize bile denebilir. meğer ben çok fena bir şekilde magazinci olucak kapasiteye sahipmişim. bunu ben öğrendim, şimdi siz de öğrendiniz e artık &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" href="http://www.google.com.tr/search?hl=tr&amp;q=%C5%9Fenay+d%C3%BCdek&amp;amp;meta="&gt;&lt;span style=";font-size:130%;" &gt;şenay düdek'inden &lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;öğrenmesi şart oldu. &lt;/span&gt;
&lt;span style="font-family: georgia;font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;/span&gt;
&lt;a style="font-family: georgia;" href="http://saravarthasiddha.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-size:130%;" &gt;sayın sevgilibiladerim&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt; ile çok sıradan abi kardeş muhabbeti ile kah ablak ablak kah mal mal etrafı keserek üst geçitte ilerlerken birden ben -&lt;em&gt;lan!&lt;/em&gt; oldum. sayın seviglibiladerim - &lt;em&gt;evet onlar&lt;/em&gt; diye tasdikledi. sonra reflekslerim harekete geçti, fotoğraf makinası ulaşamayacağımız uzaklıkta olduğundan hemen 2 megapixel kameralı cep telefonlarımıza uzandık. şık şık fotoğrafladık. sonra ne oldu, hiç bir şey. ben şu anda bikinili kızları seyretmekten sıkılmış bir vaziyette internet cafe de süper mario oynuyorum. bize bir faydası olmadı bu durumun yani. hakkını yemeyelim, fotoğraflarken hayvani bir haz aldığımı saklamıyorum.&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-family: georgia;font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-family: georgia;font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;dün gece yapacak bir şey bulamayınca, üst geçit refleksime felsefi altyapılar denedim, uyduramadım. insani merak ve özel hayatı rantabıl bir şekilde afişe etme gayesinin fevkinde daha aklı başında bir amacımın olmadığının farkına vardım. bütün bu gelişmelere fotoğrafladığımız çiftin sarmaş dolaş olmasının hiç bir artı değer katmaması beni elbette şaşırttı. yani bu benim yapabileceğim en büyük haberdi, yatak odalarını basacak kadar ileri gideceğimi hiç sanmıyorum. hanımefendi tesettürlü olduğu için bir sahilde bikinili, tangalı fotoğraflarını da çekemem. &lt;span style="font-size:100%;"&gt;(içses: lan bi çekersem süper olur aslında nihahah) &lt;/span&gt;beyefendi ise zaten yurtdışında mı yaşıyordur nedir. yani aklımın bir köşesinde öyle bir bilgi var, doğruluğunu teyit ettirmek lazım vaşinton bürosuna :p bütün bunların yanında bu iki insanın bu halleri ulusal basında gündem de oluşturmaz zaten. belki blogger camiası arasında ufak çaplı bir sükse yapabilir ama bu aksiyon da beni serinletmez. &lt;/span&gt;
&lt;span style="font-family: georgia;font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-family: georgia;font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;son tahlilde elimde sarmaş dolaş bir çiftin fotoğrafları var. &lt;span style="font-size:100%;"&gt;(ikinci defa hiç bakamadım utanıyorum kendimden çünkü)&lt;/span&gt; evet bir de vicdan azabı var. sonra magazinci bir canavar varmış içimde, bunuda sayalım. dünya çizgi çizgi değilmiş, bu var bide öğrendiğim. ne yapayım şimdi ben bilmiyorum ki...&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-family: georgia;font-size:100%;" &gt;bir not: mail kutumda tek satırlık bir mail bi de "insanlar çeşit çeşitmiş değil mi faruk bey?" ilahi bir uyarı mıdır nedir anlamadım. açıkcası teleşlandım :)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
 &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
 &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:100%;" &gt;iki not: sayın nadir marmara telefonuna cevap veremedim doğrudur, ama daha sonra da ben sana ulaşamadım umarım mühim bir mevzu yoktur.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
 &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
 &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:100%;" &gt;üç not: sıkıldım burdan, eve dönmek istiyorum. bu yerde denize girmeyen iki kişiden birisi olmak, dahası diğer denize girmeyen dallamanın abisi olmak... çekilir durum değil...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115244627277846804?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115244627277846804'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115244627277846804'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/off-record.html' title='off the record'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115209703060079667</id><published>2006-07-05T13:53:00.000+03:00</published><updated>2006-07-05T13:57:11.176+03:00</updated><title type='text'>KAİHL Okul Binaları Yıkılıyor</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;
&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kartaldernek.org/images/photos/kaihl1.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.kartaldernek.org/images/photos/kaihl1.JPG" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;font-family:georgia;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;depremmiş hasar rapuruymuş vıdı vıdıymış yıkım ekipleriymiş. soldan soldan gelmişler vs vs..
&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  align="justify" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Projenin ne zaman başlayacağı, takviminin nasıl olacağı henüz net değil. Görünen o ki en kısa zamanda fotoğraf makineleri ve kameralarımızla Kartal’ın yolunu tutup okulumuzu yıkılmadan önce ziyaret etmek iyi olur.
&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p  align="justify" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;a href="http://www.kartaldernek.org/haber_detay.asp?id=964&amp;amp;tur=280"&gt;detaylı bilgi&lt;/a&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115209703060079667?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115209703060079667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115209703060079667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/kaihl-okul-binalar-yklyor.html' title='KAİHL Okul Binaları Yıkılıyor'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115208934346653814</id><published>2006-07-05T11:48:00.000+03:00</published><updated>2006-07-05T12:46:08.763+03:00</updated><title type='text'>yol aba khı yar</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;gidişime yollar duruşuma kızlar hasta&lt;/span&gt;

&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.sariyerliler.com/ulasim/minibus.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.sariyerliler.com/ulasim/minibus.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;şimdi seni bi öpsem, uyurum iki saat felan. sonra okey arasında iki kahve içer tavla atarım. eskisini götürür yenisini ısmarlarım, çay bardağından depozito isteyen dimağlara rahmet okurum. kabataş erkek liseli olurum çamlıca kız lisesi edebiyat matinesi düzenlerse. orhan pamuk'a oryantalist dedirtemiyorsam dansöz de dedirtmem. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;bana öyle melul melul bakma bebeğim&lt;/span&gt;
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;biliyorum sen de ineceksin&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;. &lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;madonnayla pek bi sevişiriz, benimle birlikteyken 5 vakit namazındaydı. şimdi seni bi öpsem, uyurum iki saat felan.. senin öbür arkadaşın bedava telefon dağıtıyormuş bebeğim. sen bana 15 gün içinde ilk mesajını " 15 gün gecikmiş faturan ..." diye başlayan dünyevi bir konu ile ilişkilendirip atıyorsun, bebeğim. seni özlemediğimi, bir an önce kurtulmak istediğimi bilmeni isterim. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;kuzu kurdun, yol ford'un yeri geldiğind&lt;/span&gt;e.&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt; selam eder hürmetlerimi sunarım. içinde yer almak istediğimiz anketlerin ilk sorusu ne olmalıydı ki biz içinde yer almak istemiş olmaktan dolayı memnuniyet duysaydık bilmiyorum.

&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;öyle bakma güzelim atla da gezelim&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;

köle izaura, ülkemin ezilen ve hor görülen ilk birinci sembol kişisi, sana olan&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.bomon.hu/images/AR_LuceliaSantos.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.bomon.hu/images/AR_LuceliaSantos.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; aşkımı, özlemimi nasıl dile getirsem bilemiyorum. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;bir sana bir de sabah uykusuna hastaydı bu beden o yıllarda&lt;/span&gt;.&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt; ülkemin tanıştığı ilk brezilyalı pembe dizi kişisi. sobanın üzerine çizdiğimiz kestaneleri dizdiğimiz yılların şehla bakışlı pirensesi. duydum ki unutmuşsun gözlerimin yerini, bırak orda kalsın sana bakan profilim. mesela biz yıllarca sana aşık olduk, zamanında yani sen çok genç bi gacıyken ülkenin en seksi ve en sevilesi kadını seçilirdin. küçükken herkes şeker diye ağlardı ben senin için. şimdi geldik ve gördük ki sende bir numara yokmuş.

 &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;hususim yok ki manitam olsun, ticarim var canım sağolsun&lt;/span&gt;

kumdan kale yapan beach çocuğu ile odtü mezunu bir mühendisi hemen hemen aynı kefeye koymak ve bu mühendislik mesleğinin tarihi gerçeklerini ortaya çıkarmak için şiir okumak yeterli değilmiş. iyi topçular genelde birezilya hükümeti vatandaşı çıkıyorda şöyle ciks inşaat mühendisleri neden çıkmıyor. plajsa aynı plaj, kumsa aynı kum. futbola yeteneği olmayanlarda kumdan kale yapsın da iyi bir topçu olamadım diye kendilerini paralayıp pembe dizilere konu olmasınlar. memlekette bir sıra meşhur olan bu 55 telefon kodlu garip ülkesi birezilyanın sadece geniş kalçalı ve mümkünse riolu kadın dansçıları hoştur, zicoymuş başka bokmuş bunlar yalan işler velhasıl...

&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;yolların hastasıyım rampaların ustasıyım&lt;/span&gt;

canımın menemen istediği bir vakitte melemen mi doğru yoksa menemen mi diye gayet yorucu bir beyin cimnastiği ile beşiktaş jimnastik kulubünün hiç bir alakası yok. cimnastik ile jimnastik arasındaki tek ortak nokta ise ikisininde okunuşunun komik olması. hayat ağacı diye bir dizi vardı, orada jim mi oynuyordu ne. bi de yalan rüzgarı vardı orada viktır oynuyordu kesin. ottan boktan bahanelerle öpüştükleri için annem izletmezdi gerçi. hoş ben zaten cesur ve güzel'e hastaydım. yalanı ve yalancıyı hiç sevmem. benim çocukluğum böyle kimin eli kimin götünde belli olmayan dizilerle geçti. eşine, sevgilisine sinir olduğundan başkasıyla yatan cillop hatınlara aşık olarak geçti çocukluğumuz. birisinden intikam almanın yolunun bu olduğuna kendimizi inandırmadık. komm hier bebeğim, ich bin lothar matheus icabında...
&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115208934346653814?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115208934346653814'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115208934346653814'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/yol-aba-kh-yar.html' title='yol aba khı yar'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115205581838742409</id><published>2006-07-05T02:22:00.000+03:00</published><updated>2006-07-05T02:36:23.156+03:00</updated><title type='text'>Güherçile Şiirler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.imge.com.tr/images/9799756054283.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.imge.com.tr/images/9799756054283.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;üzgün değil&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:georgia;"&gt;
ölgün bir şairim&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:georgia;"&gt;
eğil &lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:georgia;"&gt;
kulağına kuşlar okusun şiirimi&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:georgia;"&gt;
eğil&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:georgia;"&gt;
öp içimden seni öten bülbülleri&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;
doludizgin bir şairim
biraz da bezgin
sevda akşamlarından
ayrılık kurşunlarından
eğil ve öp
gece kadar karanlık
bakışın kadar derin yaralarımı&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;
...


Sevgili hocamız Asım Kahveci beyefendinin mart ayında Karakutu Yay. larından Güherçile Şiirler adıyla çıkan ikinci şiir kitabına adını veren şiirin ilk kısmı. Biz beğendik, umarım kitabı siz de beğenirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115205581838742409?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115205581838742409'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115205581838742409'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/gherile-iirler.html' title='Güherçile Şiirler'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115188994157059142</id><published>2006-07-03T04:12:00.000+03:00</published><updated>2006-07-03T04:25:41.926+03:00</updated><title type='text'>keşke, oyunlar oynamasaydık. üzülmeseydi şarkılar....</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/1020.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/320/1020.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115188994157059142?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115188994157059142'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115188994157059142'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/keke-oyunlar-oynamasaydk-zlmeseydi.html' title='keşke, oyunlar oynamasaydık. üzülmeseydi şarkılar....'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115175253607732764</id><published>2006-07-01T14:12:00.000+03:00</published><updated>2006-07-01T14:15:36.536+03:00</updated><title type='text'>1 Temmuz</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/de/thumb/4/49/Wikitorte1.png/180px-Wikitorte1.png"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/de/thumb/4/49/Wikitorte1.png/180px-Wikitorte1.png" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;iyi ki doğdum, kocaman bi denyo oldum...&lt;/span&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115175253607732764?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115175253607732764'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115175253607732764'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/07/1-temmuz.html' title='1 Temmuz'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115168983785737101</id><published>2006-06-30T20:49:00.000+03:00</published><updated>2006-06-30T20:50:38.053+03:00</updated><title type='text'>wunderbar Lehmann</title><content type='html'>biri bu salak acces kızına düşmeden yürümeyi öğretebilir mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115168983785737101?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115168983785737101'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115168983785737101'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/wunderbar-lehmann.html' title='wunderbar Lehmann'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115158543916593241</id><published>2006-06-29T15:45:00.000+03:00</published><updated>2006-06-29T15:52:12.233+03:00</updated><title type='text'>Sayın Fahri Ormanlı'yı göreve çağırıyorum.</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:georgia;font-size:130%;" class="content"  &gt;Bakırköy'de yayın yapan yerel Vizyon Gazetesi ve sahibi Mahmut Akkoç hakkındaki yüz kızartıcı suçlamalar Sabah Gazetesi'nden Mahmut Övür'ün kalemiyle bu şekilde yer aldı. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(255, 255, 255);font-family:georgia;font-size:130%;" class="content"  &gt;

"Faksta iş merkezinde bir kısım aksaklıklar olduğunu, ruhsatsız işler yapıldığını, bu hususları çıkardığı Vizyon gazetesinde yayınlayacağını belirterek görüşmek istediğini söyledi. Ben de Genel Müdür Nezih Altınkök'le birlikte bürosuna gittim. İş merkezinin ruhsatını gösterdik. Bize esnafların şikayetçi olduğunu söyledi. Ben de esnafların neden şikayeti yasal mercilere değil de kendisine yaptığını sordum. Gazeteci olduğunu, kamu görevi yaptığını söyledi." Görüşme burada bitmiyor tabii. Araya özel telefonlar ve özel aracılar da giriyor. Kümet, ifadesinde bundan sonrasını şöyle anlatıyor: "Son telefonunda Salih Taşbaş'la görüşmem gerektiğini, ileteceği mesajı olduğunu söyledi. Ben de Salih Bey'i davet ettim. Bana, Murat Akkoç'un bazı işyerlerinden böyle şantaj yaparak 20'şer milyar aldığını, benden de bu parayı istediğini söyledi." Nihayet asıl niyet anlaşıldı."

&lt;a href="http://www.sabah.com.tr/2006/06/24/yaz1336-10-111.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;devamı için&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115158543916593241?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115158543916593241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115158543916593241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/sayn-fahri-ormanly-greve-aryorum.html' title='Sayın Fahri Ormanlı&apos;yı göreve çağırıyorum.'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115154567300536363</id><published>2006-06-29T04:46:00.000+03:00</published><updated>2006-06-29T04:50:54.776+03:00</updated><title type='text'>Çaprazlama Bir Köprünün Ahengi Üzerine</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b style="font-family: georgia;"&gt;Doğumunun 105. yılında bir Tanpınar Portesi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;   &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;o:p style="font-family: georgia;"&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:georgia;" &gt;“Ne içindeyim zamanın,
&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;  Ne de büsbütün dışında;
&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Yekpâre, geniş bir ânın
&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;  Parçalanmaz akışında.”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b style="font-family: georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;   &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ahmet Hamdi, bir yazar. Roman, öykü, şiir, deneme, edebiyat tarihi, eleştiri ve piyes yazarı. Zamanın keskin uçlarını tarihimize doğrulttuğu yılların en büyük şahidi. Geçmişe, şimdiye ve geleceğe dair yorumlarıyla zamanın olanaklarını değerlendirmeye kendini adamış bir düşünce adamı. Her şeyden önce insana inanmak gerektiğini söyleyen bir romancı, şair kimliği ile dillendirdiği gibi hayatı boyunca herhangi bir tarafın ne içinde ne de dışında kalabilmeyi becerememiş bir aydın. Ve zikzaklı söylemleri olsa bile hayatı ve insanı en geniş anlamıyla tanımaya kendini mecbur hissedecek kadar hisli bir şair.&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Mazi ile kırılan bağları en modern şekilde kurmaya, duyuş ve kavrayış şeklimizi değiştirmeye, edebiyatımıza en plastik kudretleri vermek şartıyla halkın, evin, sokağın dilini ve duygularını Yahya Kemal’den feyz alarak &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;eserlerine sokmuş bir adamdır.&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Tanpınar, yazdıkları sayesinde insana hep bir adım daha yaklaşabilmeyi umar. Romanlarındaki parçalanmış insanların bir bütün haline getirme isteği bu hassasiyetten kaynaklanır. Hikayeci, şair, denemeci yönlerini plastik sanatlar ve müzikle harmanlayarak düşünce ve sanatı yapay sınırlandırmalar ayrıştırarak engin denizlere bir ırmak misali akıtmak derdindedir. Sadece bir yazar değil güçlü bir sanat adamıdır. “Kendimizi bilmediğimiz için dünyayı anlayamıyoruz” diye bağırırak Doğu – Batı karşıtlamalarına ilişkin çok önemli değerlendirmelerde bulunur. “Büyük Garp Musikisinin yanına konabilecek yegane büyük musiki ananesine sahip olan millet biziz.” diyerek gerçekçi çözümlemeleriyle kendisini aynı zamanda bir sanat adamı olarak da gösterir.&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;En kuvvetli olduğu tarafı ilimle sanat arasında bir ayrım yapmadan bu iki beşeri kültür arasında köprü kurmasıdır. Tarihi ve güncel her türlü olayın edebi derinliğini bulup geniş makaleler yazabilecek kadar kuvvetli bir kaleme sahiptir. Döneminde Yahya Kemal ile birlikte mimariye ilişkin en çok yazı ve görüş bildiren aydın olması, yeni kurulan bir cumhuriyette meseleyi her tarafından yakalayıp yorumlayabildiğinin ispatı olsa gerek.&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;AB kapılarında olduğumuz şu günlerde ilgimizi çekecek konular hakkında bir çok yazı kaleme alır. Batıya, kendimizden vazgeçmeden ama kendimizi değiştirerek katılalım diyerek özellikle Türk’ün egzotik bir şarklı olarak kalmasını isteyenlere karşı 1934’de halen daha tazeliğini kaybetmeyecek düşünceler geliştirip ortaya atar.
&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b style=""&gt;İstanbul’da doğup İstanbul’a dönmek&lt;/b&gt;
&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;19 Haziran 1901’de İstanbul’da doğar. Kadılık yapan babasıyla birlikte Anadolu’nun çeşitli şehir ve kasabalarında yaşadıktan sonra 13 yaşında annesini Musul’da kaybetmesi ve iki yıl sonra babasının tayini vesilesi ile yerleştikleri Antalya eserlerine yansıyacak kadar derin izler bırakır. Liseyi Antalya’da bitirdikten sonra 1919’da doğduğu şehir olan İstanbul’a&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Edebiyat Fakültesine dolayısı ile “Tanpınar” olmaya ilk adımı atar. Bu tarihlerde milletin içinde bulunduğu durum, Üniversitedeki hocası Yahya Kemal ve dört yıl sonra mezun olup öğretmenlik için gittiği Erzurum hayatının mayalandığı dönemdir. Sırasıyla Erzurum, Konya, Ankara liselerinde öğretmenlikten sonra iki yıl Gazi Terbiye Enstitüsünde ders verip tekrar İstanbul’a, önce Kadıköy Lisesi’ne sonrada 1933’de Güzel Sanatlar Akedemisi’nde Ahmet Haşim’in ölümü ile boşalan Sanat Tarihi hocalığına getirilir.&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu yıllardan sonra 1953 yılındaki Belçika, Fransa, Hollanda, İngiltere, İspanya ve İtalya’yı kapsayan altı aylık Avrupa gezisine kadar İstanbul’da&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Güzel Sanatlar Akademisi’nde estetik ve mitoloji, Amerikan Koleji’nde Türk edebiyatı dersleri verir. 1939’da İstanbul Üniversitesinde açılan Yeni Türk edebiyatı profesörü, 1942’de tek parti döneminde CHP sıralarında Maraş milletvekili, 1946’da önce MEB müfettişliği ardından tekrar Güzel Sanatlar Akademisinde estetik hocalığı yapar. 1949 yılında İstanbul Üniversitesindeki kürsüsüne hayatının sonuna dek kalmak üzere geri döner. 1955’de Filmoloji kongresi azası olarak Paris’te,&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;1957’de 14. Müsteşrikler Kongresinde bildiri sunmak için Münih’te bulunur. 1959 yılında bir yıl süreyle Fransa, İngiltere, İsviçre ve Portekiz’de yaşadı. Kalp krizi geçirip vefat ettiğinde takvimler 1962’nin 24 Ocak’ını gösteriyordu.&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b style=""&gt;Bütün tezatlarına rağmen…&lt;/b&gt;&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Şüphesiz Tanzimat’tan sonra deli gömleği giydirilmiş idrake sahip olan koca bir milletin insanlarına yakın olmak için aynı duyguları besleyip çözümler ortaya koymak icap eder. Daima özgürlükten ve kendimiz kalmaktan bahseden yazılar kaleme almasına, insanı tanımak ve çözümlemek için uğraşarak bunları romanlarına konu etmesine rağmen halihazırda anlamlandıramadığımız davranışları olmuştur. Kendisinin de belirttiği gibi hayatında çok net olarak iki dönem vardır. 1932 öncesi ve sonrası. Gazi Terbiye Enstitüsü’nde ders verdiği sıralar Türkçe ve Edebiyat Muallimleri Kongresi’nde Türkçe ve Edebiyat eğitimi konusunda ileriye sürdüğü tezlerde lise müfredatından Divan Edebiyatı’nın kalkmasını savunacak ve mezun ettiği gençleri öğretmen olarak çeşitli okullara tayin edecek bir hocanın bu önerisi maziyi inkar etmekle itham edilecektir. Dayandığı nokta ise eski şiirin sevgilinin davranışlarından çok hükümdarın davranışlarını konu ettiğini düşünmesidir. “Sevmez, bir nevi tabi vergi gibi sevilmeyi kabul eder. İsterse iltifat ve lutuf eder… Yine onun gibi isterse bu lutfu ve ihsanı esirger… Kıskanılır fakat kıskanmaz… Eski şiirimizde aşk, sosyal rejimin ferdi hayata aksi olan bir kulluktur.” diyerek insani tarafından çok bir tanrısallık içerdiğinden bahsederek eleştirirken 1938 yılında Bugün Gazetesi’nde “Eski şiirimizi çok defa beşeri olmamakla itham ederler. Halbuki insanoğlunun elinden çıkan her şey beşeridir” der. Bir yıl sonra 6 Eylül’de Aramak’ta “Eski şiirimiz insan zekasının yapabileceği en güzel şeydir” diyerek bir anlamda kendisini yalanlar.&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Gençliğinde maziyi inkarla itham edilen Tanpınar, yıllar sonra Pazar Postası sahibi Cemil Sait Barlas’a yazdığı mektupta “Eğer maziyi çok seviyorsam; ona, o güzel, büyük, muhteşem günlere bağlı isem emin ol ki bu, ölülerin bu toprakta ve hayatımızda bir söz hakkı olduğunu düşündüğüm içindir.” diyecektir. Bütün bunların yanında eserlerinde batı ekolü daha ağır basar. Şiirde Valéry ve Malarme daha önceliklidir. Döneminin genel reflekslerine uygun olarak yüzünü çoğunlukla batıya dönmüş ve fakat kaç defa Nailî’den veya Nedîm’den, Nef’î’den parçlar okurken Frenk şairlerini hatırlamış ve dilimizdeki bu güzelliklerin onlar için ideal olabileceğini düşünmüştür. Eski şiirimizde beğendiği öyle beyitler vardır ki Avrupalıların yeni açtığı okullar için örnek olarak okutulabileceğini söylemekten kendini alamaz.&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Edebiyat Fakültesinden hocası Yahya Kemal hakkındaki yazılarına baktığımızda gençliğinin ilk yıllarından itibaren zaman ve tarih anlayışı bakımında hocasından etkilendiğini sanırız. Oysa Necmettin Turinay “Ahmet Hamdi ile Yahya Kemal arasındaki asıl paralellik epey sonra belki 1940’lardan sonra sonra ancak sağlanabilmiştir.” görüşünü savunur.&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Roman kahramanlarında daima bir kadercilik ve o görünmeyen büyük güce teslimiyet varken kendisinden&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;tam bir ilahi akideye iman göremeyiz. “Allah’a inanıyorum ama tam Müslüman mıyım bilemem.Fakat anamın, babamın dini üzerine ölmek isterim ve milletimin Müslüman olduğunu umuyorum ve Müslüman kalmasını istiyorum” derken 1951 yılında Aile dergisinde İslam inancı ile bağdaşmayacak şekilde bir tanrı tarifi yapmıştır. “Çünkü Tanrılar, biz onlarda bir kudret vehmettikçe ve buldukça aramızda yaşarlar”&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Bu tarifi kendisi için yada halka ilişkin yapması fark etmez, Müslüman olduğunu sandığı –kendisi ve halk- kesimin tanrı anlayışını kendince tarif etmektedir.&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b style=""&gt;Sevinç gözyaşlarıyla demokrat olamayan Tanpınar&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1930’lu yıllarda başlayan milletvekili olma hevesi nihayet 1942 yılında vuku bulur. Artık CHP rozetiyle Maraş sıralarında vekillik yapacaktır. Hayatının bütününü nasıl bir tarafa oturtamıyorsak bu vekillik olayı da kafamızda soru işaretleri bırakmaktadır. Biz böyle bir arzunun temelinde maddi problemlerle boğuşmaktan kurtulup kafasındaki eserler üzerinde daha rahat çalışma isteği yattığını düşünüyoruz. Tek partili dönemin son üç yılı vekillik yaptıktan sonra 10 yıllık bir Demokrat Parti iktidarı yaşar. Hilafetin kaldırıldığı gece sabaha kadar uyumadığını söyler ancak O’nu uyutmayan sebep nedir bunu da &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;bilemiyoruz. Menderes iktidarında da geceleri uyuyamadığını düşünmek gerçeğe yakın bir hayal olsa gerek. Zira bu süre zarfında hiçbir zaman iktidarla anlaşamayacak, legal yada illegal yoldan bu iktidarın devrilmesini temenni edecektir.&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bir fikir ve sanat adamı olarak ne kadar cazibeli de olsa, Menderes ve arkadaşlarını 17.yy Osmanlı Paşalarına benzeterek “soyguncu” diye hitap ettiği hükümet üyelerinin ve bilhassa Başbakanın idamından bile tatmin olmaması şaşırtıcıdır. 1960 yılında Cumhuriyet Gazetesindeki yazısında “Sade yaşayanları değil, gelecek nesilleri de mahkum eden bu cürmü kim ve hangi karşılıkla ödeyebilir. İdam cezası mı? Hepimiz öleceğiz. Burada Dosteyevski’nin Camus’un o kadar dahiyane bir ısrarla anlattıkları o son anın azabı dahi benim için manasızdır. Kaldı ki milyonlara fenalık eden bu insanları adalet kılıcı teker teker vuracak. Öldükleri zaman da her şey bitecek, ne ıstırap kalacak, ne de bekleyiş…” diyerek tatminsizliğini belgelemiştir. Bu ne biçim bir öfkedir ki “Abdulhamit’in 33 senelik ihanetine karşı ne alabildik ki bunlardan da alabilelim” diyerek mazlum, zalimin akıbeti ne olursa olsun alacaklı çıkar diyecek kadar intikam hissini doyumsuzlaştırmıştır.&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yine 1960’da darbeden 20 gün kadar sonra kaleme aldığı &lt;i style=""&gt;Suçüstü &lt;/i&gt;isimli yazısını “Bundan sonrasını sevinç gözyaşlarına bırakalım” diye bitirir. Bu bayram en güzel bayramlarımızdan biridir, Moğol ordularından sonra eşine ender rastlanacak cinayetlerden birisi; Kabakçı Mustafa’nın bile hayalinden geçmeyecek bir katliam teşebbüsünü arkalarında bırakıp tarihin öbür kapısından geçtiler diye yazar gazetelerde.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Darbe sonrasında böyle yazmaya mecbur bırakılmış olabileceğini düşünerek O’nun saygınlığına ve şahsiyetine göstereceğimiz nezaket olacağından biz iyimser bir bakış açısıyla yaklaşıyoruz.&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b style=""&gt;Dar ufuklarda yüzdürdüğü gemiler&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Edebiyat dünyasına ilk adımı şiirle atar, sonrasında hikaye ve romana geçer. Şiiri söylemekten ziyade susma işi olarak görmüş, söyleyeceklerini de hikaye ve romanlara saklamıştır. Tanrılara vucut, vucutlara Tanrı vermek olarak anlattığı şiir, tek milli sanattır. Yalnız şiire has olan kendi dilinin malı olma durumuna dikkat çeker. Tercüme ile sevilen şair şiiri için değil olsa olsa düşüncesi için sevilir Tanpınar’a göre. Döneminde uluslar arası başarılara ulaşmış Rilke ve Valéry gibi şairlerin şansının en az iki Avrupa dilini bilmesinin olduğunu söyler. Tanpınar için bir romanın yazarını tanıtmasından daha zordur şiirin&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;şairine şöhret kazandırması.&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Örgüsünü veren malzeme yani dil itibariyle hemen herkes için olan bu sanat, aynı zamanda hudutları en dar olan sanattır. Şiirde şöhret yerinde teşekkül eder görüşünü savunmuştur bütün hayatı boyunca. Şiir bir iç kaledir Tanpınar’ın zihninde, çünkü dil, vasıta olarak değil; malzeme olarak kullanıldığında milletin tarihinin, kültürünün kendisi olduğundan onunla yapılan sanat iç kale sanatı olmaktadır.

&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;  &lt;/p&gt;         &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: center; font-family: georgia;" align="center"&gt;  &lt;/p&gt;        &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;  &lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Her Şey Yerli Yerinde&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;   &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Her şey yerli yerinde; havuz başında servi &lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Bir dolap gıcırdıyor uzaklarda durmadan &lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Eşya fışkırmış gibi tılsımlı bir uykudan, &lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Sarmaşıklar ve böcek sesleri sarmış evi. &lt;/span&gt;
 
&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Her şey yerli yerinde; masa, sürahi, bardak, &lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Serpilen aydınlıkta dalların arasından &lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Büyülenmiş bir ceylan gibi bakıyor zaman &lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Sessizlik döküyor yerde yaprak yaprak. &lt;/span&gt;
 
&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Biliyorum gölgede senin uyuduğunu &lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Bir deniz mağarası kadar kuytu ve serin &lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Hazların âleminde yumulmuş kirpiklerin, &lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Yüzünde bir tebessüm, bu ağır öğle sonu. &lt;/span&gt;
 
&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Belki rüyalarındır bu taze açmış güller, &lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Bu yumuşak aydınlık dalların tepesinde. &lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Bitmeden aşk türküsü kumruların sesinde; &lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Rüyası ömrümüzün çünkü eşyaya siner. &lt;/span&gt;
 
&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Her şey yerli yerinde; bir dolap uzaklarda &lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Azapta bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan. &lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Bir şeyler hatırlıyor belki maceramızdan &lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Kuru güz yaprakları uçuşuyor rüzgârda.&lt;/span&gt;&lt;u&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/u&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;
&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;        &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b style=""&gt;Başkasına ait zamanların peşinde geçen yıllar&lt;/b&gt;&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Birey üzerine yoğunlaştığı eskiler gibi hayat ve kader karşısında ferdin mevcudiyetini kabul etmeyen anlayışa göre kendi roman anlayışı dönemine göre farklılık gösterir. Eserlerinin merkezine oturttuğu insan figürü Tanzimat’tan bu yana süreçleri irdeler. İlk romanı olan&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Mahur Beste’de Tanzimat yılları, Huzur’da Tanzimat’tan Kurtuluş Savaşı sonrasına kadar yapılan devrimler, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’de hemen hemen aynı dönemler, Sahnenin Dışındakiler’de de Balkan Savaşı sonrası işgal altındaki İstanbul ve mütareke yılları sonrası İstanbul anlatılır. Bütün bu &lt;&lt;ge çmi="" zaman=""&gt;&gt; romanlarında Tanpınar’ın ilgilendiği maziye duyduğu özlem değil salt olarak zamandır, zamana verdiği önemdir. Nitekim Mahur Beste’de Behçet Bey’in yazdığı mektup aracılığıyla Tanpınar “Ne yalan söyleyeyim, bir çok huzursuzluklarıma rağmen ben yaşadığım devirden memnunum. Hiçbir mazi hasretimde yok.” der.&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/ge&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İlk romanlarından itibaren klasik roman yapısı anlayışından ayrılmıştır. Sekiz bölümlü olan Mahur Beste’de her bölümde kahraman farklıdır ve bu şekilde değişik gözlerle yaşama bakar. Romandan daha çok birbirine bağlı öyküler dizisi özelliği taşır aslında. Diğer romanlarında da kişilere göre bölüm düzenlemeleri ve bütün kişilere ayrı ayrı önem verdiğini görürüz. Artık tek kahramanlı romanlardan sıkıldığını belirtir. Dört bölümden oluşan romanın dört ana karakteri vardır: İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Kahramanların ortak noktası içinde bulundukları tedirginlik ve sorunlardır. Bu sorunlara rağmen hayata bağlı profiller çizen kahramanların bu durumu, yazarın kendisini yazmasının sonucudur. Örneğin 1940’lı yıllarda aydınlar arasında metapsişik olaylara ve ispritizmaya duyulan ilginin artması Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde yansıma bulur. Roman kahramanı Hayri İrdal hayatının bir döneminde İspitizma Cemiyeti’ne üye olmuştur.&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Bir olayı anlatmak çok ruh ve düşünce dünyalarını anlatmayı hedeflemiştir ve asıl amacı bir şuur karşılaştırmasıdır. Romanlarda kendisini anlatmasında, yazarın başlıbaşına bir gerçek olduğu düşüncesi önemli rol oynar. Bu düşünceyi devamlı olarak&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;savunur ve köy romanları yazma eğiliminin başladığı &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;dönemlerde de bu çabayı yersiz bularak eleştirir.&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Romanlarında ki bir diğer önemli nokta kahramanların konuşmalarıdır. Tanpınar’ın roman ve hikaye anlayışında esas yükü konuşmalar, iki insanın karşılaşmasında şahsiyetler arasında mahremiyet, ihtiras veya menfaat havası oluşturan en basit manadaki konuşmalar taşır. Bu tarz konuşmalara çok fazla yer vermez aslında. Roman denince konuşmanın daha arka planda kaldığı dönemlerde, diyalogdan daha çok iç konuşmayı tercih ettiği ve kahramanın kendisi ile konuştuğu görülür.&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Esas olarak romana getirdiği yenilik Huzur ile karşımıza çıkar. Bir günlük süre içinde romandaki kişilerle alalı geri dönüşler yapılır. Bu geriye dönüşler, zaman düzeni gözetilmeden kahramanın aklına geldiği gibi yapıldığından &lt;&lt;bilin ç="" alt="" akım=""&gt;&gt; denilen özelliği taşır.&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/bilin&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b style=""&gt;Neden Tanpınar…&lt;/b&gt;&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Tek parti döneminde söylenmesi tehlikeli olan fikirler, birbirine güvenen insanların bir araya geldikleri kahve ve ev sohbetlerinde ağzı sıkı arkadaşlara emanet edilir. Bu dönemlerde harf inklabının sonunda kendilerini iyiden iyiye Devlet-i Aliyye’nin uçsuz bucaksız topraklarının yanında çok daha küçük bir ülkenin vatandaşı olarak bulan ve bunun acısını yüreklerinde hisseden aydınlar haklı olarak bu düşüncelerini karşılıklı olarak dile getirirler. Bu sohbetlerde konu esas olarak Osmanlı tarihi ve kültürü üzerinde yoğunlaşır.&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;             &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Özellikle harf inklabı geçmişle olan son bağlarını da koparılması anlamına geliyordu. Hep bir ikilem yaşayan ve kendi yaptıklarından bile emin olmayan bu aydınlardan Hasan Âli Yücel bütün kimliği şark olan bir millete garp kültürünü yerleştirme misyonunu yüklenmiştir. Yaşadıkları bu trajik ikilemi itiraf edebilen aydın yok denecek azdır. Bu topraklara son derece bağlı olan Ahmet Haşim’in Araplığı çeşitli nedenlerle yüzüne vurulmuş ve İstiklal Marşı’nın sahibi Mehmet Akif’in Arnavut oluşu sık sık gündeme getirilir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın önemi esas bu noktada başlar; çünkü kendilerini değiştirecek şeylere karşı direnemediklerini fakat onlara tamamiyle de teslim olmadıklarını söyleyerek kendisinin ve neslinin yaşadığı dramı itiraf edecek dürüstlüğü ve cesareti göstermiştir.&lt;o:p&gt;

&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal" face="georgia" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b style=""&gt;       Kaynakça :&lt;/b&gt;&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="margin-left: 18pt;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ÖNERTOY, doç. Dr. Olcay, Cumhuriyet Dönemi Türk Romanı Ve Öyküsü, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Anakara, 1984&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="margin-left: 18pt;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;TANPINAR, Ahmet Hamdi, Mücevherlerin Sırrı (Derlenmiş Yazılar, Anket ve Roportajlar), Haz. İlyas Dirin, Turgay Anar, Şaban Özdemir, YKY, İstanbul, 2002&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="margin-left: 18pt;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;TANPINAR, Ahmet Hamdi, Edebiyat Üzerine Makaleler, Haz. Zeynep Kerman,&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;MEB Devlet Kitapları, İstanbul, 1969&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p class="MsoNormal"  style="margin-left: 18pt;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;AYVAZOĞLU, Beşir, Peyami Hayatı Sanatı Felsefesi Dramı, Ötüken Yayınları, İstanbul, 1998
&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"  style="margin-left: 18pt;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu Yaka Gazetesi 4. Sayısında Yayımlanmıştır.
&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115154567300536363?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115154567300536363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115154567300536363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/aprazlama-bir-kprnn-ahengi-zerine.html' title='Çaprazlama Bir Köprünün Ahengi Üzerine'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115143139877346718</id><published>2006-06-27T20:37:00.000+03:00</published><updated>2006-06-27T21:07:14.033+03:00</updated><title type='text'>şakayla karışık Sadri Alışık</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic; font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;Jenice: Çok şakacısınızMr.Turist. &lt;/span&gt;  &lt;span style="font-style: italic; font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;
Turist Ömer: Evet çok şakacıyımdır. Eskiden takacıydım. Şimdi şakacılık yapıyorum. &lt;/span&gt;  &lt;span style="font-style: italic; font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;
Jenice: Ne diyorsunuz anlamıyorum Mr.Turist &lt;/span&gt;  &lt;span style="font-style: italic; font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;
Turist Ömer: Sende çok fiyakacısın diyorum


&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/turistomer.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/320/turistomer.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;

Sadri Alışık için her yılın 5 nisanı uğurlu gündü... Çünkü 5 Nisan 1925'de doğmuştu. 1932 yılının 5 nisanında ilkokula başlamıştı. İki yıl sonra gene bir 5 nisan günü sünnet olmuştu. Askere gidiş ve dönüş tarihleri de 5 nisana rastlamıştı. İlk filmi olan "Günahsızlar"ın birinci sahnesi 5 Nisan 1945'te çevrilmişti. Çolpan'la bir 5 nisan günü tanışmıştı.&lt;/span&gt;    &lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bir "5 Nisan" hâtırası fotoğrafın arkasına Sadri ile Çolpan'ın tanışmalarının, evlenmelerinin küçük bir hikâyesini yazmışlardı. Sadri 1925 te Paşabahçe'de, Çolpan ise 1936 da İzmir'de doğmuştur. 1950 yılında Sadri Alışık ile evlenmiştir. Nişan, düğün öyle aceleye gelmiştir ki, bu iki mutlu günden hiç değilse birini 5 nisana denk getirmek istemişse de, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;başaramamıştır. Çocukları Kerem ise, bu uğuru iki ay gecikmeyle, 5 haziranda doğarak bozmuştur. 5 nisanın uğuru, bir fotoğrafın gerisinde bir, iki silik satır ile artık bir "hâtıra" olmuştur.
&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;
&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;
Turist Ömer:  Burası Kasımpaşa'ya yakın mı abi?
Mr. Spak: Kasımpaşa'dan bir milyon ışık yılı uzaktayız mister turist!


&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;Yeşilçam'ın en eski ve tutarlı karakter oyuncularından biridir Sadri Alışık. Yıllar süren hayat savaşı sırasında, övülerek göklere çıkartılmış, en yakın bildiği dostları tarafından terkedilmiş, mutluluğun sevincini, aldanmanın üzüntüsünü yaşamıştır. Hassas ve içe dönük olan yapısı zaman zaman çok incinmiştir a&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;ma her şeye rağmen, oyunculuğunu, kişiliğini herkese kabul ettirmiş ve Türk Halkı tarafından çok sevilmiştir.

5 Nisan 1925 yılında Paşabahçe'de bahçesinde meyve ağaçları bulunan üç katlı ahşap bir evde dünyaya geldi Mehmet Sadrettin Alışık...

Tüm aile büyüklerinin ve kardeşi Nevin'in onu Sadri diye çağırmaları nedeni ile, hayatının geri kalan kısmını da hep Sadri Alışık olarak geçirdi... Zeki ve bir o kadar da yaramaz bir çocuk olan Sadri Alışık otoriter bir baba ve gene otoriter bir anne ile büyüdü... İçinde ki oyuna hasret duygusunun ileride oyuncu olmasına neden olacağını ne o dönemlerin küçük Sadri'si ne de ailesi bilemezlerdi elbet.

Namaza duran aile büyüklerini, secdeye varamasınlar diye bellerinde ki kuşaktan kapının koluna bağladığını, bahçedeki civcivleri oltayla balkondan y&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;ukarı çektiğini, kedilerin ayaklarının altına yapıştırdığı ceviz kabuklarını ve yaptığı tüm bu yaramazlıkları ileride gülerek anımsayacaktır Sadri Alışık...

Çocukluk yıllarında Naşit Özcan Tiyatrosu'nu seyrettikten sonra başlayan tiyatro aşkı, okul piyeslerinde ,Cağaloğlu Halk Evi'nde ve şimdiki adı Sadri Alışık Tiyatrosu olan Küçük Sahne'de devam etmiştir... Annesi Saffet Hanım ve Babası Rafet Kaptan'ın oyuncu olmasına karşı olmalarına rağmen, içinde ki bu oyunculuk aşkının sönmesine hiç izin vermemiştir... Ailesi de işin ciddiyetini anlamış ve oğullarına destek olmaya başlamışlardır... Baba Rafet Kaptan'ın &lt;span style="font-style: italic;"&gt;''Sana bir nasihatım, aynı zamanda da vasiyetim olsun. Artık yeni bir hayata atılıyorsun. Bundan sonra ki yaşamında, işini elinle değil, canınla yap!''&lt;/span&gt; sözünü hayatının geri kalanında hiç ama hiç aklından çıkartmamış ve bunu oyunculuk yaşamında hep amaç edinmiştir...

İlk filmi &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Günahsızlar&lt;/span&gt;ı 1946 yılında çeviren Sadri Alışık şöhret basamaklarını hızla çıkmaya başlamış ve canı kadar sevdiği tiyatrodan Yeşilçam'a ad&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;ımını atmıştır... 1959 yılında çevrilen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yalnızlar Rıhtımı&lt;/span&gt; adlı filmde 38 yıllık hayat arkadaşı Çolpan İlhan'a aşık olmuş ve aynı sene evlenmişlerdir... Küçük Sahne'deki tiyatro yıllarında çok yakın arkadaşı olan Çolpan İlhan hayatının en büyük aşkı olmuştur... Bu mutlu yuvaya çok zaman geçmeden bir kişi daha eklenir ve Alışık ailesinin oğulları Kerem dünyaya gelir...

Kerem ile ilişkisi çok farklı olmuştur baba Sadri Alışık'ın... Kendi deyimiyle ondan kaynaklanan bir hatadır bu... Kendi babasının yaptığı gibi, o da oğlu Kerem'i hep uyurken sevmiştir... Evliliğin ve çocuğun verdiği sorumlulukla işine dört elle sarılmıştır ve ardı arkası kesilmeyen filmler çevirmiştir...

Nejat Saydam idaresinde çevrilen ve başrollerini Ayhan Işık ve Belgin Doruk ile paylaştığı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Küçük Hanımefendi &lt;/span&gt;serisi ile seyircinin dikkatini çe&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/sadri_alisik_b.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/320/sadri_alisik_b.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;kmiş ve sevgisini kazanmıştır... Ancak hiç şüphesiz &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Turist Ömer&lt;/span&gt; tiplemesi Sadri Alışık'ın oyunculuk kariyerinin en önemli adımı olmuş ve sanat yaşamında yepyeni kapılar açmıştır... Turist Ömer karakterinin doğuşu Sadri Alışık'ın asker arkadaşı Ahmet Güzelce'nin verdiği eğri selamdan esinlenerek yaratılmış ve rejisör Hulki Saner tarafından da ortaya çıkartılmıştır... 1951 yılında başlayan ve Ayhan Işık'ın vefatına kadar devam eden Sadri-Ayhan dostluğu beraber çevrilen filmlerle de pekişir...

Ayhan Işık'ın başrolünü oynadığı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Helal Olsun Ali Ağbi&lt;/span&gt; filmi Turist Ömer serisinin başlangıcıdır... Bu filmde Ayhan Işık'ın Turist Ömer adlı bir arkadaşı vardır ve bu rol Sadri Alışık'a ısmarlama elbise gibi uymuştur.. Ona gezmeyi çok sevdiği için arkadaşları Turist adını takmışlardır... ''Turist'' traş olmaz, gri pantolon ,ekose gömlek, delik fötr şapka ve ökçesi basık pabuç giyen bir adamdır... Espri yapar, karşısına çıkanları, sözle, nükteyle ''harcar''... Ama ''Turist'' iyilik sever, yaşadığı andan ilerisini düşünmez, çalışmaz, işsizdir, içkiye düşkündür fakat kadın problemi yoktur.. Karnı acıkınca doyurmak aklına gelir.. Beceriksizdir, bu yüzden de sevimli ve cana yakındır... &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Helal Olsun Ali Ağbi&lt;/span&gt; filmini seyreden seyirciler sinemadan çıkarken ''Helal Olsun Sadri'ye bu filmde Ayhan'ı yedi,toz etti'' yorumunu bile getirmişlerdir... Böylece Ayhan Işık'ın fiyatı o günün parası ile 60.000'den aşağı düşerken Sadri Alışık'ın fiyatı 5.000'den 10.000'e çıkmıştır... Hulki Saner bu filmden sonra &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ayşecik Çıtı Pıtı Kız&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ayşecik Cimcime Hanım&lt;/span&gt; filmlerine de aynı tipi koymuştur... Dolayısıyla Erman-Saner firmasının en fazla iş yapan filmleri de 1963'te '' Sadri'li Filmler'' olmuş,1964'te ''Turist Ömer'' adlı film ortaya çıkmıştır.. Bu film Sadri Alışık'a yeni ufuklar açmıştır...

Turist Ömer'den sonra en çok konuşulan ve seyircinin en çok sevdiği karakterlerden biri de ''Ofsayt Osman''olmuştur.. Osman Seden'in rejisörlüğünü yaptığı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Şaka ile Karışık&lt;/span&gt; filminde ortaya çıkan bu tip çok tutulmuş ve Sadri Alışık'ın en çok iş yapan filmlerinden biri de &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Şaka ile Karışık&lt;/span&gt; olmuştur... Ofsayt Osman hayatta hiç gol atamamış, hep ofsayt pozisyonunda kalmış bir adamdır... Beceriksiz fakat çok ama çok iyi kalplidir.. Çizgili beyaz gömlek, kahverengi yelek, kışın da ceket giyer.. ''Turist Ömer''den farkı, birçok şey yapmak ister ama kaderi ve talihi bırakmaz.. Şansı yoktur. Nihayet son serüveninde bir gol atar, yani bir kızın hayatını kurtarır ve mutlu olur.. ''Ofsayd Osman'' tipi yerli film seyircisinin çok sevdiği fakir adam tipidir.. Fakir, haksever, fedakar ve sevmesini bilen adam... Sadece bunlar yüzünden değil Sadri Alışık'ın oyunculuk yönünden sergilediği başarı dolayısıyla da halkın hafızasına yerleşmiştir... Filmlerin ardı arkası kesilmez..Sadri Alışık herkesin çok sevdiği bir star olmuştur...

1966 yılında çevrilen ve Atıf Yılmaz'ın yönettiği &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ah Güzel İstanbul&lt;/span&gt; filmi de Sadri Alışık'ın en önemli filmlerinden biridir.. İçki yüzünden herşeyini yitirmiş eski bir İstanbul efendisi ile artist olmak için evini, köydeki sevgilisini terk edip fuhuşa sürüklenen Ayşe'nin hikayesini anlatan bu film Sanremo &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bodrig Hera&lt;/span&gt;  Güldürü Filmleri Şenliğinde, Gümüş Ağaç Plakası Özel Ödülünü almıştır...

Jön ve kötü adam tiplemelerinden sonra komedi ve dram filmlerinde oynayan Sadri Alışık dört dörtlük bir sanatçı olmuştur... Avare filminden sonra sesinin güzelliği keşfedilen sanatçı, 45'lik plaklar doldurmuştur, seyircinin ısrarı ve gazino patronları tarafında Sadri Alışık show dünyasına da adım atmıştır... Turist Ömer tipini sahnede de şarkı söyleyerek ve espri yaparak devam ettirmiş ve halkın ilgi odağı olmuştur... Bunun yanı sıra ağırlıklı olarak İstanbul için yazdığı şiirlerinin toplandığı bir kitabı da vardır...Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümünde de okuyan Sadri Alışık çok güzel yağlı boya ve kara kalem tablolara da imza atmıştır...

Ayhan Işık ile olan dostluğu, aile yaşantısı ve kişiliği ile her zaman Türk Halkına örnek olmuş gerçek bir sanatçıdır Sadri Alışık... Sanat yaşamı boyunca aile yaşantısından ve karakterinden asla taviz vermemiş bir çınardır... Türk Sineması'nda bir ekol, bir fenomendir icabında... Hayatta ki en sevdiği dostlarından biri olan içki, bir gün ona ihanet edecek ve ölüm döşeğine getirecektir... O dönemin Cumhurbaşkanı olan merhum Turgut Özal'ın yardımıyla Amerika'ya giden ve ''Mucize Eller'' lakaplı Münci Kalayoğlu tarafından ameliyat edilen altmış beş yaşındaki Sadri Alışık Chicagolu otuz yaşında ki bir gencin karaciğerini taşır... 1994 yılında son filmi olan Yavuz Özkan'ın yönettiği &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yengeç Sepeti&lt;/span&gt; filminde oynar ve Altın Portakal En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alır...

1995 yılının 18 Mart'ında yetmiş yaşında iken, ailesine, sevenlerine, canı kadar sevdiği İstanbul'una ve sinemasına veda eder.

&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir Ömürlük İstanbul'dan&lt;/span&gt;

Gitti Gider

&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Şahidi oldum&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Terkini kaydına İstanbul'un&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ağlayan yine üçümüzdük&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Biri boş bir İstanbulsuz birisi&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kimlikleri eskimiş üç yetim çöp tenekesi&lt;/span&gt;

&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Siz yalancı şahidisiniz&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ağlayan biziz,biz üçümüz&lt;/span&gt;

&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Biri boş biri değil,bu şehirli birisi&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt;İstanbul tutkusu içimizdeki&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hiç ölmeyesi&lt;/span&gt;

&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Terkini kaydı yapıldı İstanbul'un &lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Harim-i ismete açılan pencerelerle&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Siz bakakalanlar öylece uçuyor&lt;/span&gt;

&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Uçuyor evriting kuşları,Sultanahmet’ten&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Not king kol ''fanysi'' besmelelerle... &lt;/span&gt;
&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115143139877346718?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115143139877346718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115143139877346718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/akayla-kark-sadri-alk.html' title='şakayla karışık Sadri Alışık'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115115785819098128</id><published>2006-06-24T17:03:00.000+03:00</published><updated>2006-06-24T17:05:16.226+03:00</updated><title type='text'>hüzün ki bazı topraklara başka türlü iner</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/24-06-06_1258.1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/320/24-06-06_1258.1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115115785819098128?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115115785819098128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115115785819098128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/hzn-ki-baz-topraklara-baka-trl-iner.html' title='hüzün ki bazı topraklara başka türlü iner'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115098403804586459</id><published>2006-06-22T16:35:00.000+03:00</published><updated>2006-06-22T16:47:18.090+03:00</updated><title type='text'>Reklamlar</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:georgia;" &gt;abone olalım. sağlam ve eğik durmayan bir edebiyat dergisi.
 &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  &lt;div style="font-family: georgia;" id="yazilar"&gt; &lt;div style="text-align: center;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;div class="baslik"&gt; &lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İSTANBUL&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; BİR NOKTA&lt;/span&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;span style="font-size:130%;"&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;  &lt;div class="yazi" style="border-left: 4px solid silver; padding-left: 10px; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; Hiç de adımızı birilerine duyurma ve&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; paylaşılan popülerlik pastasından pay kapma gibi bir niyetimiz / amacımız / ereğimiz gayemiz yok. Adını cilalama, yenilgilerle dolu ve muhayyel alemlere kaçarak bu yenilgileri örterek zaaflarını örtme ve de böylelikle korunaklı serin alan şehvetini&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/EPSN0034.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/320/EPSN0034.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; yaşamak kaygısı içerisinde değiliz. Biçimin, biçemin ve böylelikle şaşırtarak edimlerimizi eylemlerimizi abartmanın da peşinde değiliz; peşindeyiz sürekli devinim içerisinde olan akışın ötesini berisini yani ruhunu ele geçirmenin. Olmanın. Lisanın, dinin, merkez noktasından anayolundan ara sokaklarına değin kolaçan ederek, verilmiş ve verilmekte olan kelimeleri/sözcükleri içimizin harmanında harmanlayarak ve ruhumuzun potasında eritip yeni kalıplara dökerek bu dilden kendimizi yeni bir oluşa ulaştırmak ve karanlığımızı aydınlığımızla bezemek çabası. Varoluşsal duruşuyla birimden sonsuza uzanan durağan noktayı açımlayarak vurgulamak. İnceltip rafine hale getirelim: Edebiyatın öz damarı ile insanın öz damarı ve tüm varlıkların ilintilerini/ilişkilerini buluşturarak �TEK�çi� bakış / duruş / biliş / inanış / algılayış / idrak içinde üretilenleri, bu bilincin verimlerini sunmak. Bir el gökte bir el yerde dönüp dururken döndürüp durmak dünyayı da. Nicelik değil nitelik, güncel değil sonsuzluk, çokluk değil teklik esaslı bir dergi yayımlama uğraşı. Bir de, böyle olduğu için böyle. Kekelememizden bir şey anlamayan sözümüzden de bir şey anlamaz. Esenlikle. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115098403804586459?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115098403804586459'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115098403804586459'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/reklamlar.html' title='Reklamlar'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115091249449957665</id><published>2006-06-21T20:44:00.000+03:00</published><updated>2006-06-21T20:54:54.626+03:00</updated><title type='text'>dan dan ramazan !</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;evet efendim, zaman cep telefonuna şarkı kaydedip meşhur olma zamanı. eşinizin dostunuzun ses alabilen telefonu varsa kaydedip yolluyorsunuz internete, zamanla milletin diline dolanıyor. e sonra ne oluyor. yapımcılar peşinizde dolanmaya başlıyor. sizi arıyorlar felan. her evde bir star vardır mantığı ile yola çıkıp üsküdarda bir ailenin kapısını çaldık. aile reisine ne kadar yalvarsakta gitar alıp hasretinden geberiyorum gibi şarkılar söylemedi. abi ben evliyim üç aya kadar da inşallah aslan gibi bi erkek babası olucam dedi. saygı duyduk. ben size bizim oraların türküsünü söyliim dedi kabul ettik. hemen bir imaj çalışması yaptık ve doğal haline yakın bir konsept geliştirdik. saçlarını yana yatırması benim fikrim değil, kullanıcının kendi tercihi. ev ortamında hani doğallığa bir işaret olsun diye, böyle çaydanlıkla felan bir klip çekelim dedik. neden klip. rakiplerimiz sadece ses kaydıyla girdiler bu yola, biz bir adım önde olalım. atı alan üsküdarı geçmiş olsa bile bizde motorsiklet var hemde 150 basıyo :p

efendiler; biz hayalet değiliz, 84'lü hiç değiliz. yaşımız almış yürümüş. gençler kaset yaptıkça la biz niye yapamıyoruz diye hayıflanmaktayız. bu gidişe bir son veriyoruz. huzurlarınızda "dan dan ramazan" niye dan dan? böyle vurucu bi isim bulmaya çalıştık, gece gece uykumuzda vardı, çayda bitmeye yakındı en son bu aklımıza geldi. sair vakitlerde düşünüp daha vurucusunu bulacağız inşallah.

&lt;a href="http://www.buyaka.org/doc/musiki/20-06-06_2214.3gp"&gt;buyurun dinleyin&lt;/a&gt;

&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;quik pleyir gerekmektedir..&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115091249449957665?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115091249449957665'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115091249449957665'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/dan-dan-ramazan.html' title='dan dan ramazan !'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115085099022182924</id><published>2006-06-21T03:46:00.000+03:00</published><updated>2006-06-21T03:49:50.243+03:00</updated><title type='text'>Teşekkür ediyorum çokça Kâni abime...</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;Ah benim esmer yanım
   Kara derim, inadım, sıkılmış yumruğum…
   Ah benim bir yarım.

&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;Çok önceydi
   Belki çocuktum.
   Belki evet çünkü hayat,
   ahşap ve uzun köprülerin karıncalarca bertaraf edildiği
   bir mazidir hatıramda.
   Çocuktum
   Ve babam çatık kaşlarla bakıyordu
   Merhameti gizleyerek.
   Fitil o zaman yandı.
   Bakraçlar devrildi toprağa.
   Savletle savrulunca Battalgazi filmlerinden sonra
   Göklere dahi uzanan tahta kılıcım
   Suyu kesmez oldu.&lt;/span&gt;

&lt;a href="http://www.sayhadergi.com/?mod=content&amp;act=topicshow&amp;amp;id=1152"&gt;devamı&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115085099022182924?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115085099022182924'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115085099022182924'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/teekkr-ediyorum-oka-kni-abime.html' title='Teşekkür ediyorum çokça Kâni abime...'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115073717564829693</id><published>2006-06-19T20:09:00.000+03:00</published><updated>2006-06-21T13:32:18.933+03:00</updated><title type='text'>Ödüllü bulmaca</title><content type='html'>&lt;div  style="text-align: center;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/170569603_203295185d_o.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/400/170569603_203295185d_o.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;bu fotoğrafın neye ait olduğunu bilebilene, Peyami Safa'nın Biz İnsanlar isimli romanını hediye edeceğim!
Kolay gelsin..

fotoğraf sahibi: deniz nida şener

&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115073717564829693?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115073717564829693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115073717564829693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/dll-bulmaca.html' title='Ödüllü bulmaca'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115072955917349323</id><published>2006-06-19T17:42:00.000+03:00</published><updated>2006-06-19T18:06:12.403+03:00</updated><title type='text'>leyla'yı bul la kardaş :p</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/haber7tv.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/200/haber7tv.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Haber 7 Tv'de kültür sanat programı yapmak kolay. Dünya kupası programı yapsana yiğitsen. hem bu programın adını "Kırkambar" koymakta zekice. bunu yaparak neyi hedeflediğini bilmediğimizi sanıyorsun değil mi? ama o kırklardan sana hayır yok bilesin! ben hacı değilim, muska yazmam.  ama hafta içi her gün Tv'ye çıkarak ne elde etmeye çalışıyorsun biliyorum...

programındaki triplerinden senin hevesinin ne olduğunu anladım bu arada. ama büyük medyamız kocaman patronları yemez bu numaraları efendi! öyle olsaydı CNN İnt. Larry King'i kovup seni transfer etmez miydi? bence sen tüfenk al çık keklik avına. bu yaptıkların hoş şeyler değil. hem alem remzi'ye hasta, sana değil :) ben mi? hiiç Nilgün Abla ile oturup pişti atıyorum...

Kırk Ambar hafta içi her gün Haber 7 Tv'de saat 15:00'de İsmail Kılıçarslan'ın sunumuyla efendim.

İsmail Kılıçarslan Kimdir: 1976 yılında Ankara’da doğdu. Şair. “Portakal Turta Bir de Kirpi” ve “Ablam Uzak Ülkede” isimli iki şiir kitabı, “Başka Masallar” isimli bir masal kitabı var. “Ablam Uzak Ülkede” isimli kitabıyla 2004 Cahit Zarifoğlu Şiir Ödülü’ne layık görüldü. “Aliya”, “Cahit Zarifoğlu-Yaşamak” ve “Roger Garaudy” belgesellerinin senaryolarını yazan Kılıçarslan’ın pek çok senaryosu da filme alındı.  Bunlardan "Susuzluk" ve "Baba Evi", 2006 yılında yönetmen Nazif Tunç tarafından filme alındı.
 
 
İLETİŞİM:

İsmail Kılıçarslan
HABER 7 TV
Adres: Otakçılar caddesi No: 60  34030 Eyüp / İSTANBUL 
Tel: 0212 674 57 00
Faks: 0212 674 57 10
E-mail: kirkambar@haber7tv.com
Web: www.haber7tv.com

&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115072955917349323?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115072955917349323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115072955917349323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/leylay-bul-la-karda-p.html' title='leyla&apos;yı bul la kardaş :p'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115072544759695157</id><published>2006-06-19T16:50:00.000+03:00</published><updated>2006-06-19T16:57:27.596+03:00</updated><title type='text'>artismisin nesin Polemon...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/platinum25.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/320/platinum25.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;ataerkil bir toplum olmaktan sıkıldım. gün eb gün ortaya çıkan feminist hanımlardan tiksinti felan geldi. erkeğe benzeyen kadınlarla evlenmek zorunda kalmaktan korkuyorum. şu feministler ne istiyor bilmiyorum. pozitif eşitlik ne demek?&lt;/span&gt;    &lt;span style="font-family:georgia;"&gt;

anaerkil felan mı olsak ne. toplumsal bir değişim istiyorum ben. hanımkızlar erkeklere laf felan atsın. gece geç vakit sokağa çıkmaktan korksun erkekler. dünya kupasında kadınlar oynasa, gol attıktan sonra formalarını çıkarmalarına hakem sarı kart vermese hatta teşvikte felan bulunsa :p&lt;/span&gt;   

&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;keşke keşke...&lt;/span&gt;  &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115072544759695157?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115072544759695157'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115072544759695157'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/artismisin-nesin-polemon.html' title='artismisin nesin Polemon...'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115071708080620784</id><published>2006-06-19T14:00:00.000+03:00</published><updated>2006-06-19T14:38:01.106+03:00</updated><title type='text'>bazı şiirler de bekleyemiyor yağmurun dinmesini!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/haydarerg%3F%3Flen.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/400/haydarerg%3F%3Flen.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115071708080620784?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115071708080620784'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115071708080620784'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/baz-iirler-de-bekleyemiyor-yamurun.html' title='bazı şiirler de bekleyemiyor yağmurun dinmesini!'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115047106705418445</id><published>2006-06-16T18:00:00.000+03:00</published><updated>2006-06-16T18:17:47.070+03:00</updated><title type='text'>yensen de yenilsen de...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://us.news1.yimg.com/us.yimg.com/i/fifa/gen/afp/20060615/i/1412279520.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://us.news1.yimg.com/us.yimg.com/i/fifa/gen/afp/20060615/i/1412279520.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;sorry afp.com /&lt;span class="copyright"&gt;Copyright:&lt;/span&gt;  &lt;span class="copyright"&gt;AFP&lt;/span&gt;  &lt;span class="copyright"&gt;/&lt;/span&gt;  &lt;span class="copyright"&gt;afp.com

&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;yani ne oldu, son 7 dakikada ingiltere iki gol attı diye  sevinmeyi haketti mi?

cornel glen ikinci yarıda oyuna girdikten sonra gerçekten maça hareket geldi. geldi de ne oldu. hiç. ingiltere iyi oynamadı sahiden. biz daha iyi oynadık. ama o avarel suratlı crauch 2 metre boyuyla dokundu gol oldu. sonra tabi moral bozukluğu felan. ikinci gol güzeldi Allah için...

son grup maçında yine bütün kalbimizle bu güney amerika takımını destekliyoruz. helal olsun, ezilmeden oynamaya devam...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115047106705418445?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115047106705418445'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115047106705418445'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/yensen-de-yenilsen-de.html' title='yensen de yenilsen de...'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115046988230021498</id><published>2006-06-16T17:54:00.000+03:00</published><updated>2006-06-16T17:58:02.340+03:00</updated><title type='text'>Arjantin: 6 - Sırbıstan Karadağ: 0</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Jerfi QAZAQ:&lt;/span&gt;
 
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;- dünya kupasına katıldım &lt;/span&gt;
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;- niçin?&lt;/span&gt;
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;- e forma değiştirmek için&lt;/span&gt;
 
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;faruk:&lt;/span&gt;
 
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;sırp'ta olsalar bu kadar madara olmaları insanın içine dokunuyor. sen kalk dünya km yap, almanyada 72 milletin gözü önünde arjantin kepaze etsin seni. ahlaksız bu boynes airesliler. 3 tane at bırak kardeşim alay etmek nesi?&lt;/span&gt;
 
 
 
 
 
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115046988230021498?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115046988230021498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115046988230021498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/arjantin-6-srbstan-karada-0.html' title='Arjantin: 6 - Sırbıstan Karadağ: 0'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115044884872359613</id><published>2006-06-16T12:04:00.000+03:00</published><updated>2006-06-16T12:07:28.743+03:00</updated><title type='text'>15 Haziranın bir diğer önemi..</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Tarih 15 Haziran 1983&lt;/span&gt;
 
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt; Fenerbahce tam 24 yil once bugun Turkiye kupasini kaldirdi&lt;/span&gt;
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt; Bu anlamli gunde tum fenerbahceli dostlarimizi gonulden kutlarim.&lt;/span&gt;
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt; Lutfen bu anlami buyuk gunde yasayan fenerli dostlarimizi bizzat tebrik eder , olmus olanlarida kabirlerinde ziyaret ederek kutluyalim.&lt;/span&gt;
 
 &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt; http://rapidshare.de/files/23122227/EFSANE2gen.rar.html&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115044884872359613?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115044884872359613'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115044884872359613'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/15-hazirann-bir-dier-nemi.html' title='15 Haziranın bir diğer önemi..'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115036784470609093</id><published>2006-06-15T13:04:00.000+03:00</published><updated>2006-06-15T13:38:50.413+03:00</updated><title type='text'>"Hemen bir sigara yak da öyle konuşalım, bir başa bir duman lazımdır" *</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;27 Şubat'ta oğlu İsmail Merve'yi akut bir&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt; hepatit teşhisi ile Erzincan'nın Tercan kazasında yedek subay öğretmen olarak askeri vazifesini yerine getirdiği sırada kaybetti. Vefat ettiğinde 29 yaşındaydı İsmail Merve. Bu haberi kendisine Prof. Dr. Ayhan Songar verdi. Üzüntüsünü o anda belli etmesede, cenazeyi almaya gittiği Haydarpaşa Garında yürüyemeyecek kadar takatsizdi. 4 Mart 'ta Şişli Camii'nde kılınan cenaze namazından sonra Edirnekapı Şehitliğinde toprağa verilir İsmail Merve. Babası mezarlığı yaklaştıkları sırda Rıza Tevfik'ten şu mısraları okumaktadır:

&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Selma sen de unut yavrum&lt;/span&gt;
 &lt;span style="font-style: italic;"&gt;....................&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;
Her çehre bir hayalettir bu süreksiz ruyada&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;
Unut yavrum! Sen de unut! Bu ölümlü dünyada&lt;/span&gt; 
&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Her cefayı unutmaktır bizler için teselli&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;
Sonbaharın matemini gözlerimde okuma

&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4 ay sonra&lt;/span&gt;
&lt;/span&gt;
15 Haziran 1961 gecesi, Türk Düşüncesi'nde yazıları yayımlanan "bir arkadaş"ının Çiftehavuzlar'daki evinde yemekten sonra, saat 22.30 sularında birden öksürük nöbetine tutulur. Ev sahibesinin uzattığı tasa adeta kan kusar. Bu durumu gördüğünde "İşte bu fena!" der. Bu, kendisinden duyulan son söz olacaktır. Recep Bey'i çağırayım mı teklifine kafa sallayarak cevap verir ve uzanıp kalır. Herşey bir kaç dakika içerisinde olur ve biter.&lt;/span&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;
Durumu haber alan &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;Dr. Recep Doksat &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt; o sırada &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;Ayhan Songar&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt; ile&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;Taşlık Kahvesi'ndedir. Çiftehavuzlar'a gidip son bir kez görmek istese de, vazife duygusu daha bir kaç ay evvel oğlunu toprağa vermiş olmanın perişanlığındna kurtulamayan Nebahat Hanım'a gitmesini emretmektedir. Evde, masanın üzerinde, sayfaları açık, sayfa kenarlarına notlar düşülmüş bir kitap: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;La Mort Cette Inuonnue &lt;/span&gt;(Ölüm, Bu Meşhul), Raoul Montandon'un bir kitabı...

Ertesi gün, 16 Haziran tarihli &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Son Havadis&lt;/span&gt; Gazetesinin İstanbul baskısında birinci sayfadan verilen son dakika haberi şöyledir:
&lt;/span&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Son dakika&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;
Basınımızın büyük kaybı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;  &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;
Üstad Peyami Safa dün gece vefat etti&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;
Peyami Safa dün akşam saat 22.30'da ilk sadmeyi geçirmiş, durum derhal doktoruna bildirilmişti. Çok geçmeden komaya girmiş ve bir müddet sonra da fani hayata gözlerini kapamış ve hakkın rahmetine kavuşmuştur.&lt;/span&gt;

Allah Rahmet eylesin...

Mezarı Edirnekapı Şehitliğindedir.
&lt;/span&gt;
* Telefonda Ayhan Songar'ın sigarayı bıraktığını öğrendikten sonra söylediği laf.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115036784470609093?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115036784470609093'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115036784470609093'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/hemen-bir-sigara-yak-da-yle-konualm.html' title='&quot;Hemen bir sigara yak da öyle konuşalım, bir başa bir duman lazımdır&quot; *'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115032042524788435</id><published>2006-06-15T00:22:00.000+03:00</published><updated>2006-06-15T12:09:38.350+03:00</updated><title type='text'>dede torun</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;aşk hacısı bi dede camiden canhıraş çıkan beyefendileri görünce &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"sizin dedeleriniz, sizin camilerden çıktığınız gibi camilere girerlerdi"&lt;/span&gt; &lt;a href="http://www.buyaka.org/doc/musiki/dinliyorum.rar"&gt;demiş&lt;/a&gt;...&lt;/span&gt;

&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;sayın &lt;a href="http://mihmanhane.blogspot.com"&gt;mihman&lt;/a&gt; hanım sağolsun. izlemek sayesinde nasip oldu. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115032042524788435?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115032042524788435'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115032042524788435'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/dede-torun.html' title='dede torun'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115025873232412804</id><published>2006-06-14T06:29:00.000+03:00</published><updated>2006-06-14T07:29:00.650+03:00</updated><title type='text'>imdat zekeriya beyaz imdat</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;bu gece n. marmara ile üsküdarda mc donalds ile mado arasındaki kıytırık yolda bir hacı amca gördük sayın seyirciler. maşallahı vardı. mis gibi güzel hacı yağı dediğimiz esasntan sürünmüş, sakalının etrafı traşlanmış, kafasındaki sarık bembeyaz. bu hacılar kendilerine çok iyi bakıyor dedi n.marmara. metroseksüelliğin tarihinin aslında bu tarikatların incelenip yeniden ele alınması gerektiğini düşündüm o anda. sahiden kendilerine en çok bakan insan zümrelerinden birisidir bunlar. sonra bir çoğu göbeklidir. benden daha fazla vardır göbeği. dünya hayatının bir imtihan olduğunu, tamah edilesi bir yaşam olmadığını, hepimizin gidici olduğunu felan anlatsa, o vakit kıçınızla gülersiniz. işte o kadar dünyevidir bu tipler. ne kadar nimet varsa hepisinden faydalanırlar. bir çoğu 4 kadın ruhsatını dibine kadar kullanır felan. ama benim söyleyeceklerim aslında bu değil. kimsenin uçkurunda gözümüz yok. &lt;/span&gt;

&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;bugün bir blogger dediğimiz benim bu yaptığımın aynısını yapan bi hanımkızımızın filikırdaki fotoğraflarına baktım. kesinlikle kendimi röntgenci hissetmedim çünkü kendileri artık fotoğrafları gibi kamuya malolmuş bir hanımkızdır. bize küçüklükten beri yanlış öğretilen ve artık refleks haline gelmiş bir durum vardır. hoş bir tabir değil kullanmıyacam. ama hani bizim bi tesettürlüdür laf atmayalım tarzında gösterdiğimiz incelik kadar kendi durumlarına hassasiyet göstermiyorlar. e banane değil mi. ben kısa kısa gördüklerimi anlatıyorum zaten. hem bana ne o değüşük baş bağlamasıyla birlikte yaptığı değüşük metlaci kokan el hareketinden. hem de eli bir namahremin omuzundayken :) takılmıyoruz bunlara bize ne canım...&lt;/span&gt;

&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;biz de artık cılkı çıkan -evet daha 4 ay olmadan uzman kesildim- bloglama hadisesi cilalı taş devridir eğer mırc taş devri ve msn yontma taş devri ise. bir çok insanı hiç tanımadığınız halde tanımaya başlıyorsunuz. muhabbet besliyosunuz felan gibi geyikler yapmıyacam bu tanımlamanın ardından. bunlar hep yapılıp edilen şeyler. ama toplumsal bir çok hödüklük benim gözüme daha çok çarpıyor. bu sıralar dine diyanete sardık hep bu tür şeyler gözüme çarpıyor. orda burda abidik gbudik alıntılara rastlıyorum. şimdi bir yazı giriyoruz ya - alem post diyor- üzerine, kıyısına, içine bi yere bir alıntı koyuyoruz. çok güzel. ben çok seviyorum bu alıntıları. bir zaman sonra farkettim ki artık Kur'an daki ayetlerde iyi bir şairin güzel mısraları gibi alıntılanır olmuş. yazarımız aşkla ilgili bir durumdan bahsediyor, alıntımız aşk üzerine bir kaç ayet felan. ilahi metinlere değişik bir yaklaşım. din adamları bu duruma kızar mı bilmiyorum ama bizim gözümüzdeki yerini belli etmesi açısından bir gerçeklik olarak bir yerlerde duruyor işte. aslında çoktandır zaten kütüphanelerde "sağlam kitap" hükmünde "kelimeler ve şeylerin" yanında duruyor. birileri bir gün elbette keşfedecekti. &lt;/span&gt;

&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;bu muhabbete kadar namazında niyazında biriydi sadece benim için. bi suredeki cennet tasvirinden başladı da konu cennete geldi. hangi sureydi hatırlamıyorum. zaten muhabbete öyle bir girdi ki bir çok şeyi hatırlamıyorum. ama konuşmanın sonunda öyle bir intiba kaldı ki aklımda, cennet dediğin yer sırf abaza dolu. ortada çıplak huriler fink atıyo, tuttuğunu atıyosun bi ağaç altına. ya nedir bu bayağılaşma anlamadım. şimdi orada ahlak kavramı yok mu. burda otobüslerde fordculuk edepsizlikken, takvadan doldun taştın cennete gittin, fordlamak serbestmi olucak mesela. tobe neuzu. bunları düşünüyorum die aforoz edilmem inşallah.&lt;/span&gt;

&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;bir parça armağan ediyorum size en son olarak, yani bu postun en sonu. &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" href="http://www.buyaka.org/doc/musiki/serdarortac.rar"&gt;serdar ortaç - okumakla adam olunmuyor&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; :D&lt;/span&gt;

&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115025873232412804?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115025873232412804'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115025873232412804'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/imdat-zekeriya-beyaz-imdat.html' title='imdat zekeriya beyaz imdat'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115025401202892773</id><published>2006-06-14T04:55:00.000+03:00</published><updated>2006-06-14T06:00:12.160+03:00</updated><title type='text'>bu ne şimdi</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;" class="detay_haber"&gt; Bir araştırmaya göre kadınların yüzde 99'u deri pantolon giyen erkeklerden hoşlanmıyormuş.. Tesadüfe bakın deri pantolon giyen erkeklerin nerdeyse yüzde 100'ü de zaten kadınlardan hoşlanmıyor..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115025401202892773?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115025401202892773'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115025401202892773'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/bu-ne-imdi.html' title='bu ne şimdi'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115021405574342556</id><published>2006-06-13T18:53:00.000+03:00</published><updated>2006-06-13T19:00:41.323+03:00</updated><title type='text'>kore tribününden</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.spordabugun.com/extras/cache/images/article/1/4/6/1467.0.@area,220,160,c.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.spordabugun.com/extras/cache/images/article/1/4/6/1467.0.@area,220,160,c.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;futbol ilginç bir oyun. togo maçında g. kore tribünleri. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;

&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.spordabugun.com/tr/Dunya_Kupas%FD/a.1467.html"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.spordabugun.com/tr/Dunya_Kupas%FD/a.1467.html" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115021405574342556?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115021405574342556'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115021405574342556'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/kore-tribnnden.html' title='kore tribününden'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-115009161991856745</id><published>2006-06-12T04:37:00.000+03:00</published><updated>2006-06-12T08:53:40.086+03:00</updated><title type='text'>bir poğaçanın  hicaranına erimeyen kar tanesi gazeli</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;bu sabah pastahaneye simit almaya gittiğimde neşelendim. bazı şarkılar vardır bana hayatımdaki bazı zaman dilimlerini hatırlatır. yine bu tarz bir şarkı çalıyordu pastahanede. o havayı yeniden tenffüs ettim, neşelendim. fasulyeden, külliyen bünyeden dırım dırım...&lt;/span&gt;
 
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;aslında bu şarkı çalmasaydı da neşelenecektim. ama başka türlü. haca çok güzel, sabah serçeler ötüyor ve içeride miss gibi poğaça kokuyor. insan keyiflenmez mi be :)&lt;/span&gt;
 &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-115009161991856745?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115009161991856745'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/115009161991856745'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/bir-poaann-hicaranna-erimeyen-kar.html' title='bir poğaçanın  hicaranına erimeyen kar tanesi gazeli'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-114996696091367433</id><published>2006-06-10T21:50:00.000+03:00</published><updated>2006-06-10T22:17:31.706+03:00</updated><title type='text'>faruk'dan maç yorumu</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.spordabugun.com/images/resim/tobagokirmizi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.spordabugun.com/images/resim/tobagokirmizi.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;maçın ilk on dakikasında afrikanın bu küçük ülkesinden gelen topçular kendilerini belli ettiler aslında. ama asıl kırılma noktası elbette hakemin yoruma açık bir kararla 3 numaralı savunma oyuncusu A. John'nu oyundan atmasıydı. ikinci yarının hemen başında isveç'in çirkef 21 numaralı oyuncusu christian wilhelmssonu ceza sahasına girmezden yaklaşık on adım evvel güzel bir müdahale ile ekarte eden a.john hakemin gazabına uğradı. singapurlu hakem bırakta gol atsınlar olum dercesine bir azarlamayla güzel insan 3 numaraya sarı kart ardından da kırmızı kartı gösterdi. burda önemli olan nokta efendi oyuncumuzun ağzından tek bir kelime çıkmamasıydı. sadece hakeme "seni ancak tanrı yargılar" der gibi baktı. (god=cash)&lt;/span&gt;
 
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;neredeyse bütün bir ikinci yarıyı 10 kişi oynayan trinidad&amp;tobago, kadrosunda büyük maç deneyimi olan sadece 4 futbolcusuyla afrikadan dortmunda, oradan da istanbula bir Çarşı duruşuyla selam ettiler. oyunu çirkinleştirmeden ama hadlerini bilerek kahramanca savaştılar. yine milyon dolarlık oyuncular karşısında emeğin ve inancın zaferi oalrak yorumlanacak bir maç çıktı ortaya. yannış anlaşılmasın, maç beraber bitti fakat futbolcuğunun sonbaharında, otuz beş yaşında 90 dakika içinde sadece kaleye geçmeyen Dwight Yorke'un ve arkadaşlarının mücadelesi galibiyetten çok daha önemli bir tokat çarptı zibidi avrupalıların yüzüne. Manchester United'dan tanıdığımız forvet oyuncusu Dwight Yorke’da bilinenin tersine ön liberoda görev yaparak alınan puanda büyük pay sahibi oldu.&lt;/span&gt;
 
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;İsveç’in bitmek tükenmez bilmeyen tehlikeli atakları karşısında devleşen kalecisi Shaka Hislop ve etten duvar ören defans hattını tek tek öpüyorum. umarım ben öpene kadar duş almış olurlar.&lt;/span&gt;
 
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;brezilyayı sevmem, isveçide sevmem. zlatandan hiç hoşlanmam. sonra bunları bir askeri müşterekte buluşturunca ortaya çıkan sonuç:&lt;/span&gt;
 
 &lt;/span&gt;&lt;ul style="font-family: georgia;"&gt;   &lt;li&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; çirkeflik -&gt; 2002 dünya kupasında rivaldonun hakan ünsal'a yaptığı hareketi ve öne geçtikten sonra bütün maçı korner direklerinin orda zamana oynayarak geçirdiklerini hatırlayın.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt; &lt;/ul&gt; &lt;ul style="font-family: georgia;"&gt;   &lt;li&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; renkler -&gt; brezilya ve isveçin takım renkleri bence epey itici.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt; &lt;/ul&gt; &lt;ul style="font-family: georgia;"&gt;   &lt;li&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; hakem oyunları. yine brezilya türkiye maçında kuzey koreli hakemin yanlı tutumu, bu maçtaki singapurlu hakemin delirten takdir hakları ve zlatan'ın yine bu maçta 11 numaralı edwards'a ceza sahası sol tarafında resmen dirsek atması.
    &lt;/span&gt; &lt;/li&gt; &lt;/ul&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;15 hazirandaki benim kupada favori gösterdiğim ingiltere karşısında yeni bir süpriz yapacaklarına inandığım tüm oyuncuları tekrar tebrik ediyoru.&lt;/span&gt;
 
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;duysun alem büyük aşkı&lt;/span&gt;
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;bu alemde kral çarşı :)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-114996696091367433?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114996696091367433'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114996696091367433'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/farukdan-ma-yorumu.html' title='faruk&apos;dan maç yorumu'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-114996515742033339</id><published>2006-06-10T21:39:00.000+03:00</published><updated>2006-06-10T22:57:06.933+03:00</updated><title type='text'>N-Marmaradan maç yorumu</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.spordabugun.com/images/resim/yorke1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.spordabugun.com/images/resim/yorke1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Efendim maçı heyecanla izledim, Trinidadlı ve Tobagolu kardeşlerimiz iyi oynadılar. Bu arada FİFA Hakemler Federasyonunu da kınıyorum. bir milyon üçyüzbin nufusu az sa Trinidad&amp;amp;Tobago’nun Türk olduğunu kanıtlayan belgeyi de ilk kez burada açıklıyorum: Maç sonu görüntüsü kardeşliğimizin en büyük kanıtıdır.&lt;/span&gt;

&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;trinidad tobago nun çanakkale zaferinde parmağı olduğunu düşünüyorum. hele sanchoz un dedesi kesin conkbayırındaydı. yorke un büyük amcası trablus cephesinde bir afrika gönüllüsü olarak ömer muhtarın yanında yer aldığına dair ipuçlarım var. bana göre hepsi birer tuareqdi. dayanıklılıkları, susuzluk ve açığa karşı mukavemetleriyle meşhur olan afrika kabilesi yani...

Nadir Marmara
&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-114996515742033339?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114996515742033339'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114996515742033339'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/n-marmaradan-ma-yorumu.html' title='N-Marmaradan maç yorumu'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-114996408839549418</id><published>2006-06-10T21:01:00.000+03:00</published><updated>2006-06-10T21:35:16.446+03:00</updated><title type='text'>QAZAQ'dan maç yorumu</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/ozel/dunyakupasi2006/girisresim/30.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 320px; text-align: center;" alt="" src="http://www.milliyet.com.tr/ozel/dunyakupasi2006/girisresim/30.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;İki sıfır birlik Dennis Lawrence...&lt;/span&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;Otuzbeş yaşında Dwight Yorke...&lt;/span&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;Beyaz teninden zenci teri akıtan Christopher Birchall...&lt;/span&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;İsveç tarihinin en pahalı transferini gerçekleştiren Zlatan İbrahimoviç'e adım attırmayan yerli savaşçı Brent Sancho...&lt;/span&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;Savunuyor olmasının bedelini kırmızı kart görerek ödeyen Avery John...&lt;/span&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;7.500 de bir şans tanınan bir takımı, &lt;/span&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;1 milyon 300 bin nüfusuyla finallerin en tenha ülkesi,&lt;/span&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;Trinidad-Tobago sen bizim herşeyimizsin..." &lt;/span&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;Dibin Notu : Ekber'in yalancısıyım.. bu Trinidadlılar ve de Tobagolular bir kaynağa ve dahi kuvvetli rivayetler zincirine göre Türk oluyorlarmış:) &lt;/span&gt;
&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Jerfi QAZAQ
&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-114996408839549418?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114996408839549418'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114996408839549418'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/qazaqdan-ma-yorumu.html' title='QAZAQ&apos;dan maç yorumu'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-114989153807782438</id><published>2006-06-10T01:10:00.000+03:00</published><updated>2006-06-10T01:18:58.146+03:00</updated><title type='text'>Trinidad&amp;Tobago olley</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;dünya kupası başladı efendiler. yazıhanemize kurduk televizyonu aldık çekirdeklerimizi maçları takip etmeye başladık. biz Yazıhane olarak favorimizi açıklıyoruz. bahislerde 1'e 7500 veren Trinidad&amp;Tobago bu dünya kupasında bizim takımızdır efendim. yorke'lu forvet hattının çok iş yapacağını düşünüyoruz. kalecisinide ayrıyetten takdim ediyorum :)&lt;/span&gt;
 
 &lt;a style="font-family: georgia;" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/n-marmara.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/320/n-marmara.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-114989153807782438?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114989153807782438'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114989153807782438'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/trinidadtobago-olley.html' title='Trinidad&amp;Tobago olley'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-114968479908639582</id><published>2006-06-07T15:44:00.000+03:00</published><updated>2006-06-07T15:53:19.280+03:00</updated><title type='text'>bir mail :)</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;merhaba arkadaşlar&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-size:130%;"&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;   &lt;div style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;"kalemler kırılmasın fikirler vurulmasın uçurtma yarışmasında" birbirinden güzel resimlerinizi arşivimde saklamaktan büyük bir onur duyduğumu belirterek bu eşsiz saadeti sizinle paylaşmak istiyorum. resimlere büyük bir zevkle bakabilirsiniz. duruşunuzla çekoslavakyalı mankenlere bile taş &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;çıkartacağınızı şimdiden söylemek isterim.

&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;  &lt;div style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;iyi çalıişmalar&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;  &lt;div style="font-family: georgia; text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;
   Sedat Yaşar&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div style="font-family: georgia; text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;   Devriye Gazetesi Yazı İşleri Müdürü


&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/1600/Resim%20081.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6057/2425/320/Resim%20081.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-114968479908639582?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114968479908639582'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114968479908639582'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/bir-mail.html' title='bir mail :)'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-114967297160297818</id><published>2006-06-07T12:35:00.000+03:00</published><updated>2006-06-07T12:36:11.603+03:00</updated><title type='text'>ah.</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;kulağından kaldırıp iki tane hakikatli şamar vurmalıyım artık yüzüne. hatırlayamadığım bir dolu uslup , bir dolu küfür var. ah bi hatırlasam , dilime pelesenk olmuş küfürleri ah bi ardı ardına mırıldansam...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-114967297160297818?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114967297160297818'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114967297160297818'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/ah.html' title='ah.'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-114967282704659557</id><published>2006-06-07T12:30:00.000+03:00</published><updated>2006-06-07T12:37:16.393+03:00</updated><title type='text'>sen daima içi dolu adamsın</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;iki yıl öncesini özlemeye başladım. galiba daha serseriydim o yıllarda. daha çok okur,  bir kardeşimizin yıllığı için yazdığımız hatıra yazısını bile bir entel hava ile yazardım. iki yıl öncesini özlüyorum bazen. daha serseriydim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;    &lt;p face="georgia" class="MsoNormal"&gt;“sen daima içi dolu adamsın. Daima büyük bir alevle sarıldığını hissettiğin başın , ancak toprağın altında soğuyacak ve ancak toprağın altında sen , bu en tatlı ve en korkunç mestedici ve başlayıcı hararetten ayrılacaksın…”&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p style="font-family: georgia;" class="MsoNormal"&gt;insanın kendisine yapacağı en büyük zulüm , kendisine vereceği manayı şaşırmasıdır der Peyami..&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p style="font-family: georgia;" class="MsoNormal"&gt;seni ancak düşünmek kurtarır kardeşim , özgür düşünmek. Sen , seni bulacaksın kendinle yek vucut olduğun zaman. Sen böyle , yani kendin olduğun zaman anlamlısın. Unutma hiçbir gerçek mütefekkir “beni olduğum gibi al “ demez. Hayran ve baygın bir taklit tavrıyla bir düşünürün peşinden gidenler onlardan bir şeyler alma şansına sahip değildir. Çocuk denecek yaştaydın seni tanıdığımda şimdi genç bir delikanlısın.Yorganın altından başını çıkar artık , her türlü haytalığa paydos ! kafanı kaldır , önce bir manaya bürün , gözlerimizin önünde dağılan kaybolan insanlara , gencecik insanlara benzeme. Yeniden doğuyorsun ve her zaman “iyi ki doğdum” demelisin artık. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Kendi içlerinde açık denizler taşıyan ruhlara yakın ol !&lt;o:p&gt;
&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;   &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: left; font-family: georgia;"&gt;fyücel’ haziran2004&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-114967282704659557?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114967282704659557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114967282704659557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/sen-daima-ii-dolu-adamsn.html' title='sen daima içi dolu adamsın'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-114954565702558231</id><published>2006-06-05T23:26:00.000+03:00</published><updated>2006-06-06T01:36:18.886+03:00</updated><title type='text'>uçurtmamı vurmasınlar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.buyaka.org/doc/ucurtma.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.buyaka.org/doc/ucurtma.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;bir haftasonunu daha güzel geçirdik. pazar günü beykoz çayırında Dünya Yerel Gazeteler Birliği'nin Kalem Şehitleri anısına gelenekselleştirdiği Uçurtma Yarışmasına katıldık. bizim uçurtmamız yoktu. keyfimiz bolcaydı. çeşitli dallarda yapılan yarışmaların jürisinde Bu YAKA ailesi olarak tam kadro yer aldık. sayın Yayın Editörümüz &lt;a href="http://n-marmara.blogspot.com"&gt;Ekber N. Necef&lt;/a&gt;, sevgili Yazı İşleri M&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;üdürümüz &lt;a href="http://saravarthasiddha.blogspot.com/"&gt;M.Davut Yücel &lt;/a&gt;ve gazetemizin kurucularından ve ilk sahibi çok sevgili kardeşim &lt;a href="http://eshkiya.blogspot.com"&gt;M.İhsan Bozkurt&lt;/a&gt; ile ödül dağıttık durduk. bize bu imkanı veren pek kıymetli Fahri Ormanlı abimize minnet duyuyoruz. meslektaşlarımızla bir araya toplanıp bu tür etkinlikler yapmak, görev başında hayatını kaybeden meslektaşlarımızı anmak felan dayanışma adına güzel oluyor. yarışmamıza ilginç uçurtmalarla katılıp renk katan &lt;a href="http://www.martiuk.org/"&gt;Martı Uçurtma Klubüne&lt;/a&gt; a&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;yrıyetten teşekkür etmek lazım tabi.&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.buyaka.org/doc/toplu.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.buyaka.org/doc/toplu.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-114954565702558231?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114954565702558231'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114954565702558231'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/uurtmam-vurmasnlar.html' title='uçurtmamı vurmasınlar'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-114938547678424845</id><published>2006-06-04T04:38:00.000+03:00</published><updated>2006-06-04T04:44:36.796+03:00</updated><title type='text'>La b'oheme geceleri</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;"La nuit n'est jamais comléte!"*

yani gece hiç bir zaman tam değildir!

istanbul'da gece hiç bir zaman tamamlanmaz, bitmez; gecenin sonu gelir ama bu, gecenin tamamlandığını göstermez hiç bir zaman: geceler, sanki bir şeylerin hep 'yarım' kalmış olduğuna ilişkin, o belli belirsiz yarımlık duygusuyla biter...

ama, yarım kalacak da olsa, bir yerlerden başlamak gerek!
&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-size:85%;"&gt;*Paul Eluard'ın bu dizesini Hilmi amcamdan öğrendim. geceye dair bu lafızlarıda. Hilmi amcamdan bu sıralar çok şey öğreniyorum. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-114938547678424845?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114938547678424845'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114938547678424845'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/la-boheme-geceleri.html' title='La b&apos;oheme geceleri'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-114937331010400999</id><published>2006-06-04T01:04:00.000+03:00</published><updated>2006-06-04T01:21:50.120+03:00</updated><title type='text'>27. tümen yürüyüşü</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;şimdi bu insan kişisi acayip bi kişi.  yani düşünün hem insansınız, hem bu acayipliklileri siz yapıyorsunuz hem de size hayret veriyor bütün bunlar. neyse kedinin kuyruğuna elma suyu dökmek gibi garip bi mevzu bu.&lt;/span&gt;
 
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;diyeceğim şu arkadaşım, mesela çok sık gittiğim bir cafe vardır, çay bahçesi yada lokanta neyse, artık orası "senindir". hadi benim lokantadan yiyelim bu gün, sizden başkası gitmezmiş gibi, hadi benim gittiğim cafe de oturalım felan. yada güzel bir şarkı çalar, "senindir" o şarkı. etrafı susturup dinleyin benim şarkı çalıyor dersiniz. yada sevgilinize fısıldayıp -ki genelde hanım arkadaşlar yapar bununu :)- bu şarkı bizim olsun mu der, ve o "senindir" artık. eğer o şarkıyı başka bir hanımla hasbelkader dinlerken yakalarsa kafanıza terlik yersiniz. beğendiğiniz arabadan bahsederken abinize, benim arabam 3500 beygir felan dersiniz. bu sahiplenme örneklerini çoğaltmak mümkün. bir adım ötesi o sizin olan şeyi, değiştirme arzusudur. mesela o çay bahçesi sizin oldu ya, "veysel abi şöyle girişe iki saksı cam güzeli koysak, akşam güneşi vurunca açsalar" felan demey başlarsınız. meftunu olduğunuz cafe nin yazar kasasına dantelden hitit fiskos yapasınız gelir. yada abi bu duvar bu renk mi olur ya diye yakınırsınız. heh burda duruyoruz. bütük uğraşılar sonucunda konuyu renge getirdik :) &lt;/span&gt;
 
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;efendim &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" href="http://kalemim-den.blogspot.com/"&gt;[...]&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;, hüzün ki en çok yakışandır bize demiş hazret, lakin biz biraz daha neşeli görmek isteriz sizi, böyle siyahlar içinde değil de cıvcıvlı renkler isteriz , sigaraya uzanmaya hazır efkarlı ellerle değil de, heyecenla ve neşeli parmakla yazınız lütfen diyebilmek için iyi bir altyapı hazırladım, emeklerimiz boşa gitmez inşallah :D&lt;/span&gt;
 &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-114937331010400999?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114937331010400999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114937331010400999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/27-tmen-yry.html' title='27. tümen yürüyüşü'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-114937165381521100</id><published>2006-06-04T00:47:00.000+03:00</published><updated>2006-06-04T00:54:13.850+03:00</updated><title type='text'>uçurtmam var, allı pullu</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;pazar günü saat 14.00 de beykoz çayırında "kalem şehitleri" anısına dünya yerel gazeteler birliğinin düzenlediği geleneksel uçurtma festivalinde olacağız &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" href="http://n-marmara.blogspot.com"&gt;nadir bey&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt; ,&lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" href="http://saravarthasiddha.blogspot.com/"&gt; sevgili yazıişleri müdürüm&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt; ve gazetemizin kurucularından ve ilk sahibi &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" href="http://eshkiya.blogspot.com"&gt;m.ihsan bey&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt; ile. görev başında hayatını kaybeden tüm gazeteciler için çeşitli anma törenleri olacak. sonrasında da sanıyorum bir yarışma olucak. yurtdışından gelen temsilcilerle birlikte hoş bir gün olacağını tahmin ediyorum. haydi hayırlısı.&lt;/span&gt;
 
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;bu arada dünya yerel gazeticeler birliği yönetim kurulu üyesi ve ilkler ansiklopedisi y.kurulu başkanı sayın fahri ormanlı ile dün üsküdar'da karşılaştık. anlattıklarından anladığım kadarıyla maltepe katılım gazetesinden nuran hanım bizi takip ediyormuş. burdan selam olsun kendilerine :)&lt;/span&gt;
 &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-114937165381521100?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114937165381521100'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114937165381521100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/uurtmam-var-all-pullu.html' title='uçurtmam var, allı pullu'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-114936789740705421</id><published>2006-06-03T23:42:00.000+03:00</published><updated>2006-06-03T23:51:37.410+03:00</updated><title type='text'>şapır şupur beni öp, çıtır çıtır beni ye</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kimkimdir.gen.tr/foto/2974.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.kimkimdir.gen.tr/foto/2974.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;gitmiş sana kek yaptım diyen, özgür özgür dağlarda dolaşan, ben sana resmen aşığım diyebilen delikanlı, masum tatlı kız, gelmiş tek taş almazsan aha bütün bu güzel vucuduma başkası sahip olacak diyen ve kocaman açtığı ağzıyla bizi kendisinden soğutmasının yanında salak salak zıplayan labunya. &lt;/span&gt;    &lt;span style="font-family:georgia;"&gt;şu dünyada bir tek sizin için kahvede "aha bu kız benimdir" demiştik. geri alıyoruz efendim, umumundur.&lt;/span&gt;  &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-114936789740705421?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114936789740705421'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114936789740705421'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/apr-upur-beni-p-tr-tr-beni-ye.html' title='şapır şupur beni öp, çıtır çıtır beni ye'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-114936698128844123</id><published>2006-06-03T23:14:00.000+03:00</published><updated>2006-06-03T23:36:21.306+03:00</updated><title type='text'>gel aşkım gel, sağ yap gel</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.iett.gov.tr/images/haberler/hk215.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.iett.gov.tr/images/haberler/hk215.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;"toplum olarak" diye başlayan klişe cümleleri kullanmayı sevmiyorum. sevmiyorum da ne oluyor... toplum olarak yine zirzoplukları başkalarına bırakmıyoruz.&lt;/span&gt;
 
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;cuma güne evden çıkıp mecidiyeköye gideceğim. hava bir sıcak. beşiktaş - mecidiyeköy arası normal şartlar altında 15 dk süren bir yoldur. hadi bugün cumadır, son iş günü vesilesi ile trafik yoğundur anlarım. bi kenera sinmiş fourfourtwo okumaya çalışıyorum. ayaktayım, omuzumda yeterince ağır çantam. arada sırada sırada hareket eden otobüs. zaten 30A tıklım tıklım yine. sinirlerim olmuş bimilyon. tam bu sıralardı terden sırılsıklam olmuş otobüs milletinin insanlarından birisinin o halde al klimiya biyerine sok diye cevelan etmesi. ben dalmışım önceki diyaloğu yanımdaki hanımefendilerden öğrendim. abimiz şöför beyefendiye klimaları açması yönünde telkinde bulunuyor, şöför klimanın zaten açık olduğu fakat ayarını bilmediğinden derecesini daha fazla artıramadığı yönünde cevap veriyor. o halde pencereleri açalım felan diye yakarmalara olumsuz cevaplar veriliyor. heh zaten koca otobüste cüce boku kadar bi kaç havalandırma var. bundan sonra bi kaç sözlü atışmadan sonra o meşum ifade kullanılıyor felan.&lt;/span&gt;
 
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;ben yaşadım biliyorum. bu şöför beyefendilere aracı teslim eden aklı evveller klima kullanmayı öğretmemişler. şu istanbul trafiğinde her gün otobüse biniyorum ve gittiğim güzergahta hep bu taze otobüsler kullanılıyor. ben daha o tü kaka kırmızı ıkarus otobüslerden daha serinine rastlamadım. dünya para yatırdığın bir teknolojik araçtan bu yaz sıcağında faydalanamayacaksak biz, öküz arabasına binmediğimizi nasıl anlayacağız. bu otobüsler alınmadan evvel, klimalı otobüs isteriz diye protest nağmeler yapan abiler şimdilerde şöförlere bu hususu öğretmeden aracı teslim eden dangalakları arıyor.&lt;/span&gt;
 
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;tam bu yazıyı kafamda kurgularken öyle bir otobüse bindim ki, müsait yerde inecek var diye bağırasım geldi de donmuş ses tellerim mani oldu. dışarda vıcık vıcık terliyorsun sonra giriyorsun buzdolabı gibi otobüse. sonra çırçır mı olursun artık yoksa sadece zırt pırt osurumusun bilmem.&lt;/span&gt;
 
 &lt;span style="font-family: georgia;"&gt;ağır bir dille yazmak istemedim bu konuyu. İETT camiasına bir gönül bağım var, severim şöförlerimizi. fakat, ibnelik yapmayın bulup okuyun şu kullanma kılavuzunu, rica ediyorum....&lt;/span&gt;
 &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-114936698128844123?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114936698128844123'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114936698128844123'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/gel-akm-gel-sa-yap-gel.html' title='gel aşkım gel, sağ yap gel'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-114917675514736388</id><published>2006-06-01T18:43:00.000+03:00</published><updated>2006-06-01T18:45:55.160+03:00</updated><title type='text'>hay ağzını yiyim senin özgür :) ya da 029ur</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;&lt;strong&gt;"beşiktaşlı bir oyuncu fenerbahçeye transfer oldu. olsun, olabilir, ama olamaz. beşiktaşlı olamaz. hele hele üç hafta önce kollarını iki yana açıp " götooo lanı fener!" diye bağırmış bir futbolcuysa, üç hafta sonra bu kararından vazgeçebiliyorsa, bu adam zaten beşiktaş'lı olamaz. ya da çok pis ironi yapmış, biz anlamamışız. müsait bir zamanda gel de sana "profesyonellik" nedir uzun uzun anlatayım. şimdilik iki cümle yazıcam sen onlara çalış: tükürdüğünü yalamamak için asla tükürmemeye profesyonellik denir. tükürmeye ve tükürdüğünü yalamaya ise: tümer metin."

&lt;a href="http://029ur.blogspot.com/"&gt;01.06.2006&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-114917675514736388?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114917675514736388'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114917675514736388'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/06/hay-azn-yiyim-senin-zgr-ya-da-029ur.html' title='hay ağzını yiyim senin özgür :) ya da 029ur'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-114895530735689053</id><published>2006-05-30T03:41:00.000+03:00</published><updated>2006-05-30T05:15:07.536+03:00</updated><title type='text'>konağın çöküşü</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;
...

nergiz birdenbire sıçradı ve elini göğsüne bastırarak ayağa kalktı. iki eliyle yüzünü kapatarak oturdu tekrar. bu hareketi o kadar şiddetli oldu ki turgut bey ayağa kalktı ve geri çekildi. nergiz'in gözlerinde manasız bir umursamazlık olmasına rağmen halinde öfkeye benzer bir humma vardı. sinirliymiş ve heyecanın doğurabileceği sonuçlardan korkmuş gibi ifadeyle kafasını kaldırıp turgut bey'e baktı. bir şey söyliyecek olduysa da başaramadı. vazgeçti.

acaba turgut bey dostluk derecesini sınamak için mi bu telefon numarasını göstermişti? başı bazen yukarı kalkıyor, boynu geriliyor ve kıpırdamadan ayak uçlarına bakıyordu. sonra tekrar sağ eliyle düzelttiği saçlarını yüzünün önüne getiriyor, bir şeyden saklanır gibi sıkılıyor sonra iki eliyle yine arkaya yatırıyordu. koltuğa oturken turgut bey bir sigara daha yakmak istedi. kimbilir daha evvel kaç kere yeltenmişti. fakat her defasında nergiz hanımın ikazından korkup çakmağı boşluğa çakmıştı.

- Kalk! dedi nergiz.

nergiz'in delirmiş bu adam diye içinden söylendiğine emindi turgut bey. bir kaç kişiyi düşündürecek diye bu numarayı daha fazla saklayacak halim yoktu ya diye kendince savunmalar kurarak ayağa kalktı. çakmağı pantolon cebine koyarak ceketine uzandı. krem rengi atkısını boynuna doladıktan sonra artık nereye gideceklerini bilmez bir halde kısa yada uzun bir yolculuğa hazır görünüyordu. nergiz, turgut bey'den daha hızlı hareket ediyor ve ondan evvel pardesüsüne  ve çantasına uzanarak acele ettiğini belli etmeye çalışyordu. turgut bey paltosunu giyindikten sonra itina ile saçlarını şapkasının altına yatırdı.

- Gel! dedi nergiz.

hızla ayrıldılar salondan. bahçe kapısını kapatırken bir daha konağa baktı turgut bey. avucunu tekrar yüzüne koydu nergiz. ateşini kontrol eder gibi alnına, ensesine ve en son ensesinden tekrar pardesünün cebine. ters yönden esen rüzgarın yaşarttığı gözlerinde manasız bir umursamazlık vardı ama. neydi. ne düşünüyor turgut diye içinden geçirdi. boşver.  unuttum. neydi? nereden geldi bu aklına. ona mı sormalı acaba. boşver. zihnimi numaraya kaymaktan koruyacak fakat heyecanımı geçirmeyecek bir şeyler düşünmeliyim. neydi? unuttum. neydi? rakam saymak çok sıkıcı. dur. buldum.

hemen yanında yürüyen turgut bey nereye gitmekte olduklarının merakı içerisinde yüzüne baktı nergiz'in. avucunu tekrar alnına koydu nergiz. olanlardan hiç bir şey anlayamamış olmasını buhranlı bir öğleden sonra geçirmesine bağlıyordu. kendi kendine ateşi olduğuna inandırdı. turgut bey'in kolunu tuttu ve acıtmaya çalışarak sıktı:

- geliyorsun benimle değil mi?

nergiz elini çekti ve turgut bey onun yüzüne bakmadan bir süre geride kaldı. derin bir nefes aldı ve kararlı adımlarla yaklaştı. şimdi turgut bey geciktikleri bir yere yetişme arzusuyla değil, yetişmek zorunda kaldıkları bir yere gecikmemek hevesiyle yürüyor gibiydi. nergiz'in surat ifadesi yumuşamış ve gelmesini ister gibi yüzüne bakmaya başlamıştı. geliyor mu benimle sahiden diyerek rüzgarın savurduğu saçlarını topladı.. nergiz için sonucu meçhul fakat turgut bey için önemsiz olan yere doğru yürürlerken aynı şeyleri düşündüklerini biliyordu ikiside. turgut bey, koltuktan kalktıktan sonra sokağın bu kısmına kadar ki geçen zamanı düşündü. içine temiz bir dağ havası solur gibi iç çekti. bu derin soluk, bu nefis dağbaşı havası, bu hafiflik, bu...

- koluna girsem biraz dedi nergiz.

&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;nihayet kurtulduğunu hissetti turgut bey. koluna girmesinde bir mani görmedi. ani bir silkinmeyle paltosunun ütüsünü düzeltip kolunu nergiz'in himayesine bıraktı.
&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;bu berrak, bu berrak dağ başı aydınlığı, bu ferahlık, bu tazeleniş, bu kurtuluş...

acaba ne yapabilirdi? bu işin sonu ne olacaktı? turgut bey kendine ait kararı verdikten sonra, meseleyi nergiz gözüyle dışardan gözlemeye çalıştı. nergiz'in umursamaz bir hummaya tutulmadan önce söyledikleri:

"çocukken yakın arkadaş olsakta, arkadaşım hakkında pek bir şey bilmiyordum. bildiğim kadarıyla  çekingendi ve orta sınıf bir aileden geliyordu. zeki olduğunu söylememden hoşlandığına eminim. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt; fotoğrafa ilgisi olduğunu biliyorum. turuncu ve krem tonların birlikte  olduğu fotoğraflar çekiyordu. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;tuhaf ve  duyarlı  mizacıyla oldukça etkileyici cümleler kurarken ben hayranlıkla onu seyrediyordum. hiç birlikte çay içmedik ama. sahiden içmedik. bulmaca gibi, tam olarak bitmesede kaldırıp çöpe atmadım. atamadım değil atmadım. benim fotoğrafımı çekmeyi teklif etmedi hiç, ben de istekli değildim zaten.  gençtim, güzeldim de....

öyle değil, kısa bir rüya gibi düşün. sonra arkasından gelen sarsıcı bir uyanış. uyuduğumu anladığım bir andı. gerçekten uyudum ha!  şimdi ben ne yapayım. bunu sana sormuyorum.  hastalandım sonra ben. her iki yanımdan yapılan iğneler yüzünden bütün gün sızlamaktaydım. bu arada evden her çıkışımda duyduğum korkuyu, kalp çarpmalarını, terlemeleri, arkamdan sarı gözlü beyaz saçlı kel adamların geldiğini hissetmemi nasıl anlatayım sana...

bakma öyle,  birini incitmeden geçmiş kaç ömür var şurada bana söylesene. neden uyudun nergiz, neden! şu incir çekirdeğini doldurmayacak tatlı dilin nasıl esiri oldun dedim kendime. sekiz gün sekiz gece bekledim. her ezanda bir kez daha tren sesleri duymayı istedim. gitmeyi istedim biliyormusun. gençtim, güzeldim de...

sekizinci gecenin sabahıydı. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;gençtim evet, güzeldim de...&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt; kahvaltıdan sonra koridorda biraz yürüdüm. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;ilk defa yemek yemek istedim onunla.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt; binbir zıt duyguya, en başta hayret ve aşırı korkunun seslerine kapılsam da yinede arkadaşımın hassas sinirini etkileyecek bir laf etmekten çekindim. tren istasyonuna gittim. istasyona karşı durdum.  onun bu sesleri işittiğinden emin değildim. işitmiyordu.  "

burada birden tekrar durdu turgut bey. nergiz sendeledi. uzaklardan gelen bir ses dinliyordu turgut bey. pantalonun cebinden çakmağı çıkardı. kısa bir süre sigarasını aradıktan sonra ilk nefes dumanı üflerken konuşmaya başladı. artık yürümüyorlar, nereye götürdüğünü bilmedikleri bu yolun ortasında birbirlerine olacaklardan pişman olmayacak kadar kararlı bir şekilde bakıyorlardı. bu ikinci ve son derece sıra dışı tesadüften artık memnun olmadığını anlatırken turgut bey, bu numarayı nasıl hala ezberinde tuttuğundan, bu numaranın artık kullanılmadığına kadar bir çok şeyden anlaşılır bir şekilde bahsetti.  çenesi çok rahat bir şekilde açılıp kapanıyor,  kendinden emin bir ses tonuyla konuşuyordu. başını hafif öne eğerek elini uzattı. tereddütsüz tokalaştılar. nergiz bir daha elini alnına götürdü, sonra ensesine.

 turgut bey hemen oradan ayrılıp yolun karşısındaki durağa yönelmek arzusundaydı. tam suratını durağa dönmüştü ki gözleri karşıdaki levhaya takıldı. duraktaki reklam alanına görevliler bir afiş asıyorlardı. bir portakal reklamı afişi. bu mevsimde ne portakalı artık, kaldırmalılar bu afişi  diyerek  hızla durağa ilerledi. atkısını boynuna dolayarak şiddetini artıran rüzgardan korunmak maksadıyla reklam alanına yaklaştı. her dakika biraz daha sokuluyor olsada portakal reklamına az sonra otobüs gelecek ve nasılsa ağır ağır buradan uzaklaşacaktı. boynundaki atkıyı çözüp rahatladı.

...
&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-114895530735689053?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114895530735689053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114895530735689053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/05/konan-k.html' title='konağın çöküşü'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-114892660792698352</id><published>2006-05-29T21:15:00.000+03:00</published><updated>2006-05-29T21:16:47.943+03:00</updated><title type='text'>atlas libas aldım bit pazarından...</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;ooo n-marmara yeni template yapmışın :p &lt;a href="http://n-marmara.blogspot.com"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:180%;" &gt;*&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-114892660792698352?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114892660792698352'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114892660792698352'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/05/atlas-libas-aldm-bit-pazarndan.html' title='atlas libas aldım bit pazarından...'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-114885808802056649</id><published>2006-05-29T02:00:00.000+03:00</published><updated>2006-05-29T12:34:12.003+03:00</updated><title type='text'>gül gübre ister</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;(necip fazıl'ın anısına ... )

cumartesi günü tiyatroya gitmeden evvel, yusuf abiyi aradım. çiğ köfte yiyelim dedi. cağoloğlunda tarif ettiği adresi bulup ofise girdiğimde masada ihsan süreyya sırma şu olayı anlatıyordu:

adnan keskin ile üniversitede oda arkaşayız. o çetin altan'ın yazdığı akşam gazetesini okur ben üstadın yazdığı yeni istanbul. adnan bir gün sizinkiler halkı kandırıyorlar diye elindeki yeni istanbulu bana uzattı. devam etti sonra: üstat masada oturmuş şeriatı anlatıyor, hanımı en ön sırada mine etekli haliyle onu dinliyor. bu ne biçim iş. verecek cevap bulamadım. akşam türk ocağında üstatla yaptığımız toplantının akabinde bir fırsatını bulup bu olayı anlattım ve ben arkadaşıma cevap veremedim. akşam beni bekliyor. uyumayacakmış. ne söyliyim ona dedim. masadakilerden çıt yok. üstat agresif bir adam. ne yapacağı belli olmaz. bi taraftan arkadaşlar bana sitem ediyorlar böyle soru olurmu diye. üstat sakin bir şekilde ama gür bir sesle: biz bir gül bahçesi için uğraşıyoruz. gül büyürken gübre ister, işte o gülün dibindeki bok benim. arkadaşına böyle söyle.

bu arada cumartesi günü uzun zaman sonra selim abiyle görüştüm. kendisini ziyadesiyle özlemişiz. hatta sayın yusuf armağan'a katılıyorum, öykülerini kitap yapsın selim abi, bu gençliği fatma karabıyık öyküleri okumaktan kurtarsın :)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-114885808802056649?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114885808802056649'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114885808802056649'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/05/gl-gbre-ister.html' title='gül gübre ister'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-114882513224110687</id><published>2006-05-28T16:57:00.000+03:00</published><updated>2006-05-28T17:16:24.686+03:00</updated><title type='text'>bugünkü falım :p</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:Arial Narrow;" &gt;&lt;strong&gt;&lt;big&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;"Herşey hemen olsun diyenlerdensiniz, ama herkes o kadar hızlı olmayabilir. Değişken ruh haliniz çevrenizdekileri şaşkına çeviriyor. Bugün onayladığınız şeyi ertesi gün ilk kez duyuyormuş gibi davranmanızı çevrenizdekiler kolay kolay kabullenemiyor. Yeni arayışlar içindesiniz. Ama dikkat. Bu arada eskileri kaybetmeyin. Bu günlerde cazibelisiniz ve etrafınızda bir yığın insan var. Ama hepsine güvenmeyin. Baş ağrıları ve mide kramplarına karşı yoga gibi hem bedeni hem zihni gevşeten çalışmalar yapın."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;
&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;meali: evet, hemen olsa keşke diyorum. herkesin bu kadar hızlı olmamasından hoşlanmıyorum ama anlayışla karşılıyorum. değişken ruh halimden dolayı şaşkınmısınız :) yeni arayışlar içinde felan değilim, yalan bu :)) eskileri kaybetmiyorum zaten lanet olsun... bugünlerde cazibeli olduğumu söyleyen tek şey burcum, o yüzden sizlere güvenmeye devam edebilirim. baş ağrılarım için acayip bir hap var. doktoruma burdan sonsuz teşekkürler, yıllardır bu kadar etkilisini kullanmamıştım. ben zaten cıvık bir insanım, yeterince gevşek ve yağlı bir bedenim var.

müneccim.com'un katkılarıyla sunduk efendim. iyi pazarlar...
&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/big&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-114882513224110687?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114882513224110687'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114882513224110687'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/05/bugnk-falm-p.html' title='bugünkü falım :p'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23587095.post-114882360079842128</id><published>2006-05-28T16:37:00.000+03:00</published><updated>2006-05-28T16:40:00.820+03:00</updated><title type='text'>Şşş sus bak sessiz ol</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;uçuyoruz ne güzel kamikaze...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23587095-114882360079842128?l=yazihane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114882360079842128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23587095/posts/default/114882360079842128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazihane.blogspot.com/2006/05/sus-bak-sessiz-ol.html' title='Şşş sus bak sessiz ol'/><author><name>faruk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14300821555313557419</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://www.buyaka.org/doc/taz.jpg'/></author></entry></feed>
